“Baskın seçim” veya “seçimsizliğin” işaret fişekleri

Türkiye’nin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değil.

İktidarın bu enflasyon ortamında, bu pahalılıkta, bu işsizlikte bir süre daha yol alabilmesi imkânsız.

Önünde iki yol var.

Ya rakiplerini hukuk dışı yollarla tasfiye edip sonbaharda seçime gidecek…

Ya da rakiplerini tasfiye ederken toplumun sinir uçlarına iyice dokunup kaos ortamı yaratacak ve Türkiye’yi “seçimsiz bir sisteme” sokacak.

Başka kurtuluşu yok.

Ya biri, ya diğeri…

Türkiye’de normal bir siyasi ortam yok, önümüzdeki seçim süreci de normal şartlarda huzurlu, sakin, hukuk çerçevesinde geçmeyecek.

İşte görüyorsunuz, her gün yeni bir olay.

Her gün toplumun sinir uçlarına dokunma…

Her gün rakip partileri tasfiye etme girişimi…

İlk işaret fişekleri

******

Son günlerdeki olaylara bakın, iktidarın kafasından neler geçtiğini anlarsınız.

Bir…

Cezaevindeki Hizbullahçı teröristler ve yeraltı dünyasının önde gelen isimleri bir bir serbest bırakılıyor.

Neden acaba?

Bunlara önümüzdeki günlerde nasıl bir görev verilecek?

İki…

CHP’li belediyelerin düzenlediği gençlik şölenleri iptal edilirken, Milli Eğitim Bakanlığı 600 Suriyeli genç için Antalya’da 5 yıldızlı otelde “uyum festivali” düzenliyor.

Neden acaba?

İktidar, neden Türk gençlerine festivali yasaklarken, Suriyeli gençlere 5 yıldızlı otelde beş günlük uyum festivali düzenliyor?

Bu farklı uygulamanın altında, Türk ve Suriyeli gençleri birbirine düşman etme yok mu?

Bu, Türk gençlerinin sinir uçlarına dokunma değil mi?

Üç…

Suriye ve diğer ülkelerden gelen mülteciler bugün Türkiye’nin en büyük sorunu.

Kayıtlı kayıtsız 8-9 milyon ne idüğü belirsiz yabancı yaşıyor aramızda.

Bizim düzenimizi, ağzımızın tadını bozdular.

İşimize, aşımıza ortak oldular.

Sosyal ve ekonomik sorunlarımızı artırdılar.

Geldiğimiz noktada, AKP, Suriyelilere sahip çıkıyor, “Onlar bizim kardeşimizdir, geri göndermeyeceğiz” diyor, muhalefet partileri ise Suriyelilerin geri gönderilmesinden yana.

Neden acaba?

AKP, Suriyelilerin Türkiye’de kalmasından nasıl bir yarar bekliyor?

Suriyelilerin, Türklerin işini aşını elinden alması, iktidara nasıl bir yarar sağlayabilir?

Yaratılan bu ortam, Türklerin sinir uçlarına dokunmak, Türkleri Suriyeliler üzerine kışkırtmak değil mi?

Veya iktidar mensuplarının, Suriyelilere “Bakın biz sizi istiyoruz, ama muhalefet istemiyor” söylemi, Suriyelilere muhalefet parti yöneticilerini hedef gösterme değil de ne?

İktidar, Suriyeliler üzerinden kaos ortamı mı yaratmak istiyor?

Ve en son Canan Kaftancıoğlu olayı

*******

Şu olup bitene, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun başına gelenlere bakar mısınız?

Kaftancıoğlu’nu, 9 yıl önceki “sosyal medya paylaşımları” nedeniyle bugün yargıladılar ve 4 yıl 11 ay 20 gün hapisle cezalandırdılar.

Dahası, “siyasi yasak” getirdiler.

Suçu neymiş?

*Kamu görevlisine karşı, görevinden dolayı hakaret.

*Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alanen aşağılamak.

*Cumhurbaşkanına hakaret.

Tamam da, eğer bu suçlardan dolayı siyasiler cezaevine tıkılmaya ve siyasi yasaklı ilan edilmeye kalkılırsa, TBMM’de milletvekili kalmaz.

Sonra 9 yıldır neredeydiniz?

Eğer Canan Kaftancıoğlu, CHP il başkanı olmasaydı…

Eğer Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin kazanılmasında önemli rol oynamasaydı…

Böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalacak mıydı?

Demek ki, verilen ceza hukuksal değil, siyasal.

Seçimler yaklaşırken, Canan Kaftancıoğlu “siyasetten tasfiye” edilerek, başkalarına da gözdağı verilmek isteniyor.

Bence, Canan Kaftancıoğlu bir ilk.

Peşi sıra diğerleri gelecek.

Yakında, yargılanmakta olan Ekrem İmamoğlu’na da benzer bir ceza verilirse şaşırmayın.

Hatta CHP ve genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başına da farklı bir çorap örebilirler.

Bütün bu olaylardan sonra HDP’nin kapatılması da artık kaçınılmaz görünüyor.

Zor günler

********

Önümüzde “zor günler” var.

Türkiye artık “yönetilemez” hale geldi.

İktidar da bunun farkında, ama yine de “koltuğu” bırakmak istemiyor.

Akıl almaz, hukuk dışı yöntemlere başvuruyor.

Son günlerde yaşadıklarımız, olacak şey değil.

Oysa bu ülke belirli bir ailenin, belirli bir zümrenin malı değil.

Padişahlık, sultanlık dönemleri çoktan geçti…

Başbakanlık, cumhurbaşkanlığı her neyse, belirli bir dönem halk adına devlet yönetimini üstlenmektir.

20 yıl yönetmişsin, hâlâ yine ben yöneteceğim başkası yönetmeyecek ısrarı!

Böyle bir şey olabilir mi?

Bak geriye, kimler gelmiş kimler gitmiş?

Devlet yönetimi, bir emanettir, bir nöbettir.

Halkı ve halkın verdiği görevi bloke etmenin anlamı yok.

Yazık ediyoruz ülkemize.

Bu yapılanlar, halka eziyet etmekten başka bir şey değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

kibarcik - sen 2023 de kacakmısın yıne ankaraya hızlı trenle gıdıp souylıyemıyexeksın senın karnının agrısınıreıs gecırmıyecek oyle bagırıpo duracaksın veselam

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Mayıs 18:24
02

Ada - Biz yönetimden memnunuz. Sizde zaten oy vermediniz. Demokrasi diye bağırıyosunuz. Bu iktidarı da çoğunluk seçti. Yanlış nerede.

Yanıtla . 2Beğen . 3Beğenme 14 Mayıs 11:32


Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?