Uzaya kadınlar gelsin mi, gelmesin mi?

Uzaya gidecekmişiz! Ekonomi sıkıştığında, ekonomik kriz halkın belini büktüğünde siyasi iktidar ya Kara Denizde petrol bulur, ya doğal gaz bulur, ya yerli otomobil müjdesini verir, ya da geçenlerde olduğu gibi uzaya bir Türk vatandaşı gönderileceğini anlatır.

Yandaş medyaya göre, “Ülkede topluca uçuyoruz.”

Onlara göre bırakın galaksileri, güneşe ilk konan biz olacağız!

Sayın Cumhurbaşkanı bu müjdeyi verirken “Belki bir bayan bile gönderebiliriz” demişti.

Bu “Belki” kelimesine kafam takıldı.  Böyle bir üslup kadınları aşağılamak değil de nedir? Ne demek “Belki”? Herkes şunu unutmasın ki, bugüne kadar uzaya gidenler arasında kadınlar da vardır.

Kadın erkek eşitliğinden yana biri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Belki bir kadın bile gönderebiliriz.” Sözü ağırıma gitti.

Peki! Kadınlar gelsinler mi, gelmesinler mi?

Bana sorarsanız gelmesinler. Yolda niyet bozarlarsa Alimallah uzay aracı rotadan çıkar veya rotasını şaşırır direkt cehennemin orta yerine düşebilir. Vallahi ben bile bile bu riski göze alamam. Belki de Sayın Cumhurbaşkanı bu tehlikeyi önceden sezdiği için kadınların gitmesini gönülden istemedi ve “Belki” kelimesini kullandı.

Zaten 45 yaşının altındakiler gidecekmiş. Benim yaşım neredeyse onun iki katına geliyor. Benden geçti. Bizim gibilere gidenlere alkış tutmak ve gidenlere el sallamak düşer.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerken Sayın Cumhurbaşkanı “Bu yetkiyi bana verin bakın ben bu ülkeyi nasıl uçuracağım” demişti. İşte döviz düşecekti, enflasyon düşecekti, işsizlik azalacaktı. Refah artacaktı, milli gelir artacaktı gibi gibi. Uçmadık ama yere öyle bir çakıldık ki!

Şu uzay hengamesi içinde çaydan, şekere; içkiden, sigaraya; ekmekten simide; benzinden, gaza, motorine her şeye zam geldi. Pazarda kilosu 20 liranın altında meyve yok. Karpuzu vatandaş dilim dilim alıyor. Bir dilim karpuz 15 lira. İzmir’de bir simitçi, bundan böyle yarım simit satacağını söyledi.

Siyasi iktidar temsilcileri gündemi ne kadar değiştirmek isterlerse istesinler halk artık bunları yutmuyor.

Elindeki dövizi neden bozdurmak istemediğini soran muhabire vatandaş “Daha önce hükümete inandık, doları bozdurduk. Bizi kandırdılar. Şapa oturduk. Şimdi uyandık. Otuz lira olursa bozduracağım.” diyor.

Vatandaş cebine gireni ve çıkanı hesaplıyor. Vatandaş ekonomiyi izleye izleye ekonomist oldu. Artık kolay kolay kanmıyor.

İşte akıllanmak buna denir. Ancak akıllanmak için şapa oturmak gerekmiyor. Akıllanmayanlar da var. Adam karpuzu dilimle alıyor o da alabiliyorsa, simidi yarım alıyor, boş tost alıyor yine de bunun sorumlusunun kim olduğunu bilmediği için hesabı başkalarına kesiyor.  Daha geçenlerde fırına giden bir vatandaş dört liraya simit mi olur? diye fırıncıyı dövüyor, darp ediyor.

Ey güzel kardeşim, fırıncının ne suçu var. Tarım ülkesi olan bir ülke dışardan neden buğday ithal eder diye düşünmüyorsun. İki ay sonra ekmeği beş liraya yersen şaşırma e… mi?

Hayda sana kolay gelsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?