Hâlâ mı?

Yıllar,yıllar öncesi…

İzmit o yıllarda “İçinden tren geçen”,  gerçekten yeşil mi yeşil, güzel bir kent.

Nüfus elli bine bile hala uzak.

Denizi temiz, sebzesi meyvesi, balığı bol, çoğunluğun ekmek yediği SEKA’sı ile övünen bir şehir.

Çevresi verimli topraklarının bereketi,  evi, hayvanı çifti çubuğuyla köylülüğünü kaybetmemiş köylerle dolu.

Onların turizmi, İzmit’te Pazar kurulduğu günlerde…

Tavuğunu, yumurtasını, sütünü yoğurdunu, sebzesini meyvesini kente taşıyan bir haftalık sakallı, kasketli erkekler ve kendine özgü giysileri ile bembeyaz tülbent başörtüleriyle beli bükük yaşlı kadınlar, kentin özgür havası ile kıkırdayan genç kızlar…

Bir haftalık sakal biraz sonra kentin berberlerinde önce sabun köpüğü sonra ustura yüzü görecek.

Bu da kente gelmenin bir ödülü…

Böyle renkli, sakin, huzurlu bir yaşam var İzmit’te…

Ama bu iklim içinde bir fırtına var ki, bugünkü gibi sert mi sert.

Siyaset…

Genç demokrasimiz yerine yerleşme telaşı içinde. Sahnede çok partili sisteme geçmenin eseri iki aktör var.

Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti…

CHP yenilmiş, DP iktidarda.

Genç yeni siyasi hareketin Başbakanı Menderes…

BİR TELAŞ BİR TELAŞ…

Kentte telaş var… “Adnan Menderes gelecekmiş…”

Rahmetli babam da siyaseti içine girmeden, yakın  merakla izleyen bir insan…

Bense sanırım ilkokul öğrencisi, kısa pantolonlu bir çocuk.

Dört kardeşten tek oğlan olarak babasının gözdesi…

“Haydi, Adnan Menderes gelecekmiş, gidip izleyelim…”

Siyaseti bilmediğim halde Menderes’in önemli bir kişi olduğunun bilincindeyim. Çünkü o kadar çok söyleniyor, konuşuluyor ki…

Birlikte Demiryolu’na gidiyoruz. Çevremiz heyecanlı insanlarla kaynıyor.

Oldukça uzun, meraklı bekleyişten sonra“geliyor geliyor” sesleri yükseliyor.

Babam tuttuğu gibi beni kucağına alıyor…  Yüksekten seyrediyorum.

Üstü açık bir otomobil içinde, gözünde çok güzel güneş gözlüğü olan bir adam gülerek çevredekilere el sallıyor.

Bir alkış kopuyor sorma gitsin…

Ardından baka kalıyoruz.

Aradan bir süre geçtikten sonra dağılmaya çalışan insanların yine telaş içinde toplandıklarını görüyoruz.

Başbakanın ardından ikinci bir heyecan mı?

TABUT MU TAŞIYORLAR?

Bir grup partili, koyu takım elbiseli dört kişiyi sırtına almış, tabut taşır gibi taşıyorlar. Taşınanlar düşmemek için gayret gösterirken bir yandan da gülücüklerle halkı selamlıyorlar.

Babama merakla soruyorum: “Kim bunlar, neden sırtta taşınıyorlar?”

Gülerek yanıtlıyor:

“Kocaeli DP Milletvekilleri…”

Yanıtını aldığım halde, nedenini, niçinini çözemiyorum. Çözemiyorum da bir temel sonuç kafama kazınıyor.

MİLLETVEKİLLERİ SIRTTA TAŞINIRMIŞ…

O temel kanı hala bende hiç değişmedi.

Nasıl değişsin ki? Durumumuz ortada. Uzun yıllardır sorunlarımızı çözmelerini bekliyoruz. Ama sonuç ortada…  Açlık, yoksulluk, geri kalmışlık, emeklilik, sağlık, eğitim, barınma… Hepsi çözümsüz…  Vekiller gelip gidiyor. Durum değişmiyor.

Onlar nalıncı keseri gibi durumlarından memnun.

Biz VEKİL TAYİN EDENLER, aradan geçen neredeyse asra yakın bir zamandan beri hala MİLLETVEKİLLERİNİ SIRTIMIZDA TAŞIYORUZ…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Cenk Cemil - Ülkemizdeki demokratik sistemin sadece parlamenterleri ve bunların yakınlarını, akrabalarını ihya ettiğini sık sık gündeme getiren biriyim. Ama, ne yazık ki, bu gerçeği kavrayabilecek ve anlayabilecek insan sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmez ! Hala, bir partinin toplantısı veya mitingi için bütün işimizi gücümüzü brıakıp apar-topar çağırdıkları yerlere koşuyoruz ! Biz her şeye mustehakız !

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Temmuz 17:51
01

İsmail - Şimdi öyle mi sayın Filiz. Tren kazasında ayaklarını kaybetmiş emekli bir vatandaşım. AKP ilçe başkanının yöneticiliğini de yaptığı şirketten sıfır otomobil alırken dolandırıldım. Fatura üzerinde sahtecilik yaptılar. Bu durumu; Radiye Sezer Katırcıoğlu, Mehmet Akif Yılmaz gibi bir çok ilgili ve yetkiliye belge sunarak şikayet ettiğim halde ilgilenmediler. Kendi kendime 'Kıyamet alametleri' diyerek mahkemeye gittim ve 6 celse süren yerel mahkemeyi ben kazandım. Ne günlere kaldık. Hercümerç dedikleri bu olsa gerek.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Temmuz 14:01


Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?