Yerli sanayi, gayret muhribinde ABD ambargosunu nasıl alt etti?

      Yaklaşık 50 yıldır bu mesleğin içinde olmamız nedeniyle çok olaya tanıklık ettik, dağarcığımıza çok bilgiler depoladık. Not almaz ve yazmazsak uçup gidiyor. 

     Bir de, bizim mesleğimizde “çevre körlenmesi" diye bir olay var. Her gün yanından geçtiğimiz bir insanı, yapıyı, nesneyi beynimiz öylesine kanıksamıştır ki, onu haber ve yazı konusu olarak görmezsiniz.  Yabancı ve meraklı bir çift göz ise gelir yanıbaşınızdaki o insan, yapı, nesne veya işle ilgili destan yazar. Siz de şaşırırsınız.        

    Konumuz, hem “Sanayi Kenti" hem “Donanma Kenti"  olmamız nedeniyle hem donanmamızı hem sanayimizi ilgilendiriyor.

    Son aylarda Ege'de, Akdeniz'de tam anlamıyla satranç oynanıyor.  Krizler, tacizler, meydan okumaların ardı arkası kesilmiyor.  Ege'de birçok oldu bittilere imza atan ve Akdeniz'de de türlü oyunlar oynayan  kötü komşumuz  Yunanistan, “Aferim koçum arkandayız" diyen özellikle Fransa ve ABD'nin verdiği gazla olmadık işler yapıyor. 

    Tabi bu oyun ve düzenbazlıklarla mücadele edebilmemiz için güçlü bir donanmaya ihtiyaç var. Bu karmaşa arasında, asıl konumuz olan “Ambargo" sözünü de daha sıkça duyar olduk.

     Bir süre önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da, isim vermemekle birlikte ABD ve bazı NATO ülkelerini kastederek, “Bazı dost ülkeler parasını ödediğimiz halde taahhüt ettikleri anlaşmasını yaptığımız malzemeleri vermiyor" diye sitem etti.

    Yani açık açık askeri malzeme ihtiyaçlarımıza  ambargo uygulandığını söyledi.  Bunun ardından, geçtiğimiz günlerde ABD'nin zaten daha önce “Siz bu projeyi unutun" mesajı verdiği F-35 savaş uçakları projesinden tamamen çıkarıldığımız açıklandı.  

   Aslında bu yazıda 1974'deki Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra uygulanan ambargo ve Türkiye'nin Almanya işbirliği ile gerçekleştirdiği yerli "Ay Sınıfı" Denizaltı Projesine kadar gidilebilir.  O proje ile ilgili de tehditler, gözdağları birbirini kovaladı. Bir de pas geçilen çok büyük bir olay yaşandı. Tesadüf mü, sabotaj mı bilemiyorum ama Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst komuta kademesi toptan yok oluyordu.

    Yakinen tanık olduğum o olayı başka bir yazımda anlatacağım. Tabi Muavenetin vurulması olayını da birçok kişi unuttu ama ben unutmadım.

    Gelelim asıl konumuza.. FETÖ kumpasının kurbanı olarak tutuklanan, başta Milli Gemi Projesi olmak üzere yerli yedek parçaya kadar birçok girişimin mimarlarından biri olan, 29 Nisan 2018'de kaybettiğimiz Deniz Kuvvetleri eski komutanı Özden Örnek, tahliyesinden sonra İzmit'te yakınlarının evindeki buluşmamızda ambargo dönemi ve kurulan kumpasların nedenlerinden bana kısaca söz etmişti.  Daha sonra okuduğum Mil-Gem Projesi ile ilgili bir röportajında da dikkatimi çekmişti. 

    Biliyorsunuz, Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra ambargo üstüne ambargo yedik. ABD'nin bize “Siz kendi geminizi yapmayın, biz size eskileri  onarıp veririz  kullanırsınız" diye verdiği denizaltı ve savaş gemilerinde büyük sıkıntılar yaşanıyordu.  Barış Harekatında kullandığımız gerekçesiyle yedek parça vermiyorlardı. Donanma personeli, gemilerimize gözü gibi bakıyordu. Ancak metallerin de bir kullanım ömrü vardı. Kullanım ömrünün dışında basit üretim hataları da ömrünü kısaltıyordu.

    Aslında ABD, bizden ve bu hurdaları verdikleri ülkelerden,  yedek parça fiyatlarıyla  iki gemi parasını çıkarıyorlardı, o da ayrı.

GAYRET MUHRİBİNİN İLGİNÇ HİKAYESİ VE TÜRK SANAYİCİSİ

    ABD'den aldığımız gemilerden biri de, şu anda İzmit sahilindeki Marina yanında demirli bulunan ve Müzeye dönüştürülen, her gün yanından geçip uzaktan da süliyetini gördüğümüz  Gayret Muhribi  idi.  Gemi ABD'de 1946'da yapıldı. Kore savaşına bile katıldı. 1973'de bize geldi.  Bu geminin bir özelliği, hibe olmayışıydı.

   O sıkıntılı dönemde aslanlar gibi parasını ödeyerek satın almıştık. Milli gemimizdi.  Kıbrıs Barış Harekatı sırasında da çok önemli görevler aldı. Ancak alındıktan 3 yıl sonra 1976 yılında  muhribimizin hareket kabiliyetini sağlayan çok önemli dişlilerinden biri aşınma ve kırılma nedeniyle devre dışı kaldı.. Dişli ile birlikte hasarlı bazı yedek parçalar ABD'den istendi, ambargo nedeniyle verilmedi.  Kıbrıs ile ilgili yaşanan gelişmeler nedeniyle sıkıntı büyüktü. Çok kritik dönemdi. Türkiye ambargolar nedeniyle “Hasta adam" olarak anılmaya başlanmıştı. Ekonomik ve siyasi krizler de yaşanıyordu.

    Bir de ABD'nin bize hibe ettiği veya sattığı eski  gemi ve denizaltılarla ilgili  şartı vardı. Bu gemilerde, ABD'nin bilgisi olmadan kesinlikte değişiklik yapılamazdı.  Her değişiklik için onların onayı gerekiyordu.  Değişiklik veya  ilave yaptığın silah ve radar  sistemi  dahil her şeyi  bildirmek zorunda olduğundan her sırrını da biliyorlardı.

MERHUM ÖZDEN ÖRNEK ANLATMIŞTI

   Özden Örnek'in anlattığına göre, önce Gölcük Tersanesi'ndeki  imkan ve kabiliyetler araştırıldı. Parça orada yapılamadı. Diğer aşamada Türk sanayicileri ile görüşmeler yapıldı.

    Bazen, “Aman canım, yerli malı işte” diyoruz ya. Sakın öyle demeyin.. O dönemler artık çok gerilerde kaldı. Parçanın tüm özellikleri, direnci incelendi ve Türk sanayicileri en kralından, hatta daha uzun ömürlü olarak  bu dişliyi ve parçaları yaptı.  Ambargo olmasa belki de ABD'nin birkaç milyon dolara satacağı dişli, inanır mısınız Gayret Muhribi'ni  gemi hizmet dışı kaldığı 1995 yılına kadar  tıkır tıkır binlerce mil seyir yapmasını sağladı.

    Bu olay yerli sanayi ve sanayicimize öyle büyük güven sağladı ki, en küçük arızada ABD'dan talep ettiğimiz parçaları bizimkiler yapmaya başladı. Milli Savunma ile Yerli Sanayici arasında bir köprü oldu.

    İleriki  yıllarda yine ABD'nin tüm karşı çıkmalarına rağmen, Türk-Alman işbirliği ile Ay Sınıfı denizaltı inşaatı ve  bugün  en uzak denizlerde bile bayrak gösteren gemileri inşa ettiğimiz Milli Gemi Projesi'nin  (Mil-Gem) hayata geçirilmesine kadar büyüdü.

   Bir civatası için ABD silah sanayiine yüzbinlerce dolar ödediğimiz elimizdeki  ABD hurdası gemilerin yedek parçalarının yerli sanayici tarafından yapılması amacıyla 2006 yılında Başiskele İlçesi 'ndeki Seymen mevkiinde bulunan  Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Malzeme Depo Komutanlığı'nda  malzeme sergisi oluşturuldu.  Bu sergi sayesinde her yıl milyarlarca dolar ödediğimiz gemi yedek parçalarının yaklaşık yüzde  70'i, belki daha fazlası  şimdi bizim sanayicimiz tarafından üretiliyor. 

   Bizim o tarihte yaptığımız haberi buldum, daha ilk sergide yer alan 350 malzemeden 273'ünü bizim sanayicimiz yapmaya başlamıştı bile. Şimdi belki bu sayı birkaç bini bulmuştur. 

    Çünkü günümüzde bizim yapabildiğimiz bazı ürünleri de dünyada başka ülkeler yapamıyor.

    Silah sanayiine dayalı ekonomisiyle Dünya'yı kızıştırıp her yere silah satan ABD'nin silah tüccarlarının hoşuna gitmese de bu hala devam ediyor. 

   ABD'nin uzun süredir bize karşı tavrı ve hoşnutsuzluğu, soğukluğu da bundan..

    Bir önemli hatırlatma daha. Uluslararası ilişkilerde asla “dost" kelimesini telaffuz etme. Uluslararası ilişkilerde dostluk yoktur, menfaat vardır. 

    Menfaat biter, dostluk da biter. 

    Tıpkı Türkiye'nin Rusya ile biraz yakınlaşması, Rusya’dan aldığımız S-400 savunma sistemi ve ABD’nin buna karşılık F-35 uçak projesinde bizi safdışı bırakması gibi.. 

# İzmit

29 Nis 2021 - 18:17 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?