Vali Hanım: Kadınların sınavı

20’li yaşlarımın başında başörtüsü meselesinde, bu konu iki uç tarafından çekiştirilirken kafası karışık ve bir öyle bir böyle düşünen; doğru olanın hangisi olduğuna karar veremeyenlerdendim. Laiklik meselesi ekseninde konuya bakınca “ne okul ne kamu kurumu buna izin vermeli” diye düşünürken; insan hakları ve cinsiyet eşitliği meselesinden bakınca “aynı fikirlere sahip erkek, tüm bu haklardan yararlanırken kadın neden dışlansın” yorumu arasında gidip gelirdim. Gel zaman git zaman Türkiye bu konuyu aştı. Üstelik CHP’nin bu konudaki uzun yıllara dayanan blokajını kaldırmasıyla aştı ve toplumsal bir uzlaşı hayata geçmiş oldu. Bugün bu meselenin çözülmüş olması konusunda teşekkür edenlerin Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu birbirinden ayırmadan teşekkür etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Zaman içinde başörtülü kız öğrenciler üniversitelere girdiler, akabinde ortaokul ve lisede de bu engel kalktı. İlkokul, ortaokul ve daha küçük yaştaki kızların tesettüre aileleri eliyle sokulması konusunda benim kişisel çekincelerim bambaşka bir perspektifte. Henüz soyut kavramları algılama kapasitesi olmayan zihinlere din eğitiminin; katı şekil şartları ekseninde verilmesini sağlıklı görmüyorum ancak aileler elbette kendi çocukları üzerinde, devletten ve otoriteden daha yüksek bir söz hakkına da sahip olmalılar ve bu siyasi değil pedagojik bir konudur. Bu da bugünlerdeki kişisel zihinsel açmazlarımdan. Ancak bu başka bir yazının ve belki yazı dizisinin konusu. Bunu burada kesiyorum.

Geçtiğimiz hafta ilk kez başörtülü bir vali göreve başladı. Uzun süredir milletvekilinden hakimine, memurundan savcısına kadar farklı resmi görevlerde tesettürlü kadınlar görev yapıyorlar. Valinin ilk kez atanması da elbette doğal olarak bir gündem yarattı. Bu atamaya sert muhalif tepkiler verenler bir avuç azınlık olarak kaldı. Zira bu konu artık çözüldü ve geçmişte kaldı. Üzerinde tepinen de yok, siyasi rant devşirmek için uğraşanların hanesine yazan ekstradan bir artı da yok.

ERKEKLERİN HEGEMONYASI

Bu yazıyı yazdığım 21 Mayıs sabahından bir gece önce, Twitter’da birkaç tweet gördüm ve o konu hakkında yazılanları araştırınca da bu yazıyı yazmaya karar verdim. İlk başörtülü valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın Afyon’da görevine başlamasının akabinde çalışmalarından servis edilen fotoğraflarda, kurumundaki erkek çalışanlarla tokalaştığı bir fotoğraf üzerinden kopan kıyameti gördüm. Birçok siyasal İslamcı, görüşleri neredeyse IŞİD seviyesine yaklaşan kişi Vali Hanımı linç ediyorlar. “Bize zafer kazandınız diyorlar ama bu kare bize aslında kaybettiğimizi gösteriyor. Laik düzenin içinde karşı cinsle tokalaşma haramına girilmiş” gibi özetleyebileceğimiz tepkiler var.

Bu konuda Milli Görüş’ün ilk dönemlerini örnek veren, “Erbakan hoca ve arkadaşları tokalaşmazdı” diye o yılları bir asr-ı saadetmişçesine anlatanlara karşı “size ne kardeşim, sizin görüşleriniz çok radikal, ne var kadın işi gereği bunu yaptıysa” diyen mütedeyyin kadınlar canhıraş bir şekilde Vali Hanımı savunuyorlardı. Hatta beni en çok dehşete düşüren de bu savunmayı yapan hanımların birisinin tesettürün tüm kurallarına uygun, yaklaşık 20 metreden çekilmiş ve yüzünü bile zor seçtiğimiz bir profil fotoğrafı olmasına dil uzatan bir İslamcı erkek kullanıcı “sen haramı zaten bu fotoğrafı profiline koyarak kabullenmişsin” demesi oldu. Bu nasıl bir ilkelliktir. Bu dini karşısındakini acıtmak için silah olarak kullanmaktır, kanımca çok büyük bir haramdır da.

Türkiye dindar – seküler çekişmesini Tanzimat Devri’nden beri yaşıyor. Ancak 28 Şubat sonrasında bu fikri tartışma ne yazık ki post-modernitenin dünyayı bir ahtapot gibi sarması üzerine basit ve anlamsız konulara indirgendi. Kadınların başındaki örtü, bir dünya görüşü mücadelesi olan bu ikiliğin tek simgesi haline geldi. Olan yıllarca kadınlara oldu, hala daha çözüldü sandığımız bir meselede kadınları sosyal linçe maruz bırakan bir erkek egemen dikta söz konusu. Bu sefer karşı mahallenin değil, kendi mahallelerinin erkekleri kadınlara vuruyorlar hem de gavura vururcasına.

Öte yandan bambaşka bir dünya görüşüne sahip kadınlar da iktidar mahallesinin bir takım unsurlarından sistematik olarak dayak yiyor ve dışlanıyor. Mütedeyyin kadınlar muhalif kanattan güç dengeleri lehlerine göründüğü için şimdilik dayak yemezken, kendi mahallelerindeki radikaller tarafından dayak yiyorlar. Yiğitlik, mertlik, delikanlılık konusunda mangalda kül bırakmayan bu ülkenin erkekleri ancak kadınlara horozlanabiliyorlar. Bu ne büyük bir ikiyüzlülüktür.

KADINLAR BİRLİK OLMALI

Geçtiğimiz haftalarda hayatını kaybeden Eski ABD Dışişleri Bakanı MadeleineAlbright’ın 2006 yılında söylediği meşhur bir sözü vardır ve sürekli olarak atıf yapılarak kullanılır. “Kadınları desteklemeyen kadınlar için, cehennemde ayrılmış özel bir yer vardır”.

Ne yazık ki erkek egemen siyaset ve kültürel hegemonya içerisinde uzun yıllar boyunca kadınlar; erkeklerin argümanları üzerinden birbirine düşman edildi. Ancak ne mutlu ki özellikle Y ve Z kuşağı gençlerde bunun zerre kadar bir yansıması yok. Bir önceki nesillere enjekte edilmiş simgeler üzerinden düşmanlık anlayışı bu kuşakta pek yok. Sürekli kızdığımız post-modernitenin, geçmiş modernite dönemine ait çıpaları ortadan kaldırmasının; bunda bir etken olduğunu düşünüyorum.

Büyüklerinin düşmanlıklarının çok büyük bir kısmı kentli gençlerde yok, kırsalda bu tutucu yapı halen daha belirli oranda mütedeyyin kesimlerde var olmakla beraber; zaman içinde erozyona uğrayacaktır. Zira bu eşyanın tabiatıdır.

Vali Hanımın gördüğü tepkiler arasında KADEM ve TÜRGEV kökenli olması, iki mahalleden tepki görmesindeki simgeler oldu. Muhalif kesim TÜRGEV’li Vali diye tepki koyarken, siyasal İslamcı kesim de KADEM’li Vali olarak tepki gösterdi.

KADEM bildiğiniz üzere mütevelli heyeti başkanlığı görevini Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yürüttüğü ve muhafazakar camia içerisinde kadın hakları konusunda inisiyatif alan güçlü ve örnek bir yapı, batıdaki tabirle bir baskı grubu. Hatta İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sürecinde de iktidar kampı içerisinde en çok direnen aktör olarak bu sözleşmeye karşı çıkan yapılar tarafından yaylım ateşine tutuldu.

Bu süreç bize göstermektedir ki siyasal İslam ekolünün kadınlar konusundaki tüm argümanları tamamen baskılama ve hayatlarını rehin alma üzerine kuruludur ve onları bayrak yaparak bir hedefe ulaşmak içindir. Geçmiş yıllarda sıklıkla kullanılagelen insan hakları ve kadın hakları argümanları; Vali Hanım bir erkeğin elini sıktığı anda yerini linç argümanlarına bırakmıştır.

Mütedeyyin insanların yöneldiği sağ siyasi hareketler üzerine bir baskı kurmaya çalışan ve bunu onlarca yıldır belirli ölçüde başaran dini organizasyonların kendi içlerinde de elbette farklı görüşte olanları, bu olayı mesele etmeyenleri de var. Ancak tek bir örnek üzerinden genelleme yaparak linç etme ne yazık ki günümüzün bir gerçeği.

Mütedeyyin kadınlar, hayatta başarılarıyla var olmak ve doğal bir arzu olarak kendileri gibi mütedeyyin evlatlar yetiştirmek istiyorlarsa; üzerlerine kurulu olan seküler tahakkümü kırdıkları gibi, dini organizasyonların tahakkümlerini de kırmak zorundalar. Aksi halde bugün kazanım diye gördükleri şeyler; kendilerini denklemden çıkarmak isteyenlerin lehte ya da aleyhte propaganda çalışmaları olmaktan öte gidemeyecek.

Vali Hanıma yeni görevinde başarılar dilerim. Bu olaya tepki gösteren, siyasal spektrumun en ucundaki iki marjinal azınlık gruba da Allah’tan akıl ve ruh sağlığı dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?