Reklamı Kapat

"Ulusal gazete alanlar, yerel gazete de alsın"

Gazetecilik, zor bir meslektir. Gün boyu haber koşuşturması yapıldıktan sonra, sayfalar hazırların ve baskıya gönderilir. Gazete basıldıktan sonra sıra dağıtımına gelir…  Gazeteler Turkuaz Dağıtım Kocaeli Bölge Başbayi aracılığıyla, büfelere, marketlere dağıtımı yapılır. Sizler de her sabah bulunduğunuz bölgenin en yakın gazete satıcısına giderek, gazetemizi satın alırsınız. Bizi size ulaştıranları tanıtmak için yeni bir köşe hazırladık.

Cihan Baylan
Cihan Baylan Tüm Haberleri

Bizi size ulaştıranların, görüşlerini sizlerle paylaşmak istedik. İlk önce Gazeteler Turkuaz Dağıtım Kocaeli Bölge Başbayi’yi size tanıtmak istiyoruz. Sonra her gün bir gazete satış yerini size tanıtacağız. “Bizi Size Ulaştıranlar” köşemizin ilk konuğu 38 yıllık dağıtıcı, şu anda Turkuaz Dağıtım Kocaeli Bölge Başbayi Sorumlusu Yusuf Gölnar oldu. Gölnar röportajında hem gazetelerin durumu hem de değişen süreçler hakkında birçok bilgi verdi.

Yusuf Bey, sizi tanıyabilir miyiz?

1956 doğumluyum. İzmit’te ilkokul, ortaokul, lise okudum; üniversite tahsilimi Ankara’da işletme üzerine lisans eğitimi alarak tamamladım. 1981 Şubat itibariyle Tercüman Gazetesi’nde bayi müfettişi olarak başladım. Gazetenin krize girmesinden dolayı 1991’de ayrıldım, Afyon Gameda-Yaysat başbayiliğine başladım. Sonrasında ise Adana Yay-Sat başbayiliği yaptım.  2012’nin Nisan ayına kadar orada devam ettim. 2012 yılında Turkuaz başbayiliğine başladık ve devam ediyoruz. Bir tane oğlum var, o da Ankara’da memurluk yapıyor. Bu camiada çalıştık, başka bir iş yapmadık.

“DÜKKAN ANAHTARI İSTEMEYİZ”

Meslekle ilgili zorluklar, kolaylıklar neler?

Sektörü bir tabaka olarak ele alırsak, en alt kasttayız. Yukarıda pişer, en son da servis hizmeti bize düşer. Bizim mesleğimizde 24 saat her zaman hazır ve nazır olmak gerekir. Çünkü ek bir baskı olabilir. Gazetelerin dağıtımında çalışan arkadaşların bayramı, Cumartesi-Pazar’ı yoktur. Biz bazen hiç kapatmadığımızdan dolayı kiralama yaparken dükkan anahtarı istemeyiz. Eskiden nüfus sayımlarında sokağa çıkma yasağı vardı ve petroller bile kapalı iken, biz megafonlarla gazete dağıtımı yapardık. Hem dağıtımı, hem gazetesi gerçekten çok meşakkatli.

Geçmişle şimdi arasındaki farklar neler?

Geçmişle kıyasladığımız zaman hem dağıtım yoğundu, hem de kar marjı daha yüksekti. Bilgisayar ortamından dolayı gazetelerin okunması gittikçe düşüyor. Aynı alanda hizmet ediyoruz, aynı dağıtımı yapıyoruz, ama cirolar düştü. Bundan dolayı başbayi arkadaşlar bir yerde mesleğe olan tutkularından, alışkanlıklarından bu işi götürüyor. Geçmişte gazetelerin satış rakamları çok iyiydi; haliyle ciroların da yüksekliği vardı, başbayiler bundan memnundu, ama dünyada bu seyir var. Dünyadaki azalma seyri yüzde 10 civarındaysa, Türkiye’de maalesef daha fazla. Bu sorun da eğitime dayanıyor. İnsanımız görsele daha yatkın. Bizim insanımız kolayına kaçıyor. Bugün Japonya’da belli bir oranda tiraj kaybetse dahi, Türkiye’deki orana göre daha düşük.

Bir sürü meslekteki aydın insan arkadaşlarımızın en azından bürolarında gazete bulundurmaları gerekirken, bir gidiyorsun gazete yok. Bürolarında bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Hem misafirlerine verebilirler, hem de Türk milletini okumaya teşvik edebilirler.

“KUYRUK OLUYORDU”

Birkaç ilginç anınızdan bahseder misiniz?

Bu mesleğin çok keyifli tarafları da var. Üniversite seçme sınavları internetten olmadığı zaman bizim bayilerimiz önünde kuyruk olurdu. Gazeteler baskıya girmeden önce büroların önünde vatandaşlar kuyruk oluyordu. Vatandaşın ricası için merkezi arardık ‘Şu numaraya bakar mısın?’ diye. Biz bir yerde ÖSYM’nin büro hizmetini de veriyorduk. Promosyon dönemlerinde de hoşnutlar vardı. Gazetelerin geç kaldığı zaman sabahleyin bakkalların, büfelerin önünde kuyruk olması vardı. Bunu görünce heyecanlanıyordunuz. Bunlar da tatlı anılarıydı.

Siz mesleğe başladığınızda nasıl bir ortam vardı?

12 Eylül darbesinden sonra mezun oldum, direkt müfettiş olarak başladım. O dönemde gazeteler belli aralıklarla kapanırdı. Özellikle mevcut iktidarla uyuşmadıkları zaman.  Benim çalıştığım gazete ilk 10 gün, sonra 20 gün fiili olarak kapanırdı. Gazetenin kapatılması, 12 Eylül’ün bir yerde düşünce sistemini de gösteriyordu. Bunlar sıradan gazeteler değil, yüksek tirajları olan gazetelerdi. Bir yerde okuyucuyu cezalandırıyordu. 600-700 bin insanın haber alma hakkını engelliyordu. Bir insanın gazetesi, kağıdı önemli değil, önemli olan o gazete insanın fikrini temsil etmesi. Yasaklama yaparak o okuyucu da yasaklıyorsun.

Promosyonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çanak, tabak gazete ruhuna bence aykırı. Bir yerde mal satıyorsun gazeteyi bir araç olarak kullanıyorsun. Bizim için iyiydi, ama gerçek anlamda okuyucuyu da yok ediyordu. Kim daha iyi ürün veriyorsa okuyucu ona gidiyordu. Gezer bir hal aldı, ama kültür hizmetleri olan şeyler verilebilir. Gazete okumaya bir yerde teşvik edici ya da çocukların zeka seviyesini arttıracak şeylere her zaman destek veririz. Promosyonlar yasaklandı, ama zaten gazeteler artık kültür hizmetlerine yönelik çok da bir şey vermiyor. Akıllı telefon insanı belli bir süre sonra yorar. Gazete veya kitap okumak insanları dinlendirir. 3-5 yaşındaki çocuğa akıllı telefon verileceğine resim defteri verilse daha iyi olur

“BİZDE 27 KİŞİYE 1 KİTAP DÜŞÜYOR”

Türkiye’de genel anlamda eğitim sorunu var mı?

Her parti ‘eğitim sorunu var’ diyor. Bir parti bakan değiştirdiği zaman eğitim sistemi de değişiyor. Eğitim sorunu Türkiye’de hep vardır; çözülmeyen konulardan bir tanesidir. İyi eğitim veren ülkeler arkasından teknolojik ve diğer gelişmelerde öne geçiyor. Mesela Güney Kore, Japonya, Finlandiya. Özellikle Finlandiya eğitimde ciddi adımlar attı. Bizim de eğitime önem vermemiz lazım. Değişimin kaynağı eğitim. TV dizilerinde çocuklara vurdulu, kırdılı şeyler seyrettirmek çocukları kolaycılığa götürüyor. Başarılı olduğunu düşünüyorlar, ama başarı bilgiyle olur, meşakkatlidir.  Gelişmiş ülkelerde yıllık bir kişiye 27 kitap düşüyor. Biz de ise 27 kişiye 1 kitap düşüyor.

Kocaeli’deki okur kitlesi nasıl?

1950’lilerden beri buralardayız. Ben gazetelerde fiili olarak bayi denetimlerine geldiğimde Kocaeli’de şöyle bir güzellik görüyordum; hangi gazete olursa olsun Kocaeli’deki yerel gazetelerin tirajları, ulusaldakilerle aynıydı; geçtiği de oluyordu. Bu iyi bir şeydi. Basın bir yerde ne kadar genel olsa bile yerel olmak zorundadır. Çünkü kendi bulunduğu yerden haberdar olmayan ülkeden de haberdar olamaz. Onun için yerel gazetelerin o ildeki insanları bilgilendirmesi için çok büyük hizmetler veriyorlar.

Tirajlar düştü, ancak diğer illere ve ulusal gazetelerin tirajlarına göre Kocaeli’de durum biraz daha iyi. Hangi ulusal gazeteyi alırlarsa alsınlar insanlarımız, günde bir tane yerel gazeteyi de alsınlar. Kendi ili hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

“KOCAELİ GAZETESİ, ÖRNEK BİR GAZETE”

Dağıtıcıların bir sorunu var mı?

Biz yerel gazetelerin de, ulusal gazetelerin de bayram zamanı çıkmamasını talep ediyoruz. 12 ay, 365 gün insana, okuyucuya bile dinlenme hakkı gerekir. Bayramda gazetelerin çıkmaması hem gazetecileri hem de bayileri dinlendiriyordu. Tekrar o talebimizi yineliyoruz. Bayramlarda gazetelerin çıkmamasını talep ediyoruz.

Kocaeli Gazetesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kocaeli Gazetesi’ni geçmişte de takip ediyordum. Bir yerde anaçtı, diğer yerel gazetelerin ortaya çıkmasına da yol açıyordu. Kocaeli Gazetesi, yerel gazetelerinin anaokulu gibiydi. Orada basın camiasında yetişen insanlar başladılar, orada eğitim gördüler. Ben hala Kocaeli Gazetesi’nin, Kocaeli gazeteleri hakkında dominant olduğuna inanıyorum. Örnek olan bir gazetedir…

“GAZETELERİNE DAHA ÇOK BAĞLILAR”

Unutamadığınız bir anınız var mı?

Ben Afyon’da başbayilik yaptığım zaman, bir gün iş yerime bir doksan boyunda bir subay ve yanında tercüman içeri girdi. Subay Hollanda ordusunda yüzbaşı. Afyon’da NATO yeri yapımında kaldılar. Benden Hollanda’dan iki gazetenin her gün getirilmesini istediler. Kabul ettik, bir gün gecikmeli olarak geldi. İlginç olan sayı 60 kişi kalıyorlardı, 60 tane istediler. 5 tane alsalar da yeterdi dedim. Yüzbaşının verdiği cevap ise, ‘Bu aldığım gazete benim fikrimi temsil ediyor. Konya’da da olsam okurum. O gazete kapandığı zaman benim fikrim de ölecek.’ Ondan dolayı her askere kendi başına birer gazete teslim ediyordu. İnsanlar, her gazeteyi kendi görüşlerinin araçları olarak da görmeliler. O gazetenin kapanması kendi dünyasının da kapanmasını getirecektir. Avrupa’daki, Japonya’daki insanlar gazetelerine daha çok bağlılar.  Ben İzmit Yenidoğan’da büyüdüm. Bir abimiz ‘Bize gazete al’ dediğinde hangisi diye sormazdık, bilirdik kim ne okuyor. Şimdi gazete okuyucusunun sadık kaldığı gazete bitmiş.

11 Şubat 2020 - Gündem

Muhabir Cihan Baylan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?