Reklamı Kapat

Aleviler taleplerini sıraladı

Kocaeli 2 Temmuz Sivas Katliamını Anma Platformu tarafından Sivas Katliamı’nın 28’inci yıl dönümü nedeniyle basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada talepler sıralandı.

Nazım Özgün Erbulan
Nazım Özgün Erbulan Tüm Haberleri

Sivas Katliamı’nın 28’inci yıl dönümü nedeniyle bugün İzmit’te bulunan Belediye İş Hanı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Kocaeli 2 Temmuz Sivas Katliamını Anma Platformu tarafından gerçekleştirilen basın açıklamasına platform üyelerinin yanı sıra İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, CHP İl Başkanı Harun Yıldızlı, İl Kadın Kolları Başkanı Songül Kaya, CHP İzmit İlçe Başkanı Hakan Çakar, EMEP, SYKP, SOL Parti, sendikalar ve vatandaşlar katılım gösterdi.

BARBARCA KATLİAMI GERÇEKLEŞTİRDİLER”

Kocaeli Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Birol Sağlam tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Sivas katliamının üzerinden 28 yıl geçti. . Madımak 28 yıldır hala yanıyor. Yirmi sekiz yıldır Alevilerin canı, teni, inancı, kültürü, maddi ve manevi varlığı yanmaya devam ediyor. Katliamın öncesinde gerici ve şeriatçı örgütler haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtıp “kıyam” çağrılarıyla Sivas’a gelecek olan aydınlarımızı ve canlarımızı hedef gösterdiler. Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce seyrettiler. Bu insanlık düşmanı katiller kan ve intikam sloganlarıyla katliam için harekete geçerlerken hiçbir devlet gücü onlara değil müdahale etmek, herhangi bir hamlede dahi bulunmadı. Bu katiller planlı bir şekilde teşvik edilip yönlendirildiler. Katliamcı güruh önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezine saldırdı. Ancak orada bulunan canların direnişiyle püskürtüldüler. Şeriatçı-yobaz katil sürüsü nefret saçarak, sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip güvenlik güçlerinin gözleri önünde bu barbarca katliamı gerçekleştirdiler.

RAHATÇA YURTDIŞINA ÇIKTILAR”

Açıkça görüldüğü gibi Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin organize ettiği ve katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı. Sonra bu katliamda yer alan gerici katil güruh içinden sadece çok küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular. Hiçbir sağlık sorunu olmayan, katliamda başı çekenlerden biri olduğu kanıtlanan ve mahkemede hiçbir pişmanlık belirtmeyen Ahmet Turan Kılıç tamamen hukuksuz bir kararla affedildi. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulun(a)madı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Bir kısmı da arama kararlarına rağmen hiçbir engelle karşılaşmadan rahatça yurtdışına çıktılar. Bu gün özellikle Almanya’da yaşadıkları tespit edilen bazı katillerin ise hala iade edilmediği gibi, içişleri bakanlığının ''aranan teröristler...'' listesinde de olmadıkları avukatlarımızca tespit edilmiştir.

YARGILANMALIDIR”

Alevi ve Kürtlere karşı nefret söylemleri, ırkçı ve cinsiyetçi sosyal medya paylaşımlarında bulunan İstanbul İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimi Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hiçbir şey olmamış gibi görevine devam ederken bu sapkın düşüncenin uzantıları diğer yandan çocuk masallarında Alevilerin kutsallarına ve değerlerine hakaret edecek kadar karanlık fikirlere hapsedilmiş ahlaki değerleri köhnemiştir. Elmalı’da 6 ve 10 yaşında iki çocuğun uğradığı istismarı yazdıklarını söylediklerini ce resmettiklerini görmeyi ve okumayı vicdanımız kaldırmadı. Tüm masum çocuklarımızın uğradığı bu insanlık dışı eylemlere örf adet ve ananelerimize uymayan kararlar verilmesi toplumsal ahlak erozyonu karşısında vicdanlı hâkimleri ve savcıları göreve çağırıyoruz. AKP nefret ve kin, ötekileştirici ve inkârcı söylemleri yaşamın her alanında sürdürmektedir. Bu gün çok daha net görüyoruz ki o gün Madımak otelini kuşatan zihniyet, mafyalaşarak ülkeyi kuşatmış durumdadır. Bu nefret ve ötekileştirici söylemlerin bir sonucu olarak HDP İzmir il örgütüne yapılan saldırı sonucuna Deniz Poyraz katledilmiştir. Sadece eli silahlı saldırgan tetikçilerin değil bu katliama zemin hazırlayan ve azmettirenler de yargılanmalıdır. Şiddetin, kadın katliamının, tecavüz ve tacizlerin artarak sürdüğü, kadına karşı tüm şiddet biçimlerinin sıradanlaştırıldığı, LGBTİ+’ların sistematik olarak hedef gösterildiği bir ortamda, İstanbul sözleşmenin kaldırılmasını gündeme getirmek tüm bu suçlara zemin hazırlamak demektir.

TALEPLERİNİ SIRALADILAR

Covid 19 pandemisini bahane ederek, insanların özel yaşam alanları kısıtlamıştır. Ülkede on binlerce esnaf iflas etmişken, insanlar intihar ederken AKP’nin derdi canlı müzik yasaklamaktır. Ekonomik kriz giderek derinleşmekte, krizin faturası işçilere ve emekçilere kesilmekte, sürekli gelen zamlar nedeniyle yaşam, halkımız için her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda pandemi süresince plansızlık ve programsızlıklar diğer yandan eğitimde var olan fırsat eşitliğinin sağlanamaması sorunu salgın döneminde daha da artmıştır. MEB’in görevi tüm öğrencilere eşit şartlarda eğitim imkânı sağlamak ve bunun için her türlü tedbiri almak iken tüm insiyatifi öğrenci ve velilerine bırakarak fırsat eşitsizliğinin artmasına yol açmıştır Alevilerin hakta ve özgürlükte eşit yurttaşlar olarak tanınma talebinin içeriği ve gerekçeleri açıktır. Aleviler vardır ve Alevilik haktır. Tam da bu nedenle;

Türkiye toplumunun utancı olarak görülmesi gereken tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşilmeli ve bu bağlamda; Madımak Oteli utanç müzesi yapılmalıdır.

Zamanaşımına uğratılan Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarının dosyaları yeniden açılmalı ve failleri ortaya çıkarılmalıdır.

Eğitim, öğretim başta olmak üzere tüm kamu hizmeti alanlarında ve bürokraside Alevilere yönelik ayrımcılık iddiaları, hukuk devleti ilkesine inanan tüm yurttaşların adalet duygusunu tatmin edecek biçimde soruşturularak aydınlatılmalıdır.

Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.

Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmelidir.

Alevi köylerine zorla cami yapılmasına son verilmeli,

Hacı Bektaş Dergâhı, dergâhın gerçek sahipleri olan Alevilere teslim edilmelidir.

Gasp edilen alevi dergâhları ve kutsal mekânlarına yönelik yağmaya son verilmeli ve iade edilmelidir.

Gerçekten laik, evrensel insan hak ve özgürlüklerinin güvencede olduğu, hiç kimsenin kaygı duymadığı bir ülkeyi mutlaka inşa edeceğiz. Demokrasi için, barış ve kardeşlik için, adalet için mücadeleyi duraksamadan sürdürecek, yaşadığımız katliamların hesabını bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek, barış ve kardeşliğin ülkesini kurarak soracağız”

02 Tem 2021 - 19:42 - Gündem

Muhabir Nazım Özgün Erbulan

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 2.343.553 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Faruk Tınac - Unutursunuz bir kaç yıl sonra boşuna Traş yapmayın Dersimde 1936 yılında 36 bin Alevi kimyasal bombalar ile katledildi siz bile hatırlamıyorsunuz hatırlasanız onu da protesto ederdiniz. dersimi unuttuğunuz gibi bir kaç yol sonra bunu da unutursunuz hiç büyük laflar etmeyin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Temmuz 21:42
01

Ş. Tepeli - Sivas'ı unutmayın ama başbağlar katilleri nerede belli değil yok onu hiç anmayın çünki alevi değiller ondanmı acaba o zamanki linç ettiğiniz b. başkanı ile bu gün evlendiğinde cabası

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 02 Temmuz 19:59



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?