Müsilaj, çalıştay ve kirliliğin geçmişe uzantısı

Kentin sorumluları “Nasıl olsa deniz kendi kendine temizler” diye düşünürken, Kocaeli Gazetesi’nde 2 Mayıs’ta yazmıştım.  Yazının içinde ilginç benzet...

Kentin sorumluları “Nasıl olsa deniz kendi kendine temizler” diye düşünürken, Kocaeli Gazetesi’nde 2 Mayıs’ta yazmıştım.  Yazının içinde ilginç benzetmelerde de bulunmuşum. “Aslında o beyaz madde ,  denizin insanoğlunun yüzüne tükürmesidir, fakat anlamıyoruz.” demişim.

İzmit Körfezi’nde 14 yıl aradan sonra yeniden görüldüğünde herkesin seyrettiği,  sonradan  “Müsilaj” adı verilen bu madde, İstanbul sınırını aşıp  Marmara’ya yayılmaya başlayınca  ne kadar büyük bir bela olduğu anlaşıldı. Yine ilk yazımda “İstanbul’a kar yağmayınca Türkiye’ye kış gelmez” hatırlatmasında bulunmuştum.

Tam da öyle oldu. İzmit Körfezi’nde görüldüğünde kimsenin sesi çıkmadı. Şimdi, bu beyaz bela Dünya medyasının gündemine de oturdu. Avrupa’dan Amerika’ya, Avustralya’ya kadar tüm Dünya medyası görüntüleriyle Marmara ‘daki  müsilaj belasını gündeme getiriyor.  

İzmit Körfezi ve Marmara’nın evsel ve sanayi atıklarıyla kirletilmesine yıllarca  seyirci kalanlar, şimdi denizi fosseptik çukuru gibi kullanıldığını itiraf ediyorlar. Bu bela her yeri, hatta deniz zeminini de  kapladıktan sonra,  “ Cumhurbaşkanı’nın talimatlarıyla” Bakanlık da harekete geçti. İzmit’te bazı milletvekilleri, Marmara’daki illerin Vali ve  Belediye Başkanlarının da katılımıyla bir çalıştay yapılarak önlem listesi hazırlandı.
İnsanın aklına, “Cumhurbaşkanı talimat vermeseydi, faciayı seyretmeye devam mı edecektiniz? “ sorusu da gelmiyor değil.

DEPREM ÇIĞIRTKANLIĞI BİLE YAPILMIŞ

Her fırsatta hatırlatmada bulunuyorum. Şimdilik Marmara’ya çöken ve Ege için de endişelendiren bu müsilaj belası ilk kez 2007’de İzmit Körfezi’nde görüldüğünde o tarihlerde yaptığım haberleri karıştırdım. Her zamanki gibi bilim dışı ulemalar öyle yakıştırmalarda bulunmuşlar ki, işi deprem ihtimaline bile bağlamış. “Deprem olacak” çığırtkanlığı da yapmışlar.  

TÜBİTAK, İTÜ ve İstanbul Üniversitesi “Kirlilikten” demesine rağmen,  bu ortalık karıştırıcılar Marmara Denizi’nin altında gaz ve sıcaklık artışı olduğu, bu beyaz maddenin de sıcaklık ve gaz artışı nedeniyle denizanası ile diğer küçük canlıların ölmesinden kaynaklandığını söylemiş.

BİLİMADAMI SÖYLEMİŞ, DİNLEYEN KİM

17 Ağustos 1999’da 7.4’lük büyük depremden canı  yanan bölge insanını panikleten bu söylentilere son noktayı yine bilim insanı koymuş.  O tarihte yaptığım haberin içinden Prof. Naci Görür’ün konuya ilişkin  açıklamasıyla ilgili alıntıyı aynen kullanıyorum:

Olayın tamamen kirlilikten kaynaklandığını ve depremle ilgisinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Naci Görür şunları şöyle diyor:

“Ben Marmara Denizi’nin dibine daldım. Zeminini de çok iyi biliyorum. Kirli maddeler sürekli deniz tabanına iniyor. Bu benim alanım olmamasına rağmen bu beyaz maddenin kirlilikten kaynaklandığını söyleyebilirim. Bazı organizmalar adaptasyon sağlayamadığı için ölüyor. Tamamen oşinografik şartlar. Akıntı sistemi de bunları götüremiyor “

DİLOVASI ARAŞTIRMA KOMİSYONU

Peki, İzmit Körfezi’nin kirlilikten kurtarılması için birşeyler  yapılmış mı?

Evet, öyle bir girişimde bulunulmuştu. İlk müsilajın görülmesinden bir yıl önce 2006’da en önemli kirletici bölgelerinden olan Dilovası için Türkiye Büyük Millet Meclisi Bünyesi’nde “Dilovası Araştırma Komisyonu” kuruldu.

Elbette bu müsilajın sorumlusu tek başına Dilovası değil. 

Fakat kimyasal kirleticillerin çoğunluğu kontrolsüz, üstüste yığılmayla Dilovası’nda toplanmış. Başkanlığını, 22. dönem Kocaeli Milletvekili olan  AK Partili Eyüp Ayar’ın yaptığı, yine dönemin Kocaeli Milletvekilleri AK Partili Nevzat Doğan, CHP’li İzzet Çetin, Salih Gün’ün de üye olarak görev aldığı komisyon Dilovası’nda ne yapmış.

Allah şifa versin, sevgili dostum Salih Gün ile ciddi rahatsızlığından dolayı telefonla uzun konuşamadım. Fakat Sendikacılık döneminden beri yakından tanıdığım, 22. Dönem Kocaeli Milletvekilliğinden sonra 24. Dönem  Ankara Milletvekili de seçilen İzzet Çetin ile konuştum.

Neler yapılmışı bırakın, neler yapılamamış neler?

Komisyonun çalışmaları ve tespitleri ile ilgili raporları sakladığını söyleyen İzzet Çetin’in anlatımına göre, Dilovası gerçekten Kocaeli’de hava, toprak ve denizin en büyük kirletici üslerinden biri.

BAZILARI MİLLETVEKİLLERİNİ TESİSLERE ALMAK İSTEMEMİŞ

TBMM bünyesinde kurulmuş bir komisyon olmasına rağmen, bazı fabrikalar inceleme için gelen milletvekillerini tesislere almak bile istememişler. Arıtma tesisleri  ya hiç yok, olanlar da masraflı diye çalıştırmıyormuş. Yani düşünsenize onlarca yıldır her türlü kimyasal gizli kapaklı yine denize gidiyor.

Gebze tarafından gelip OSB’lerin arasından geçen, bazen simsiyah bazen köpüklü veya  rengarenk zehir akan ve İzmit Körfezi’ne dökülen Dil deresi  ile ona bağlı bir kol resmen denizi de zehirlemiş. Derenin Körfez’e döküldüğü noktada hala canlı yaşamadığını da belirteyim.

HURDA ERİTEN TESİSLER

Konu buraya gelmişken,  işin acı bir yanına da değineyim.  Şu demir çelik hammaddeleri var ya. Kimyasal silahların da kullanıldığı Irak savaşından kalan kirli hurdalar ile Rusya’dan getirilen ve radyasyonlu olduğu belirtilen yine radyasyonlu hurdalar bu tesislerde eritilmiş, sonra onlardan tencere tava yapılmış.  İzzet Çetin’in anlattığına göre hurdaların radyasyon ölçümü ise, komisyonun “Türkiye Atom Enerjisi görevlileri yapmalı” ısrarına rağmen, bu tesislerin güçlü ve hatırlı yöneticileri “Bizim kendi elemanlarımız var onlar yapıyorlar. Hurdalar temiz” demişler. Tabi çıkan havayı da bir güzel solumuşuz. Solumaya da devam ediyoruz.

Sonrası malum. Komisyonun görev süresi başladığı gibi bitmiş. Raporlarda tehlikenin büyüklüğü, denizi, havayı, toprağı kirleticiliği anlatılmasına, yeni tesis kurulmaması için tavsiye kararı alınmasına rağmen yeni tesisler de kuruldu.  Bölgede parlayıcı, patlayıcı, zehirleyici kimyasal depolama ve tanklar üst üste yığıldı, deniz de liman büyütme bahanesiyle oldu bittilerle dolduruldu.

KÖMÜRCÜLER OSB’YE NE DEMELİ?

Hazırlanan raporda dikkatimi çekti.

Dilovası’nda iki mahallenin boşaltılması bile istenmiş. Buna rağmen, kentin tepesine yeni OSB’ler ve Kömür işleme tesisleri kurulmuş. Zehirle birlikte yöre insanı kömür tozu solumaya da mahkum edilmiş. Dilovası’nın şimdi yeni derdi kömür tozu. Balkonlarına çamaşır bile asamıyorlar. Deyim yerindeyse, onda derdin üzerine tam anlamıyla tüy dikilmiş,

İzzet Çetin ile çok şey konuştuk. Ulusal bir televizyona konuk olarak alsalar da uzun uzun belgeleriyle raporlarıyla anlatsa.

Hatırlarsanız, adı bir ara “Kanser ovası” na çıkan Dilovası’nda bir bilim insanı annelerin sütünde ve bebeklerin kakasında ağır metallere rastlandı şeklinde açıklama yaptı diye bu kentin bir yerel yöneticisi tarafından “Şarlatan” olmakla suçlanmıştı.

Biliyorum okudukça kafanız karıştı. Kafaları karıştıracak daha o kadar yazılacak şey var ki..

Tanık olduklarımızın hepsini yazsak,  bu bölgede “Şansına yaşıyormuşuz” demekten kendinizi alamazsınız.

06 Haz 2021 - 22:47 - Gündem

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 1.988.669 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?