Sinestezi ve farklı algılar

Bir resmi hayal etmek bazı zamanlar zorlayıcı olsa da genellikle mümkündür. Resmin içerisindekiler anlatıldığında, tasvir edildiğinde gözümüzün önünde bazı görüntüler canlanır. Bu görüntüler çoğunlukla gerçek olanını andıracak tiptedir ki geçen haftaki yazımda bu durumun böyle olduğunu az çok görmüş oldunuz. Somut renkler, görüntüler, hayal edilmesi ve zihnin kuytu köşelerinde bulunması daha kolay olan varlıklardır. Aynı zamanda onları betimlemek de daha kolaydır. Bir resmi betimlerken kelimeler aklımıza kolay bir şekilde akar ve ağzımızdan çıkar. Peki bu durum müzik için nasıldır?

Müziği betimlemek çok zordur. Onu anlatacak, notalarını hissettirecek kelime neredeyse yoktur. Varsa da onları bulmak hiç kolay değildir. Aynı şekilde notaların mükemmel birleşimini hayal etmek de oldukça zordur. Bir parça ne kadar mükemmel bir şekilde anlatılırsa anlatılsın, o parçayı asıl haline benzer bir şekilde hayal edebilecek çok az insan vardır bu dünyada. Belki hiç yoktur bile. Böyle ilginç bir şeydir müzik. O bir sanattır, mükemmel birleşimlerle oluşmuş bir eserdir. Hayal edilmesi zor olan ama ruha huzur verendir. Onu düşününce bile bir mutluluk duyar insan. Ama şarkılar betimlendiğinde onları bulamaz, hissedemez, anlayamaz. Çünkü müzikte somut varlıklar yoktur, notalar gözle görülemez. Onları yalnızca duyabiliriz. Resimlerdeki gibi renklerden değil, seslerden oluşur. Bundan dolayı, resimlerin renklerinden dolayı, tabloları daha rahat hayal edip bir şarkı betimlendiğinde onu hissedemeyiz.

Peki ya müziğin renklerini görebilseydik? Ya o zaman ne olurdu?

Düşünün… En sevdiğiniz şarkının renklerini görebildiğinizi düşünün. Onu anlatmak, betimlemek daha kolay olmaz mıydı? Aynı şekilde, yine bu renkleri görebildiğinizde, size betimlenen bir şarkıyı daha kolay bir şekilde hayal edemez misiniz? Evet, elbette edersiniz. Peki böyle bir şey mümkün mü?

Siz seslerin renklerinin asla görülemeyeceğini, bunun bir saçmalık olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak bu doğru değildir. Sinestezi sahibi insanlar seslerin, kokuların, sayıların, hatta haftanın günlerinin renklerini görebilir, belirli sesleri duyduklarında vücutlarının belli yerlerinde dokunma hissi hissedebilir, bazı kelimeleri duyduklarında ağızlarında belli tatlar oluşabilir… Bu insanlar yedi sayısının kırmızı olduğunu düşünebilir, çalan alarmlarının sesini duyduklarında başlarının okşandığını hissedebilirler. Aynı zamanda sayılar karşılarında bir insan şeklinde bile belirebilirler. Mesela iki sayısını gördüklerinde karşılarında küçük bir kız çocuğu belirebilir. Kişi ne zaman bir şeye kızsa kulağında özel bir ses duyabilir, üzülse bir tat hissedebilir.

Sinestezi kelimesi dilimize Yunanca’dan geçmiştir ve syn (birlikte) ile aisthesis (algı, his, duyum) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bu iki kelimenin birleşimi ile ortaya çıkan sözcük “birleşik his” olarak da tanımlanmıştır.

Şu an sizler bu yazıyı okurken belki de dışarıdan geçen bir arabayı duyuyorsunuz, annenizin pişirdiği yemeğin kokusu geliyor burnunuza, gözleriniz kelimelerin üzerinde dolaşıyor… Her insanın beyninde duyu sinyallerini algılamak için görevli alanlar vardır ve dediğim bu eylemlerin hepsini bu bölgeler sayesinde yapabilirsiniz. İşitsel korteks kulaktan gelen ses sinyallerini işler ve duyduğumuz sesleri tanımlamamızı sağlar. Görsel korteks de aynı işi gözden gelen ışık sinyalleri için yapar. Sinestezi sahibi olmayan kişilerde bu bölgeler birbirinin işlerine hiçbir şekilde karışmaz, herkes kendi görevini yapar. Ancak sinestezik kişilerde bu bölgeler birbirleriyle fazla konuşur, birbirlerinin işleriyle daha fazla ilgilenirler. Bundan dolayı işitsel korteks bir sesi işlemeye çalışırken görsel korteks de bu sesi işler ve bu şekilde insanlar duyduğu seslerin renklerini görür. Bu durum diğer tüm duyularda da gerçekleşebilir.

Sinestezi sahibi bireyler toplumun neredeyse yüzde 4,4’ünü oluşturuyor ve bu kişilerin çoğu sinestezi sahibi olduklarını bilmeden hayatlarını yaşayabiliyor. Hatta bu kişiler diğer tüm insanlarda da onlarda olan bu algısal yeteneğin bulunduğunu düşünüyor. Sinestezinin kendiliğinden olan ve çok doğal gibi görünen yapısı sayesinde kişiler bunu gerçek bir şey gibi algılıyor. Tabii bundan rahatsız da olmuyorlar. Çoğu insan yaşadığı tecrübeleri ve algıları hoş veya nötral olarak betimliyor. Bazı kişiler sinesteziden iş dünyasında bile yararlanabiliyor.

Bana sinesteziyi tanıtan ve onunla ilgili bildiğim her şey öğreten şey, geçen yıl bu dönemlerde okuduğum Pia Mater isimli bir kitap oldu. Pia Mater çok sürükleyici bir roman, daha doğrusu çok sürükleyici bir Nöro-Roman. Kitabın yazarı Serkan Karaismailoğlu, bu kitabıyla edebiyat dünyasını yeni bir tür ile tanıştırmış oldu. Nöro-Roman, sinirbilimsel gerçeklerin belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür.

Pia Mater’in ana karakterlerinden biri olan Alef, sinestezi sahibi bir bireydir. Alef duyduğu kokuların renklerini görebilir ve bu sayede büyük bir şef olmuştur. Çünkü gördüğü renkler sayesinde yemeklerin nasıl daha mükemmel olabileceğini anlamıştır.

Kitap boyunca pek çok başka karakteri ve bu karakterlerin hikâyesini okuruz. Anlatılan hikâyeler boyunca ise sürükleyici bir kurgu ile nöroloji biliminin ince noktalarını öğreniriz.

Pia Mater, en sevdiğim kitaplardan biri, sinestezi ise en sevdiğim nörolojik olaydır.

Yazımı size soracağım bir soru ile bitirmek istiyorum.

Siz sinestezi sahibi olmak ister miydiniz? En sevdiğiniz kokunun, sizi mest eden şarkının nasıl renklere bürüneceğini görmek ister miydiniz? Alarmınızın dokunuşunu hissetmek, sayıların dünyasına renkler katmak ister miydiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder

# ile, bir

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?