Kaliteli uyku, kalp krizi ve felç riskini azaltıyor

Düzenli uyku, kalp krizi ve felç riskini üçte bir oranında azalttığı belirlendi.

Uyku hayatımızın yaklaşık üçte birini alır. Ruhen ve bedenen toparlanmamızda en önemli mekanizmadır.

Uykumuzda gün içinde biriktirdiğimiz toksinler, atıklar, paslandırıcı diye tabir edeceğim (serbest radikaller) ortadan kaldırılır. Başta stresle mücadele eden hormonları üreten bezler, kalp damar sistemimiz ve tabii ki sinir sistemimiz olmak üzere tüm vücut, ertesi günkü “hayat mücadelesi!” için tekrar hazırlanır.

Benzetme yapacak olursak bir restoranın ertesi güne hazırlanması gibi mesai sonrası bulaşıklar yıkanır, masa örtüleri yenilenir, fırın ocak, yerler, silinir, atıklar çöpe atılır. Ertesi gün yapılacak yemeklere göre malzemeler hızla kullanılacak şekle getirilir, personel işini bitirdikten sonra evine gider, dinlenmeye geçer ama EN SON BAŞ AŞÇI YA DA ŞEF DİNLENMEYE GİDER!! Bekçiler ya da güvenlik, biraz daha rahat çalışacak şekilde göreve devam eder. 

Vücudumuz da aynı şekilde hareket eder. Önce vücut, kaslar öncelikli, fiziksel dinlenmeye, toparlanmaya alınır. Sonra sabaha karşı saat 3-4 gibi beyin ve sinir sistemi  aracılığı ile duygusal toparlanma ya da iyileşme programı devam eder.

Vücudumuzda uyku da, uyanıklık da aktif bir süreç gerektirir. Her iki durumda beyin aktif bir faaliyet göstermek zorundadır.

İsmini çokça duyduğunuz melatonin, uykuda görevli bir hormondur ama sadece uyutmaya yarayan bir hormon değil, vücut için bağışıklık sistemi, hormon sistemi dahil birçok sistem için toparlayıcı, dengeleyici bir hormondur.

Uyku ritmimiz, binlerce yıllık geçmişimizle, bir ritimle paralel şekilde, gece ve gündüz ile uyumlu olmak üzere ayarlamıştır. Karanlıkta uyur dinleniriz, gündüz ışıkta yiyecek buluruz, hayat mücadelesi veriririz. Bu ritme sirkadyen ritim diyoruz. Bu ritim, hormonlarımızla direkt olarak ilişkilidir. Kabaca uyanıklıkta kortizol, uykuda melatonin hakimiyeti vardır.

Buraya kadar sorun yok ama stres, kaygı vesaire; günlük hayatımızın sıkıntıları ile başa çıkamayacak duruma gelirsek bu, gece olması gereken uykumuzu etkiler. Hepimizin bildiği gibi stresli dönemlerimizde uykumuz zor gelir ya da uykumuz olsa bile hafif ve kesik kesik olur. Bu, hormonların uyku kalitesini etkilemesine bir örnek idi.

Gündüz tamamen keyifli bir gün geçirdiniz. Ama gece yattığınız ortam çok aydınlık idi, ya da melatoninle zıtlaşan kahve, çay gibi içecekleri tükettiniz ya da gece vardiyalı bir işiniz var, uyuyamadınız. Az melatonin, vücutta az toparlanma demek olacaktır ki, bunun sürekli olması halinde vücudumuz bunun bedelini mutlaka ödemek zorunda kalacaktır.

Nitekim gece vardiyalı işlerdeki; güvenlik görevlileri, sağlık personeli, işçiler, havayolları ve havalimanı personelleri gibi mesleklerde çalışanlar, erken yıpranma payı adıyla, bu sebeple diğer mesleklere göre daha erken emeklilik hakkı kazanırlar.

Bu yüzden uykuyu sadece bir göz, beyin dinlendirme olarak görmemek ve vücudun tamamını ilgilendiren, beslenme kadar önemli bir süreç olarak değerlendirmeliyiz.

Yakın zamanda yapılan bir çalışma sağlıklı bir uyku düzeninin kalp hastalığı ve felci riskini, YÜKSEK GENETİK RİSKE SAHİP HASTALARDA BİLE, üçte bir oranında azalttığını göstermiştir.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, yüksek genetik riske rağmen, 500.000 kişi, 8,5 yıl boyunca takip edilmiş. Yapılan bu çalışmada; felç ve kalp krizi oranı genetik olarak yüksek riskli, yani aile mirası kötü olsa bile, uyku kalitesi ve süresi iyi olup uyku sorunu yaşamayanlarda, iyi uyumayanlara göre riskin %34 düştüğü saptanmış.

Düşük riskli bir genetiğe sahip olsanız bile, iyi bir uyku düzenine ve kalitesine sahip olmamanız kalp krizi ve felç riskinizi net şekilde artırır.

İlginizi çekecek bir diğer nokta, yüksek genetik riske sahip kişilerde uyku sorunları, normal genetik riske sahip olanlara göre daha fazla görülmekte. Hem genetik riskiniz sıkıntılı, hem de uykunuza dikkat etmiyor iseniz, riskinizi 2,5 kat artırdınız demektir.  

Tabii ki uyku kalitesini sadece yatakta geçirilen süre olarak düşünmemek gerekiyor! Uykunun zamanı (gece karanlıkta), kalitesi (kesintisiz olup olmaması), horlama ve derin uykuya dalmayı zorlaştıracak faktörleri de hesaba katmak gerekiyor.

Bu sebeple temiz hava, temiz su, temiz gıda, temiz çevre gibi, temiz bir uykuyu elde etmek için bireysel ve toplumsal çaba göstermeliyiz.

Bireysel olarak yapılabileceklerden bazıları:

• Gece en geç 00:00’da yatakta olarak, en az 7-8 saat uykuyu garantileyecek bir süre ayarlamak

• Uykudan en az 3 saat önce yeme içme faslını bitirmek (Gece idrara kalkma sorunu yaşıyorsanız, su da buraya dâhil edilebilir.)

• Ve tabii ki cep telefonu, bilgisayar gibi cihazlarınızla ilişkinizi, uykuya niyetlendiğiniz vaktin en az bir saat öncesinde bitirmiş olmanız gerekiyor.

• Spor veya egzersizinizi de adrenalinin uykuyu uzaklaştırıcı nedeniyle, uykudan hemen önce yapmamanız daha doğru olacaktır.

Şimdilik uykunun önemi ve etkileri konusunu özetlemiş olduk.  Dikkatinizi çektiyse şimdiye kadar hiçbir takviye ya da vitamin önermedim çünkü beslenme ve yaşam tarzımızda bir düzeltme yapmaz isek hiçbir vitamin ya da takviye yeterli olmayacaktır.

Bir sonraki yazımızda toplumsal olarak ne yapabileceğimiz ve uykuyu kolaylaştıracak beslenme önerileri ile devam edeceğiz.

Uz. Dr. Zülfikar Danaoğlu / Kardiyolog

Sağlıklı Yaşıyoruz® Danışma Kurulu Üyesi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?