Yazıklar olsun!

Daha 2000 yılının başında ülkemiz büyük bir ekonomik kriz yaşadı. Bazı bankalar battı. Kriz ve paraları bankalarda batan insanlar intihar etmeye başladılar. Büyük bir sosyal patlama yaşanmaktaydı. Türkiye parasız pulsuz ve aşırı derecede borçlanmış bir ülke haline getirilmişti. Türkiye bu şartlarda dış borca dayalı bir ekonomik program uygulamaya ikna edilmişti. Kemal Derviş getirildi. Üçlü koalisyon bu kriz nedeniyle düzenlenen acı reçeteyi uygulamaya başladı. Bu aşamada erken seçime gitmek iktidardaki koalisyon için intihar etmekti. Ne var ki, Sayın Devlet Bahçeli’nin MHP’si buna rağmen erken seçim isteği ile koalisyonu bozdu. MHP dahil ANAP-DSP-MHP koalisyonu beklendiği gibi barajın altında kaldı. Ama 2002 seçimleri Türkiye’yi o zaman barajın altında kalan MHP’nin de desteklediği AKP iktidarı ile tanıştırdı.

Yurttaşlarımız zannetti ki; bir daha ekonomik kriz olmaz, borçlarımızı öderiz, kalkınırız ve insanlarımız huzura ve refaha kavuşur. Şimdi görüyoruz ki 20 yıllık iktidar inkar etse de ülkemiz yeniden ciddi bir ekonomik krize girmiş durumda.

İnsanlar artan enflasyon ve fiyat artışları nedeniyle günlük fiyat belirler hale geldiler. İş insanları dahil kimse önünü ve geleceği göremiyor. Döviz cinsinden dış borçlarımız azalacağına 500 milyara doğru gidiyor. Dış borçlarımızın milli gelire oranının % 61 civarında, iç borcumuzun ise 1 trilyonun üzerinde olduğu, hazinenin bu yıl 128 milyar (eski para ile 128 katrilyon) liralık iç borçlanmaya gideceği ifade ediliyor. Kredibilitemiz 850’nin üzerine çıkmaya başladı. Dikkat edilmezse ülke ekonomik açıdan iflasa doğru gidiyor.

Ne oldu da durum düzeleceğine 2001 yılından daha ağır bir duruma geldi.

Emperyalizm; bizim gibi gelişmekte ve önemli doğal kaynakları olan ülkeleri ya içerde terrör vs eylemleri ile, darbelerle yada kendisine borçlandırarak dışa bağımlı hale getiriyor. Bakınız, Irak ve Suriye’nin haline. Petrol zengini Arap ülkeleri ise zaten ABD’nin emrinde. İran’da 1951’de tüm petrol kaynaklarını millileştiren MUSADDIK’ın başına gelenler, Panama, Ekvator, Venezuella’da yıllarca yaşananlar da öyle.

Emperyalizm, verdiği kredileri üretim araçları için değil, kendi belirlediği dövize endeksli oto yollar, tüneller gibi işlerde kullandırıyor. Bu şekilde üretime aktarılmayan krediler nedeniyle ülkeler yeniden batırılıyor ve ülke daha derin krize sokularak, dışardan döviz dilenir hale getiriliyor. İşte bir kez daha başımıza gelenler aynen böyle bence.

Emperyalizm, bu şekilde yarattığı finansal ve siyasal bağımlılıkları ile ülke yöneticilerinin sadakatlerini garanti ederken aynı zamanda müteahhit firmalar için büyük karlar yaratarak bu bir avuç varlıklı ve nüfuz sahibi aileyi mutlu kılarak iktidarını sürdürmektedir. Krizin ağır yükü ise yeniden borçlanma ve borç geri dönüşleri için zam olarak fakirlerin sırtına yükletmektedir. Böylece geniş halk yığınları fakirleşip sağlık, eğitim ve diğer sosyal haklardan daha az yararlanır hale gelirken, iş birlikçi firmalar zenginleşmekte, bu durum ülkenin kalkınması aldatmacası ile geniş halk yığınlarına yutturulmaktadır.

1950’li yıllarda Güney Kore gibi birçok ülkeden daha iyi durumda olan ülkemiz; terör ve askeri darbelerle yaşanan siyasal bağımlılıklar ile borçlandırmalar nedeniyle yaşanan ekonomik bağımlılıklar karşısında bu hale getirilmiş durumda. Yani bugün yaşanan ağır ekonomik ve siyasal krizin nedeni ülkemizin ustaca emperyalizmin etkisine sokulmasının bur sonucudur.

Ülkemizin ikinci yüzyılında tam demokrasi ile taçlandırılması ile dış etkilerden kurtarılması yaşanan ağır krizlere en temel ilaç olacaktır. Bu büyük ülke ve Anadolu insanı tarihin derinliklerinden gelen direniş gücü ile bu zincirleri de kıracak ve ülkemiz muasır medeniyeti aşacaktır. Başımıza gelenler ve bunların nedenlerinin iyi tespit edilmesi çözüm reçetesi verecektir. Ülkemizi 1950’lerden sonra emperyalizmin kucağına atan, kaynaklarımızı tüketerek emperyalizmin ermine verenlere yazıklar olsun.

NOT: John Perkins’in bir ekonomik tetikçinin itirafları adlı kitabını her yurttaşımızın okumasını öneriyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?