Âşık Veysel’e bu kin neden?

Geçenlerde gazetelerde haberi çıktı:

“Halk ozanının adı memleketindeki okuldan kaldırıldı. Âşık Veysel Sivas’tan siliniyor”

Haberi okurken “Bu kadar da vefasızlık, bu kadar da terbiyesizlik olmaz” diye geçirdim içimden.

Haberin özeti şöyle.

Sivas Fatih Mahallesi’nde bulunan Âşık Veysel Ortaokulu, önce okulun yanında yeni yapılan bir binaya taşınmış.

Yeni binaya Âşık Veysel adı yerine sendikacı Mehmet Akif İnan adı verilmiş.

Âşık Veysel Ortaokulu binasına ise başka bir mahallede bulunan Fatih Anadolu Lisesi taşınmış, okulun adı da Fatih Şehit Muhammed Demir Anadolu Lisesi olarak değiştirilmiş.

Anlayacağınız, efsane ozan Âşık Veysel’in ismini memleketi Sivas’tan silmek için resmen “hile” yapmışlar.

Alavere dalavere, Âşık Veysel ismini değiştirmişler.

Âşık Veysel’e bu terbiyesizlik neden?

*******

İnsan, Âşık Veysel gibi bir değerimize böyle bir vefasızlığın yapıldığına inanamıyor.

Neden diyorsunuz, bu öfke, bu kin, bu terbiyesizlik neden?

Âşık Veysel, bu topraklarda yetişmiş insanlığın ortak bir değeri.

Hangi ruh hali, böyle bir değerden rahatsız olabilir?

Aklıma ilk gelen, Âşık Veysel’in Alevi ve Bektaşi geleneğinin güçlü bir ismi olması.

Tamam da, ülkemizdeki Alevi düşmanlığı bu noktaya getirilmiş olabilir mi?

Sanmıyorum, ama eğer salt Alevi olduğu için Âşık Veysel’in ismi o okuldan silindiyse, vah bu memleketin haline!

İkinci neden

*******

Aklıma ikinci olasılık olarak Âşık Veysel’in Demokrat Parti döneminde “Vatan Cephesi”ne karşı takındığı tutum geliyor.

Veysel’in, Adnan Menderes’in baskıcı tutumuna karşı başkaldırısı…

Kısaca o olayı hatırlatayım.

1950’li yıllar…

Demokrat Parti iktidarda,  CHP muhalefette.

Türkiye’de henüz “çok partili sistem” kültürü yok, ilk defa uygulanıyor, bu nedenle siyasi hava son derece gergin.

(Hoş, aradan 70 yıl geçti, bugün de iktidar-muhalefet ilişkilerinde değişen bir şey yok. Aynı tas aynı hamam)

Özellikle 1955’ten itibaren Demokrat Parti, muhalefet üzerindeki baskısını iyice artırıyor.

Tarih, 12 Ekim 1958…

Yer, Manisa…

Muhalefetin eleştirilerinden iyice rahatsız olan Başbakan Adnan Menderes, yaptığı konuşmayla halkı “Vatan Cephesi” saflarında toplanmaya çağırıyor:

“Muhalefetteki arkadaşlarımızın vatanperverliğine bugün bir defa daha huzurunuzda müracaat ederek rica ediyorum. Kin ve ihtirası desteklemekte devam etmesinler. Vatana hizmetin hangi istikamette olduğunu düşünerek muhalefetin kötü gidişine paydos desinler. Anarşiye ve nifaka paydos dedikten sonradır ki, hakiki demokrasinin ve hürriyetin güneşi bütün parlaklığı ile ortaya çıkacak, milletimizin terakki ve tealisine giden yolu daha da aydınlatacaktır.”

Başbakan Menderes’in bu konuşması, devlet görevlileri tarafından “emir” kabul ediliyor ve ertesi günden itibaren halk “Vatan Cephesi”ne katılmaya zorlanıyor.

Üzerinde baskı uygulananlardan biri de dönemin büyük halk ozanı Âşık Veysel.

Veysel, iktidarın bütün ısrarlarına rağmen “Vatan Cephesi”ne katılmayı reddediyor.

Bunun üzerine yönetim cezasını kesiyor, Âşık Veysel’i “vatan haini” ilan ediyor, seyahat hakkını elinden alıyor, köyüne hapsediyor.

Âşık Veysel’den “vatan haini” olur mu?

Korkmuyor, eğilmiyor, bükülmüyor, dik duruyor, oturup “Demokrasinin Budur Rejimi” isimli türküyü kaleme alıyor.

6 kıta 24 mısralık türkü ile Demokrat Parti iktidarını yerden yere vuruyor.

Âşık Veysel diyor ki:

“Vatan milletindir, kim kovar kimi

Sıkma savcıları, kovma hâkimi

Şekavet yok, adalet var bu yolda

Topkapı'da, Kayseri'de, Uşak'ta

Kimin hakkı vardır, bu sefil halkta

Parmaklar oynuyor türlü nifakta

Selamet yok, felaket var bu yolda

Radyo denilen milletin malı

Neşriyatlar tarafsızca olmalı

Hâkimiyet milletindir bilmeli

Esaret yok, hep millet var bu yolda

Manasız mantıksız Vatan Cephesi

Vatan milletindir bu neyin nesi

Maksat Menderes'in seçim dalgası

Menderes yok, memleket var bu yolda

Milletsiz bir devlet yoktur olamaz

Eğri bakan aradığın' bulamaz

Hiçbir parti ebediyen kalamaz

Şikâyet yok, nihayet var bu yolda

Veysel söyler ama duyulmaz sesi

Doğru diyene diyorlar asi

Böyle değildi şu demokrasi

Tahkikat yok, hürriyet var bu yolda.”

64 yıl önce, 64 yıl sonra

********

Yıl, 1958…

Yıl, 2022…

Aradan tam 64 yıl geçti.

Türkiye, “muhalefete, farklı görüşlere ve farklı inanışlara tahammülsüzlük” yönünden yine aynı noktada.

1958’de “Vatan Cephesi” vardı, bugün ise “ AKP Cephesi” var.

Demokrat Parti, 64 yıl önce “Vatan Cephesi”ne geçmeyen Âşık Veysel’i “vatan haini” ilan etmişti…

Bugün de AKP, salt Alevi ve Bektaşi kültüründen geldiği için Âşık Veysel’in ismini okuldan sildi.

Değişen bir şey yok, “cezalandırma” devam ediyor.

Ülkemiz adına, demokrasimiz adına üzülmeliyiz ve de utanç duymalıyız.

Bunca yıl “bir arpa boyu” yol alamadık.

Veysel, 25 Ekim 1894’te Sivas’ın Şarkışla İlçesi’ne bağlı Sivrialan Köyü’nde dünyaya geldi, 21 Mart 1973’te yine doğduğu köyde aramızdan ayrıldı.

Yedi yaşında yakalandığı “çiçek hastalığı” nedeniyle iki gözü de görmüyordu.

Ama o hep gördü.

Haksızlıkları gördü…

Adaletsizlikleri gördü…

Baskıları gördü…

Korkmadı, yılmadı, direndi.

Kim bilir, belki “kör olmadığı halde olup bitenleri göremeyenlere ve direnme cesareti gösteremeyenlere” ders vermek istedi.

Ama görüyoruz ki, “bazılarının körlüğü” hâlâ devam ediyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Sami Mucurlu - "Sivas’tan Ankara’ya gelen Aşık Veysel, görüntüsü ve üstü başı yırtık pırtık olması bahanesiyle Nevzat Tandoğan tarafından şehir merkezine sokulmadı. Aşık Veysel’in şahsına hakaret bununla da sınırlı kalmadı. Dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan tarafından Ulus’a alınmayan Veysel’in sazı da zabıtalar tarafından kırıldı."

Bu memleketin değerlerinin kadri- kıymeti bilinmiyor maalesef.

Nevzat Tandoğan meydanının adı AŞIK VEYSEL meydanı olsun.

En baştan başlayalım kıymet bilmeye...

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 16 Haziran 23:27


Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?