Lale Darcan Tığ ve Bahçemdeki Saray

İzmitli olup da Lale Darcan Tığ Hanım’ı tanımamak büyük bir eksiklik. Ben de tanımıyordum. Demek ki ben de bu eksikliği duyanlardanım. 52 yıldır İzmit’teyim. Keşke diyorum, çok önceleri Lale Hanım ile tanışsaydım.

İzmit’e değer katan, çok yönlü Lale Hanım’ı sizlere tanıtmak istiyorum.

Kendisini iki veya üç kez Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD’te) cumartesi günleri düzenlenen şiir etkinliğinde şiir okurken gördüm. Önceleri işte günlerinin boşluğunu böyle etkinliklerde değerlendiren biri sandım. Yanılmışım. Lale Tığ Hanımefendi yazar, şair, fotoğrafçı, ressam, tasarımcı, antikacı yani on parmağında on hüner olan bir entelektüel.

Sosyal medyada “Bahçemdeki Saray” adlı kitabının imza gününü okuduğumda, imza gününün yapıldığı tarih, yer ve saatte bir okur olarak kitabını imzalatmaya gittim.

Kitabını imzalarken, kısa bir süre sohbet ettik. Bu arada imza gününde başka okurlarla da tanıştım. Çok da mutlu oldum.

Yeni bir kitap almışsam, hele yazarına imzalatmışsam hemen okumaya başlarım. Kitap hakkındaki düşüncelerimi de ya sosyal medyada yazarım, ya da telefon ederek görüşlerimi bildiririm. Bu kez görüşlerimi telefonla yazara bildirmek yerine, yazarı bu köşede yazmak istedim.

Lale Hanım’ın kitabını zevkle okudum. Çocukluk yıllarını, ailesini, mahallesini, komşularını anlatırken, o günler ile bugünleri karşılaştırarak okuyucuyu eskilere götürüyor ve bugün ile karşılaştırmasını sağlıyor. Hele İzmit’in sosyo kültürel yapısını çocukluk döneminde yaşadıkları ile okuyucularına sunması mükemmel.

İzmit esnafının yerlerini, kişiliklerini, o günkü müşterilerine davranışlarından tutun da giyinişlerine kadar, İzmit’in yazlık ve kışlık sinemalarının yerlerini ve sahiplerini isim, isim anlatması geçmişini doya doya yaşadığının bir göstergesidir sanıyorum.

Halkın sinemaya olan ilgisini büyük bir ustalıkla yazmış. Hele yabancı filmlerin adlarını ve kimlerin oynadıklarını tek tek sıralaması büyük bir hafızayı gerektirir. Buradan da anlıyoruz ki Lale Hanım büyük bir sinema tutkunu.

Cumhuriyetin getirdiği, insan onuruna yakışan toplumsal yeniliklerin toplum hayatını nasıl şekillendirdiğini ve değiştirdiğini anlatması okuyucuyu eskilere götürüyor. Hele Radyo’nun 1950 yıllarında toplum hayatına girmesiyle, toplum hayatında yaptığı değişikliği ve ilerlemeyi, radyonun kendi ailesindeki değişimi ve onun vazgeçilmez bir ev aleti olduğunu anlatması da kendisinin bir toplum bilgini olduğunu bize göstermektedir.

Kitabının her bölümünde annesinden söz ederek, kendisinin annesine ne kadar düşkün olduğunu ve onun yaptıkları ile iftihar ettiğini, bir idol olarak gördüğünü anlıyoruz. Zaten kendisinin sanatsal bir karaktere bürünmesi, annesinin etkisinde çok kaldığını ve genlerin de bunda etkili olduğunu görmekteyiz.

O yıllarda mahalledeki komşuların nasıl bir dayanışma içinde oldukları, birbirlerinin sorunlarına nasıl sahip çıktıklarını ve çözmek için nasıl birlikte hareket ettiklerini hiçbir detayı kaçırmadan yazmış.

Sanatsal duyarlılığı nedeniyle, belleğine kazınmış onlarca gözlem ve olaya kitabında yer vermiş. Buradan kendisinin iyi bir gözlemci, hatta dinleyici olduğu sonucunu çıkarıyorum.

O günün geleneklerini örnekleriyle açıklaması okumaya değer. Örneğin tarhana, erişte, turşu, reçel yapmak istiyorsanız Lale Hanıma başvurabilirsiniz.

O günleri yaşamış biri olarak bugün bunları görmek olanaksız. Bazen bu duruma çok üzülüyorum ama ne yaparsın, kapitalist sistemin özelliği önce kendini kurtarmak. Senden başkası seni ilgilendirmiyor. Bırakın komşuları, kardeşler bile birbirlerini tanımıyorlar.

Lale Hanımın kitabını okurken yaşadığı şehre işte benim vatanım dediğini ve İzmit’e âşık olduğunu anlıyorsunuz. Kitabın satırlarında İzmit için çok güzel şeyler yazmış. Yaşadığı şehri dolu, dolu yaşamayan biri nerede, ne var, orayı kim işletiyor bilemez. Lale Hanım hepsini biliyor.

Romanının sayfalarında, satırlarında Cumhuriyet ve onun kurucusu Atatürk’ten hayranlıkla söz ediyor.

Kitap hakkında fazla bir şey yazmayayım. İzmit’in geçmişini, o gün halkın yaşam tarzını, insan ilişkilerini, dayanışmayı öğrenmek istiyorsanız “Bahçemdeki Saray’ı” okumanızı öneririm.

Lale Hanım “Bahçemdeki Saray’ı “ çok sade bir dille yazmış. Öz Türkçeyi çok ustalıkla kullanmış. Çocukluk yıllarında radyo program yapımcıları hep Öz Türkçe kullanırlardı. Lale Hanım çocukluk döneminde annesi ile birlikte radyo programlarını dinleyerek, hafızasına Öz Türkçeyi kazımış ve kitabını yazarken de buna çok dikkat etmiştir.

Bu toplumun Lale Hanım gibilerine gereksinimi var.

Yolun açık olsun Cumhuriyet kadını.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder

# bir, ile

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?