Dünya patlamaya hazır

Rusya neredeyse 10 senedir eski Sovyet topraklarını ufak ufak parçalar halinde yutma politikasında bu sene ciddi anlamda gaza bastı. Ekonomik ve siyasi ilişkilerle yutmayı başardıklarını uydu devlet yapıyor; yanaşmayanlara namluyu doğrultuyor.

Bundan cesaret alan Çin, uzun bir süredir Tayvan ve Hong Kong gibi Asya kıtasının Japonya’dan sonra nadir medeni memleketleri olan iki ülkeye uzun süredir uyguladığı baskının dozunu alttan alta sürekli arttırıyor. Siz bakmayın Pelosi ziyaretini “ABD tahrik ediyor” diye yorumlayan Rus ve Çin muhiplerine; Çin’in Tayvan politikası uzun yıllardır güçlendikçe sertleşmiş durumda. Komünizm altında yaşamak istemeyen milliyetçi, liberal ve sosyal demokrat insanların devlet kölesi haline getirilmesi çabasını yüceltecek değiliz; kafamız çalışıyor çok şükür.

Öte yandan geçtiğimiz hafta Balkanlar’da yeniden bir sıkışma yaşandı ve herkesin en büyük korkusu yeniden hortladı. Sırbistan’ın varlığına tahammül edemediği Kosova’ya yönelik politikalarında kritik bir eşiğe adım adım yaklaşıyoruz. Balkanların karışması demek; tüm dünyada masanın dağılması demektir. Zira farklı din, mezhep, etnisite ve kültürlere sahip onun üzerinde milletin bir şekilde dengede durabilmesi hali bozulursa; domino taşları Balkanlar’dan dünyanın dört bir yanına doğru devrilmeye başlar.

Balkanların; insanlığın yakın tarihindeki en büyük utancı olan, 1990’lardaki acı olayların baş müsebbiplerinden olan Rusya; yeniden Ortodoks ve Pan-Slavist politikalarının dozunu alttan alta arttırıyor. Müslüman ve Türk kimliğine sahip tüm Balkan insanları yeniden namlunun ucuna gelmek üzere ve işin acı tarafı onlara yardım edebilecek tek ülke olan Türkiye çok ciddi siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlar içinde boğuşuyor. Pek matah saymadığımız 90’larda Türkiye öyle ya da böyle belirli bir katı doktrin içerisinde beton gibi durmaya çalışan bir memleketti; bugün tüm direnekleri dağılmış halde toparlanma mücadelesi veriyoruz.

AVRUPA’NIN İÇLERİ DAHA KARIŞIK

Asya, Kafkasya ve Doğu Avrupa’da devletler ve büyük güçler arasında silahların birbirine çekildiği bu ortamın aslında daha tehlikelisi Orta ve Batı Avrupa’da var. Orada devletlerin birbirleriyle bir derdi yok, kimsenin kimseyi gırtlaklaması da mümkün değil ancak; Rusya’nın enerji tahakkümü altına kalmış bu refah devletlerinin çok uzun yıllardır görmedikleri kadar kritik bir sürece girmiş olmaları sebebiyle 2022 – 2025 arası olacaklar gelecek 20 – 30 yılın gidişatını etkileyecek.

Enerji sorununu nasıl çözecekler? Ekonomik kriz ve enflasyon nasıl aşılacak? Bizim ülkedekinin yüzde ikisi üçü kadar göçmen sebebiyle pembe mabatlı vatandaşlarının rahatları kaçmış durumda ve aşırı sağ almış başını gidiyor; buna nasıl bir çare bulunacak? Bulunabilecek mi? Yaşlanan yerli nüfusa karşılık medeniyetsiz kalmış (hatta bırakılmış) topraklardan gelen Arap, Asyalı, Afrikalı genç nüfusların sosyal hakimiyeti ele geçirmeleri riski yükseliyor…

İklim krizi sebebiyle de önümüzdeki 30 – 40 sene içerisinde bu göç dalgaları artacak; suların yükselmesiyle Avrupa ciddi oranda kıyılardan toprak kaybedecek; tarım ürünlerinin ihtiyacı karşılama oranı her geçen yıl daha da azalabilir…

Silahları millet birbirine çekmemiş olsa da Avrupa’da çekilen silahlar, başka türlü ve aslında daha da öldürücü.

ATLANTİK ÖTESİNDE DE MEVZU KARIŞIK

Trump belasını bir konsensusla defeden ABD’nin ekonomik toparlanmada yaşadığı sorunlar bu belayı yeniden hortlatabilir gibi duruyor. Yükselen ırkçı ve dinci yaklaşımın karşısında toplumun akıl – mantık sahibi medeni insanları hukuk ve siyaset çerçevesinde direnmekte zorlanıyorlar. ABD’de kadın hakları bugün ne acıdır ki Avrupa’nın 100 sene gerisine sistematik olarak sürükleniyor. Kapitalizmin Mekke’si olan ABD, kadınları toplumdan dışlayan bir akıma kendisini eğer olur da kaptırırsa; o kapitalist imparatorluk çökmeye mahkumdur.

Bugün gelinen noktada medeniyet, akıl, bilim odaklı yapılar güç kaybediyor; geniş halk kitlelerinin içine sürüklendiği cehaletle baş edemiyorlar. Kısa vadede yapılacak seçimler önemli ancak ABD’nin içinde bulunduğu açmaz çok daha derin ve ne yazık ki dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi bir şekilde ara formüllerle nispeten kalıcı yöntemler bularak çözülebilir gibi durmuyor.

Dünyanın dört bir yanındaki akıllı insanlar zenginlik ve özgürlük için ABD’ye gidiyorlar. Kendi ülkelerindeki genç kadınlar için bile cehennem sayılacak bir yola sürüklenen ABD’ye dünyanın hangi geleceği parlak potansiyelli insanı gider? Eğer bu akış durursa; kapitalist imparatorluk yerle bir olur. ABD kıtasına sıkışmış güçlü bir devlet haline gelir. Bu da dünyanın üzerine kurulu olduğu ikili yapı olan ekonomik işbirliği ve askeri güç dengesi düalitesini bozar.

Bu bozulursa Rusya, Çin, Almanya, İsrail, İran gibi ülkeler “vira bismillah” der ve takıntılı oldukları yerleri pırasa keser gibi kesmeye; işgal etmeye başlarlar. Afrika’ya hiç girmiyorum; Ruanda soykırımını mumla ararız “merhametli günlermiş” diye.

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

Bu tabloya bakıp da dünya ve Türkiye için güzel bir gelecek çizebilen varsa yazsın, ben de öğreneyim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder

# bir

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücrete yapılan zammı yeterli buluyor musunuz?