Temizkan: Dünya su günü kutlu olsun!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Kocaeli İl Temsilcisi Niyazi Temizkan, 'Dünya Su Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Yayımlanan mesajda şu ifadelere yer verildi: " Ülkelerin doğal zenginliği olan suya olan ihtiyaç arttıkça, daha stratejik bir önem kazanmaya başlayan tatlı su kaynaklarının korunması, verimli ve planlı kullanımı ile değeri daha önemli bir hale gelmiştir. Daha yaşanabilir bir dünya dileğiyle "Dünya Su Gününü” kutluyoruz.

22 Mart 1993’ten beri suyun önemiyle ilgili bilincin ve farkındalığın artırılması amacıyla her yıl farklı temalarla kutlanmakta olan Dünya Su Gününün 2021 yılı teması “Suyun Değeri”dir.

Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü su tüketiminin, üretimden gelen taleplerle %400, termik enerji üretimine bağlı olarak %140 ve ev içi kullanım taleplerine bağlı olarak ise %130 artacağını dolayısıyla 2000 ile 2050 yılları arasında su talebinin küresel olarak %55 oranında artacağını öngörmektedir. Yine benzer bir çalışma, dünyanın içinde bulunduğu koşulların aynen sürmesi durumunda 2030 yılına kadar %40 küresel su açığı ile karşı karşıya kalınabileceği sonucuna varmıştır.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bugüne kadar yaptığımız önerilerimizi, kısa ve uzun vadede yapılması gerekenleri bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.

-Ülkemiz yeraltısu rezervlerinin doğru ve sağlıklı şekilde belirlenmesine yönelik olarak, ülke çapında yeraltı suyu havzalarının hidrojeolojik çalışmaları hızlı bir şekilde tamamlanmalı, havzaların yeraltısuyu potansiyeli belirlenmeli, yapılan yeraltısuyu tahsisleri izleme sistemi kurularak takip edilmelidir.

-167 Sayılı Yeraltısuları Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatında değişiklikler yapılarak özellikle yeraltısularının korunmasına yönelik ciddi ve caydırıcı önlemler getirilmeli, sayıları her geçen gün artan ve 1 milyona yaklaştığı ifade edilen kontrolsüz ve ruhsatsız yeraltısuyu kuyusu açılması önlenmeli, aşırı yeraltısuyu çekiminden kaynaklanan obruk veya zemin oturmalarının önüne geçilmelidir.

-DSİ Genel Müdürlüğü en kısa sürede yeniden yapılandırılarak, Yeraltısuları Daire Başkanlığı kurulmalı, bu başkanlığın öncülüğünde TUBİTAK ve Üniversitelerimizin de katkılarıyla, ülkemiz derin yeraltısuyu akiferleri araştırma programı başlatılmalı, derin yeraltısuyu akiferlerin varlığı ve nitelikleri ortaya konulmalıdır.

-Ekolojik göçler, çölleşme, yok olan sulak alanlar ve meralar, plansız tarım politikaları ve plansız hidroelektrik enerji üretimi gibi büyük problemlerle karşı karşıya olan ülkemizde, küresel iklim değişikliğinin etkileri de dikkate alınarak “kuraklık” ulusal afet mevzuatımıza dahil edilmeli, bu kapsamda 7269 sayılı kanunda gerekli değişiklikler hemen gerçekleştirilmelidir.

-Atık sularımız, özellikle su kıtlığı çekilen yerlerde yeniden kullanılabilir hale getirilmeli, şehir ve sulama şebekelerinde kaçakların önlenmesine yönelik tedbirler alınmalı, kent içi rekreasyon alanlarında yüzey suyu depolanması işlevi de gören peyzaj düzenlemeleri yapılmalıdır.

-Tatlı su kaynaklarımızın %20 si gibi büyük miktarı sanayi sektöründe kullanılmaktadır. Su kullanımının yaygın olduğu sanayi sektörlerinde ileri teknoloji ve atık su kullanımı yaygınlaştırılarak su tasarrufu sağlanmalıdır.

-Ülkemizde tatlı su kaynaklarının %70 gibi büyük kısmı, salma(vahşi) sulama yöntemleri kullanılarak tarımsal ürünlerin sulanmasında kullanılmaktadır. Bu durum tarımsal üretim alanlarımızda aşırı sulama sebebiyle tuzlanma ve çoraklaşmaya neden olmaktadır. Bunun önlenmesi amacıyla salma sulama yönteminin kullanımı hızla değiştirilmeli, ileri teknoloji yöntemleri veya damlama sulama yöntemleri kullanılarak tarımsal alanların sulanması sistemine geçilmeli ve su tasarrufu sağlanmalıdır. Ayrıca Konya gibi su kısıtı bulunan havzalarda ürün paterni değiştirilerek sulu tarım uygulamasından vazgeçilmeli, bu konuda çiftçiye gerekli destek ve eğitim verilmelidir.

-Kentleşme, sanayileşme ve tarım politikaları yeniden gözden geçirilerek yüzey ve yeraltısuyu kirliliğine neden olan unsurlar önlenmeli, yeraltısuyu akiferleri ve beslenme havzalarının üzerinde veya kenarında yer alan yerleşim birimlerinin planlanması veya gerçekleştirilmesi süreçlerinde bu akiferlerin korunmasına özel önem verilmeli, bu alanlar mümkünse planlama süreçlerinin dışına çıkarılmalıdır.

-Başta Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere, kentlerimizin su temin işleri ile sorumlu Genel Müdürlükleri tesisat hizmetleri yapan birimler olmaktan çıkarılmalı, yeniden yapılandırılarak kentlerin su temin stratejilerini oluşturan, bu stratejilerin gerçekleştirilmesi konusunda çalışmalar yüreten birimler haline dönüştürülmelidir.

-Ülkemizin jeolojik yapısına bağlı olarak küçümsenemeyecek miktarda (2-3 trilyon m3) statik rezerv ve fosil su potansiyeli bulunması ihtimali dikkate alınarak, bu suların kesin rezervlerinin belirlenmesi için detaylı jeolojik-hidrojeolojik araştırmalar başlatılmalıdır.

-Kurak ortamlarda göl, nehir ve bitki örtüsüyle kaplı aynı zamanda ekonomik, kültürel, estetik, rekreasyonel ve eğitimsel değere sahip sulak alanlar yeryüzünün yalnızca %0,01`ini oluşturmalarına rağmen, dünyada bilinen biyolojik türlerin neredeyse %10`u için bir yaşam alanı sağlamaktadırlar. Sulak alanlar hidrolojik, karbon ve besin döngülerini sürdüren, doğal tatlı su sağlayan, akışları ve aşırı koşulları düzenleyen, akiferleri besleyen önemli su noktaları olup, bu alanların korunup geliştirilmesi gerektedir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde sulak alanları yapılaşmaya açan “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde” değişiklik öngören düzenleme iptal edilmelidir.

-Su yapıları ile ilgili proje ve tesislere adeta olumlu karar vermenin alt yapısı olarak kurgulanmış ÇED süreçleri değiştirilmeli, hiçbir bilimsel kritere göre belirlenmeyen ve denetlenmeyen can suyu miktarı konusu toplumsal fayda ve bilimsel ilkeler çerçevesinde yeniden tanımlanmalıdır. Ekolojik gerçekler ve kamu yararının göz ardı edildiği, enerji gereksiniminin karşılanmasına katkısı olmayacak HES`lerden vaz geçilmelidir.

-Ergene, Amik, Menderes, Kızılırmak gibi su havzalarının kirlenmesine sebep olan her türlü kirletici unsur (sanayi, tekstil, otomotiv vb) tespit edilerek, gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalı ve denetleme mekanizması devreye sokulmalıdır. Kirletenlere karşı caydırıcı işlemler tesis edilmelidir.

-Suyun doğal çevriminin sürdürülebilmesi ve canlı yaşamın devamının sağlaması adına, suyu ticari bir meta olarak gören anlayış yerine, suyun tüm canlılar için yaşamsal bir hak olduğu gerçeğinden hareketle bir çerçeve “Su Yasası” çıkarılmalıdır. Daha yaşanabilir bir dünya dileğiyle "Dünya Su Gününü” kutluyoruz."

22 Mar 2021 - 14:06 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket İzmit Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?