Reklamı Kapat

Vasıfsız işçi vasıflı işçiyi nasıl kovar?

Emekli Vali Kemal Önal'ın 'Kırk Yıl Yedi Ay' adlı kitabında 'Kocaeli anılarını' anlattığı yazı dizisinin 7. kısmı sizlerle...

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Ekonominin ana kurallarından biri de kötü paranın iyi parayı kovmasıdır. Sir Thomas Gresham tarafından 1558 yılında Kraliçe Elizabeth’in tahta çıkışı sırasında yaptığı konuşmada ortaya atılmış, tam 300 sene sonra da yine bir İngiliz iktisatçı Henry Dunning tarafından iktisat literatürüne sokulmuştur. Piyasada dolaşan paralardan metal değeri az olan paranın, metal değeri fazla olan parayı dolaşımdan kaldırması olarak özetlenebilir.

Kocaeli’nde depremin ilk yaralarının sarılışından hemen sonra yaklaşan kış şartları da dikkate alınarak süratli bir şekilde geçici yapılardan kalıcı konutlara geçiş süreci başladı. Öncelikle sağlam zemin bulma çalışmaları yapıldı. Doğal olarak otoyolun dağlık kesim olan kuzey tarafı yapılaşmaya elverişli idi.

Planlama sonrası ağırlıklı şekilde Ankara’dan Bakanlığın yaptığı ihalelerle hak sahibi vatandaşlara konut yapımına başlandı. Biz de valilik olarak özellikle kalifiye inşaat işçisi eksikliğini gidermek amacıyla bir proje geliştirip başarı ile uyguladık. Ancak sonunda üzülerek belirteyim ki istenilen sonucu alamadık. Halk Eğitim Müdürlüğü imkânlarıyla şehrin ihtiyaç duyulan kesimlerinde kurslar açtık. Herkesin bildiğini sandığı ancak ufak tefek eksiklik olarak görülen detay konularda fenne uyulmadığı için ne büyük felaketlere neden olduğunu bildiğimiz konularda kurslar açtık.

“BİRER MESLEK SAHİBİ YETİŞTİRİYORDUK”

Örneğin zemin ve tavan betonları atılmadan önce döşenen demir kafeslerin bağlantı yerlerindeki tellerin kısa kesilmesi sonucunda muhtemel bir sarsıntıda bu tel bağlantılarının koparak koca binaları ne şekilde yerle bir etmiş olduğunu gördük. Özellikle ilave kat çıkmalardaki başarısızlığımızı, depreme dayalı çöküntülerde nasıl yüksek ölümlü felaketlere sebep olduğunu yaşayarak öğrendik. Bu nedenle açtığımız kurslarda yetiştireceğimiz inşaat ustalarının bu hataları artık yapmayacağına inanarak işe koyulduk. İnanılmaz ölçüde rağbet gördü bu çalışmalar. En azından ilerisi için birer meslek sahibi de yetiştiriyorduk.

İki üç ay içinde kurslarımız ilk semeresini verdi. Valilikçe verilen sertifikalar, gerçek bir başarının ilk adımları olarak görüldü. Ancak çok geçmeden anladık ki kendimizi aldatıyormuşuz. Tüm çabalarımıza rağmen merkezden yapılan ihalelerin teknik şartnamelerine, sertifikalı işçi çalıştırma zorunluluğunu koydurtamadık.

“EĞİTİM HER ŞEYDİR DİYE BOŞUNA DENİLMİYOR”

Yer teslimlerinin yapılmasını takip eden günlerde trenlerle getirtilen vasıfsız işçiler eliyle inşaatlar yürütüldü. Düşük yevmiyeler ile neredeyse karın tokluğuna çalıştırılan ve “ne iş olursa yaparım abi.” diyen bu eğitimi sınırlı vatandaşlarımıza, o büyük projelerin en azından önemli bir bölümü teslim edildi. En büyük dileğim bir daha bu tip yanlışların acısını masum vatandaşlarımızın çekmemesi. Sonuç olarak görüldü ki, Gresham kanunu beş yüz sene sonra, “kötü işçi iyi işçiyi kovar” şeklinde doğruluğunu ispat etti. Eğitim her şeydir diye boşuna denilmiyor…

“SABANCI KÜLTÜR MERKEZİ ONARILMALI”

Depremde önemli hasar gören yerlerde biri de Sabancı Kültür Merkeziydi. Onarılması için çalışmalara başladık. Kültür Bakanlığına durumu bildiren bir yazı gönderdim. Makul süre içinde herhangi bir cevap alamayınca telefonla ne olduğunu sorayım dedim. Olumsuz bir cevabın gelmemesi, umudumuzu da arttırmıştı doğrusu. Ama yanılmışım. Görüştüğüm Genel Müdür Hanım daha lafımı tamamlamadan, Sayın Valim, konuyu biliyoruz, biz o binayı yıkıp yenisini yapacağız” demez mi? Önce inanamadım, kısa bir süre sonra da şaka yaptığını düşündüm. Baktım şaka da yapmıyor. O zaman konuyu kavrayamadığını anladım.

“SAKIP AĞAYI İYİ TANIRIM”

“Genel Müdürüm, herhâlde başka bir yerle karıştırdınız, bu binanın yıkılması da nereden çıktı? Nihayet hafif hasarlı bir bina. Bir miktar ödenek gönderin bu yeterli” dedim. Baktım ki yıkmakta ısrar ediyor, teşekkür edip kapattım telefonu. Keşke adını bir yerlere not etseydim. Her zaman olduğu gibi iş başa düştü. O kadar sponsor aradığımız iş var ki sıra bu binaya gelmez. Kaldı ki doğal olarak Sabancı onarsın derler. Haklı da olurlar. Ancak Sakıp Ağayı iyi tanırım. Vakıf eliyle bu tip işleri yapar sahibine teslim eder, bir daha da dönüp bakmaz. Kendilerine göre oldukça da haklıdırlar. Ne olursa olsun şansımı bir kez denemeye karar verdim.

Uygun bir zamanını kollayarak kendisini Kocaeli’ne davet ettim. Zaten ilimizde büyük yatırımları olduğundan sık sık gelirdi. Makamda çay kahve içip sohbet ediyoruz. Önceden de İl Kültür Müdürüne haber verdim, Merkez Müdürünü de bilgilendirsin ve oralarda bulunsunlar diye. Sohbeti döndürüp dolaştırıp kültür merkezine getirdim. Depremden zarar gördüğünü, onarılması için gerekli ödeneğin gönderilmesini temin bakımından bakanlık nezdinde girişimlerde bulunduğumu, henüz cevap alamadığımı anlattım. Bir taraftan da gözlerinin tam içine bakarak tepkisini ölçmeye çalışıyorum. O ana kadar boş gözlerle bakarak dinledi beni.

“NASIL OLUR AĞAM?’ DEDİM”

Herkes Sabancı’ya söyle yapsın diyor dedim. Ben de onlara cevaben, “…olmaz, söylemem, onlar görevlerini yaptılar, onarımı da kullanan yapmalıdır diye cevaplıyorum” dedim. Kendisine hak verdiğimi ve bir talepte bulunmayacağımı anlayınca rahatlamış bir ifadeyle, “doğru Sayın Valim artık bizim işimiz değil bu” dedi. Zamanının geldiğini anladım ve senaryonun ikinci bölümüne geçtim. Yazıya cevap gelmeyince ilgili Genel Müdürü telefonla aradığımı, yeterli ödeneğin gönderilmesinin neden geciktiğini sorduğumu, Genel Müdürün de cevaben, biz o binayı yıkacağız dediklerini anlattım. Dikkat kesildi. “Nasıl olur yahu?” dedi. Ben de “Nasıl olur Ağam?” dedim.

“SON VURUCU CÜMLEMİ KULLANDIM”

Arkasından son vurucu cümlemi kullandım. Ama inanın içimden geldiği gibi konuştum. “Ağam, Genel Müdürün konudan haberi yok, yıkacaklar yapamayacaklar. Halk hizmetten mahrum kalacak. Daha da önemlisi ve kabul edemediğim şey Sabancı adı yerlere düşecek.” Olmaz öyle şey dedi ve kalkıp oturdu yerine. Konuyu hazmetmesi için hiçbir şey söylemedim bir süre. “Ne yapacağız peki?” dedi, biraz sonra. Fazla üzerine gidiyormuş izlenimini vermemeye çalışarak, “Birazdan yemeğe gideceğiz, istersen önünden geçelim bir bakalım” dedim. “Tamam, bakalım” dedi.

Özel kalemi arayarak, ilgililerin on dakika içinde Sabancı Kültür Merkezi’nde olmalarını, yemeğe geçerken Sakıp Ağa ile uğrayacağımızı, ortalığa çeki düzen vermelerini, biraz da sert bir ifadeyle söyledim. Ve hemen başka bir konuya geçtim. On, on beş dakika sonra çıktık. Merkeze uğradık. Toz toprak içinde olması Sakıp Bey’i haklı olarak üzdü. Biraz gezdik durumu gördü. Kararını verdiğini anlamıştım hareketlerinden. O babacan tavırları ve geleneksel el kol hareketleriyle, “bak Sayın Valim, bana bir kez istemediğim işi yaptırdılar hayatımda, şimdi ikincisini yapıyorum. İkisini de bana yaptıran validir. Biri yıllar önce Malatya Valisi iken Kutlu Aktaş, Malatya’ya Kültür Merkezi yaptırdı.

“PIRIL PIRIL BİR SABANCI KÜLTÜR MERKEZİ YARATTIK”

“Ne işim var benim Malatya’da? İkincisi de sensin. Tatlı dilinizin kurbanı oluyorum. Bir dosya hazırlasınlar bana gönderin” dedi. Ya adamcağız daha lafını bitirmemişti nereden çıktığını anlamadığım bir görevli elinde tuttuğu pembe kapaklı yarım tel dosyayı pat diye uzatmaz mı? Bakanlığa gönderdiğimiz dosyanın bir örneğini, yanına almış lazım olur diye benim işgüzar memurum. Elinden anında kaptım. Revize edip keşif özetini de ekleyip göndereceğimizi söyledim. Amacım bina onarımının dışında zaman içinde yıprandığını gördüğüm koltuk yüzlerini falan da yenilemekti. Düşündüklerimiz gerçekleşti. Pırıl pırıl bir Sabancı Kültür Merkezi yarattık. Sabancı adını da yere düşürtmedik. Yıllar sonra Adana Valisiyken de görüştük. Etrafımızdakilere, “Valiye dikkat edin adama istemediği şeyleri yaptırır bu Vali” der, arkasından da meşhur kahkahasını atardı. Nur’lar içinde yatsın. Çok severdim kendisini. Yeri doldurulamadı.

15 Haz 2020 - 21:30 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


ELEMAN ARANIYOR

Köseköy'de Knauf Fabrikası’nda çalışacak ağır vasıta şoförü aranıyor.

0536 386 21 97

ELEMAN ARANIYOR

PVC - ALÜMİNYUM atölyesinde çalışacak, ehliyetli ve araç kullanma deneyimi olan Tecrübeli eleman aranıyor. Müracaatlar telefonla arayarak, şahsen y...

02623355003

USTA ARANIYOR

TESLA İNŞAAT'ta çalıştırılmak üzere Mesleki yeterlilik belgesine sahip, İnşaat Projesi okuyabilen KALIPÇI ustalar aranmaktadır. Maaş + Sigorta + Y...

0537 456 47 05

Hurda gazete satılır

Hurda gazete satılır

0532 643 01 81

KÖZDEN CAFE UNLU MAMÜLLERİ

İZMİT’TE İKAMET EDEN BAY - BAYAN, TECRÜBELİ GARSONLAR ARANMAKTADIR. Başvurular şahsen yapılacaktır.

0541 255 41 41

YÜRÜYEN VE UÇAN TÜM HAŞERELERLE MÜCADELE

Kocaeli bölgesinde, * Ev * İş yeri * Çeşitli alanlarda ilaçlama yapılır. Covid-19 buharlı dezenfektan yapılmaktadır.

05071250076 KARTEPE TARIM VE İLAÇLAMA

ÜRETİM İŞÇİSİ ARANIYOR

Kocaeli/Kartepe’de Plastik Hammadde ve Geri Kazanım faaliyetlerinde bulunan Garantiplast Fabrikamızda görevlendirmek üzere "Üretim işçisi" arayışımız...

GARANTİPLAST

KİRALIK OFİS

İzmit Belediye İşhanı 7. kat, eşyalı Deniz manzaralı, 28 m2 kiralık ofis

0 532 344 19 97

SATILIK DUBLEKS DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

SAHİBİNDEN KİRALIK ve SATILIK DÜKKAN

Başiskele Sanayi Sitesi’nde Dış cepheleriyle toplam 500 m2, İç cepheleri 195m2 kullanım alanı olan 2’li dükkan

0537 308 16 63


Anket Devlet Bahçeli'den "Yuvana dön" daveti alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sizce ne yapmalı?