Sapan

“Gezegenimize iklim değişikliği gibi ölümcül bir hediye sunmuş durumdayız.”

Stephan Hawking

Yaz bütün ateşiyle sürerken, aşırı sıcak, geceleri savaş alanına dönüştürüyordu. Güvercin, her sabah yorgun uyanıyordu. Bezginlik kapıdaydı. Kendini bıkkın ve amaçsız hissediyordu. Sanki ot gibi yaşamaya başlamıştı. Ne biçim yaşamak bu, diye söylenirken, aslında aşırı sıcaktan bunalmıştı. Ya çok sıcak oluyordu ya da çok soğuk. Eski zamanların, ılıman iklimini ve dört mevsimini özlüyordu. Mevsimlerin yarısı yok olmuş, geriye yaz ve kış kalmıştı. En sevdiği mevsimler olan ilkbahar ve sonbahar, yıldırım hızıyla geçerken onları bir türlü yakalayamıyordu.

Lal ile konuşmaya gitti. Baharların kaybolduğunu söyledi. ‘İklim değişikliği’, diye dudak büktü Lal. ‘Vahşi insanlığın, kendi çıkarları uğruna yarattığı felaketlerden biri daha işte’. ‘İklim değişikliği ve vahşi insanlar’, diye tekrar etti güvercin. ‘Baharlara neden takıldın güvercin? Herkes tatil yapıyor, baksana’. ‘Tatile taktın Lal. Kendimi, zamana ve mekanına zincirlenmiş hissediyorum. Ne Tatili? Hiç tatil hayalim yok. Tatil hayali, beni heyecanlandırmıyor bile… Sıcaktan uyuyamıyorum. Üstelik aşırı sıcaklar, güvercin topluluğunda toplu ölümlere neden olmaya başladı. Dünya bizim tanıdığımız ve bildiğimiz dünyadan giderek çok daha farklı bir şeye dönüşüyor’.

‘İnsanların vahşiliği, doğaya zarar veriyor güvercin, insan, her şeyi sömürmeyi kendine hak görüyor. Her şeye kendini üstün gören ayrımcı bir bakış açısyla yaklaşıyor. En fazla birbirini sömürüp, birbirine zarar verirken, bunu hiç farketmiyor’.

‘İnsan benciliğinin ve kötülüğünün bir sınırı yok mu Lal?’

‘Bana cevabını veremeyeceğim sorular sorma güvercin. Ben en iyisi sana iklim değişikliğini anlatayım’. ‘İlle de anlatacaksın değil mi Lal?’ Lal, hiç bozuntuya vermeden devam etti:

‘İnsanların gezegene zarar vermesi, vahşi kapitalizm sonuçlarından biridir. Ozon tabakasının delinmesi ile atmosferin, dünya canlılarının koruyucu özelliği zarar gördü. Gerek fosil yakıtlar ve gerekse kirli havanın atmosfere salınımıyla ortaya çıkan sera etkisi, dünyayı aşırı ısıttı. Dünyanın aşırı ısınması, kutuplardaki donmuş kütleler olan buzulların erimesine yol açtı. Sibirya'daki donmuş külteler altında bulunan zehirli metan gazlarının açığa çıkma tehlikesi başladı. Bu gazların atmosferi karışması an meselesi. Bu olay gerçekleştiğinde toplu ölümler meydana gelecek. Dünyayı çevreleyen ozon tabakasının delinmesi, güneş ışınlarının tüm radyoaktif etkileriyle, temizlenmeden dünyaya gelmesine ve canlıların zarar görmesine neden oluyor.

İnsanlık en sonunda bu zararı fark etmeye başladı. Ancak sömürü düzenleri, kendi vahşi çıkar sevdalarından bir türlü vazgeçemiyorlar. Bu yüzden dünyanın bir yıllık ihtiyacını karşılaması gereken kaynaklar, temmuz ayında tüketildiğinden, ikinci yarıda gezegen, gelecek senenin kaynaklarını tüketmeye başlıyor.

 

Böyle olacağını otuz sene kadar önce bilim insanları haber vermişti Güvercin. Yeni bir bir dönemece girildiğini, daha fazla kar elde etmek amacıyla Amazon ormanları talan edilirken, çevrenin zarar göreceğini söylemişlerdi. İnsanlık bir ikilem içinde tartışmaya başlamıştı. Bir yandan çevrenin korunması, öte yandan ekonomik olarak güçlenmek söz konusuydu. Süreç içinde dünyanın tahrip edilmesiyle küresel sömürü savaşların arttığını gördük hep birlikte’. ‘Peki, şimdi ne oluyor Lal?’. ‘Dünya iklim değişiklikleriyle, felaket dolu yeni bir dönemece giriyor’. ‘Lal, ben hala iklim değişikliğini ve dünyadaki sıcaklık artışının nedenlerini merak ediyorum’.

 

‘Buzulların erimesi, yeryüzünde sıcaklıkları artırıyor, aşırı soğuklara neden oluyor. Sanayi Devrimi'nden sonra buharlı makinaların kullanılması ve makinaya dayalı yaşam biçimi, petrol ve türevleri gibi fosil yakıt kullanımları arttıkça, atmosferdeki karbondioksit ve benzeri sera gazları çoğaldı. Bilim insanları, küresel ısınmanın insanların faaliyetleri ile ortaya çıktığını, atmosferdeki sera gazlarının oranının artması nedeni ile güneşten gelen ve yeryüzünden tekrar atmosfere yansıyan ışımanın daha çok tutulduğunu, böylelikle sera etkisinin çoğalarak sıcaklığı arttırdığını, iklim dengesini değiştirecek bu olayların, sellere, kuraklıklara neden olabileceğini belirtmişlerdi.

Çok hücreli canlıların yaşam dinamiği olan oksijen, atmosferde azalış göstermesidir.  Gezegenimizdeki son zamanlarda gerçekleşen orman yangınları, atmosfere yoğun miktarda karbondioksit salarken, ormanlar yok oluyor. Küresel ısınma, fosil yakıt kullanımı ve gezegendeki ormanların azalışı bir kısır döngü yaratıyor. Sıcaklık artışı, orman yangınlarına neden olurken, ormanların yok oluşu, oksijen azalması ve karbondioksit artışıyla gezegenin sıcaklığını arttırmaktadır’. ‘Bu kısır döngüden kurtulmanın bir yolu yok mudur Lal?’

‘Petrol ve türevlerinden oluşan fosil yakıt kullanımından vazgeçilmesi, bu kısır döngüyü kırar. Ancak insanların medeniyeti arttıkça fosil yakıt kullanımı da artıyor. Gelişmiş ülkeler, atmosfere çok daha fazla karbondioksit salınımı yapıyorlar. Bu salınım, sera gazı etkisiyle karbon ayak izinin artmasına neden oluyor. Karbon ayak izi diye bir şey duydun mu güvercin?’ ‘Duymadım Lal? Konudan konuya geçerken, sanki aklımı sınamaya çalışıyorsun gibi geliyor artık’.

‘Karbon ayak izi, karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarının, insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zarar olarak ölçüsüdür. Uygar ülkelerin karbon ayak izi, gelişmemiş ülkelere göre çok daha fazladır’. ‘Bu ne demek lal?’. ‘Gelişmiş ve sanayileşmiş ülkeler gezegene çok daha fazla karbondioksit  yayıyor ve çok daha fazla kirliliğe yol açıyorlar’.

‘Anlattıklarından sadece, karbondioksit artışının, gezegenin sıcaklığını arttırdığını, bunun da buzulların erimesine yol açtığını anladım’.

‘Buzulların erimesi, sonun başlangıcı olarak ifade ediliyor’, dedi lal. ‘Bu konudaki kıyamet senaryolarının başında, deniz seviyesini yaklaşık 140 metre yükselmesiyle, denize veya okyanusa kıyısı olan şehirlerin su altında kalması ve deniz seviyesindeki bu yükselişin, dünya nüfusunun yaklaşık olarak %40’ını öldürebilme ihtimali yer alıyor’.

‘Bu felaket senaryolarından kurtulma ihtimali yok mu?’ diye dayanamadan sordu güvercin.

‘Umudumu ve insanlığa olan güvenimi korumaya çalışsam bile vahşi kapitalizmin, mevcut olan bütün fosil kaynaklarını tamamını kullanmadan durmayacağını biliyorum. İnsanların aç gözlülüğü, dünyayı iklim değişikliği ve küresel ısınmayla yeni bir felakete sürüklüyor. Üstelik küresel sömürü düzenleri, her değeri yok ederken, insanları gittikçe daha vahşi ve acımasız hale getiriyor. Bütün dünyada artan vekalet savaşları, yöneticilerinin açgözlülüğü nedeniyle masum halkları katlediyor. En masum çocuklar bile savaş koşullarında acımasızlığa, gaddarlığa tanık olarak büyüyor, bunları öğreniyorlar. Aslında çocukların masumiyeti çalınıyor güvercin’.

‘İnsanlar, çocuklarının acımasız olmasını istiyorlar’, dedi Güvercin. Bu sırada, sağ kanadının ucu sızlamıştı. Eski bir anıyı hatırladı. Eski zamanlarda, çocuklardan birinin elindeki sapanla attığı taş, sağ kanadına denk gelmişti. Günlerce yaralı uçmuş, arkadaşlarının yardımıyla, neredeyse ölümden dönmüştü güvercin.

Lal’e veda etti. Şimdi, uçma ve arınma zamanıydı…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder

# bir, ile

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?