İktidar, şapkasından bir türlü “tavşan” çıkaramadı

Zor iş…

Dünyanın benimsediği doğruluğu kanıtlanmış ekonomik modelleri bir tarafa atarak, abuk sabuk yöntemlerle Türkiye’yi düzlüğe çıkarmaya çalışmak çok zor.

Dikkat edin, iktidarın bugüne kadar ortaya koyduğu ekonomik modeller Türkiye’yi her geçen gün biraz daha uçuruma sürüklüyor.

Felakete ilk adım, “Faiz sebep enflasyon netice” inadıyla atıldı, enflasyon patladı.

Arkasından “Nas ortada” dendi, faizler fırladı.

“Çin modeli büyüme” sözüyle, cari açık kontrolden çıktı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Artık Türkiye’de ortodoks ekonomi politikaları yerine heteredoks ekonomi politikaları tercih edileceğini” söyledi, ancak sözü edilen para politikası da kısa zamanda çöktü.

“Rekabetçi kur modeli” de fiyasko ile sonuçlandı.

Özetle, ekonomi artık dikiş tutmuyor, ama bizim muhteremler kendi kafalarına göre ekonomik model arayışına ve ekonomik model uydurmaya devam ediyor.

Çok gayret ediyorlar, olmadık yöntemler deniyorlar, ancak bir türlü şapkadan “tavşan” çıkaramıyorlar.

Türk Lirası’nın değer kaybını bir türlü önleyemiyorlar.

Lira, tepetaklak düşüşünü sürdürüyor.

Şimdi sırada hangi ekonomik model var, toplum bunu çok merak ediyor.

Ekonomiden anlayan herkes “Bu yol yol değil, memleketi batırır” diye çağrıda bulunmasına rağmen, Türkiye’nin tek yöneticisi Erdoğan “burnunun doğrultusunda yürümeye” devam ediyor.

Yolun sonunun uçurum olduğunu bile bile, inadını sürdürüyor.

“Faiz” sözcüğünün “f”sini ağzına alması sakıncalı olmasına rağmen, geçenlerde tuttu yine “Faizi indirmeye devam edeceğiz” deyiverdi.

Küt, döviz yine anında pik yaptı.

Bir devlet; kuralsız, kurumsuz, sistemsiz, bir kişinin günlük ruh haline göre yönetilebilir mi?

Bir futbol maçı düşünün, iki takımdan 22 futbolcu sahada top oynuyor, maçı yöneten bir orta hakem var, iki yan hakem var, bir de 4’üncü hakem var.

Yetmiyor, “VAR”da da iki hakem daha görevli.

22 futbolcunun oyununu 6 hakem kontrol ediyor, buna rağmen hemen hemen her maçta hırgür çıkıyor.

AKP iktidarında ise 85 milyonluk ülkeyi tek kişi yönetiyor.

Her şeye bir kişi karar veriyor.

Devlet yönetiminin üç temel erki olan “yasama” da o, “yürütme” de o, “yargı” da o.

Bir kişinin her şeyi bildiğini iddia ettiği bir ülkede, işlerin yolunda gitmesi mümkün mü?

Böyle bir ülkede kendini bilen kişiler devlet yönetiminde görev kabul eder mi?

İşte olup bitenler ortada.

Her taraf sapır sapır dökülüyor.

İşin garibi, ortada “sorumlu” da yok.

Cumhurbaşkanını, “görevleri ile ilgili işlemlerden” sorumlu tutamıyorsun.

Anayasamız böyle diyor…

Bütün işleri de cumhurbaşkanı yaptığına göre, olup bitenin ve yaşanan rezilliklerin sorumlusu yok demektir.

Böyle bir “devlet düzeni” olabilir mi?

Devleti yönetenler, var olan sistem içinde görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışır…

Sistemi ortadan kaldırıp, sistemsizlik içinde, başıboşluk içinde devleti yönetmeye kalkmazlar.

Türkiye, ne yazık ki böyle bir süreçten geçiyor.

Bakalım bu kötü gidişin sonu nereye varacak?

M. TANZER ÜNAL - KOCAELİ GAZETESİ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?