Reklamı Kapat

‘Vur Abalı’ya hikayesi

Bir varmış, bir yokmuş…

 

Geçmiş zaman içinde, kalbur saman içinde zenginlerin ve devlet görevlilerinin çuha ve şalvar, esnaf ve köylülerin de aba giydikleri eski günlerde, bir Anadolu kentinin çarşısında işi düzgün, etrafı tarafından sevilen ve sayılan bir esnaf varmış. Bir de Sultan’a yakın, yakın olduğu için de kibirli astığı astık, kestiği kestik bir Şehremini varmış.

 

Makamının geçici olduğunu bilen Şehremini, gelecek için bir düzen kurmak istemekteymiş. Bu sebeple işinin iyi olduğu bilinen bir esnafın dükkanına göz dikmiş ve eziyet ederek esnafı bıktırıp dükkanı ele geçirme planları yapmış. (Tam bir klasik değil mi?)

 

Adamları vasıtasıyla dükkanına göz koyduğu esnafa baskı ve eziyet ettirmeye başlamış. Aylarca verilen cezalardan ve edilen eziyetlerden çok bunalan esnaf, Şehremini’yi çarşıda gezerken görünce yanına gitmiş ve kibarca, yapılan eziyetleri anlatmak için söz istemiş, ama ne mümkün!

 

Şehremini esnafı görür görmez başlamış azarlamaya, buna alınan esnafta karşılık verince aralarında bir ağız dalaşı başlamış.

 

Şehremini bu tartışmayı fırsat bilmiş ve tartışma alevlendikçe alevlenmiş, büyümüş, esnafın üstüne gittikçe tartışma tekme, tokat ve gırtlak gırtlağa boğuşma safhasına girmiş. Şehremini ve adamları esnafı dövmeye başlamışlar.

 

Etrafa kalabalık toplanmış. Komşu esnaflar kavgayı yatıştırmak üzere genç çıraklarını göndermiş ve arkalarından bağırmışlar: “Seyre bakmayın, vurun, ayırın…”

 

Genç çıraklar uzaktan seslenmişler: “Usta hangisine vuralım?”

 

Esnaflar, güçlü Şehremini ve adamlarıyla başlarına dert açmamak için: “Abalıya vurun, Abalıya…” diye seslenmişler.

 

Nasıl güzel, klasik ve hiç yadırgamadığımız bir hikaye değil mi? Bakın nasıl devam ediyor…

 

DEVRAN DÖNER

Haksız yere sopayı yiyen Abalı, üstüne de nerede ise bir yıllık kazancı kadar ceza ile cezalandırılınca şaşkınlık ve moral bozukluğu içerisinde ne yapacağını düşünürken ziyaretine hanın aksaçlılarından, sözü dinlenen, kahvesi içilen, dini bütün, doğru bildiği işi savunan, sevilen ve saygı duyulan bir çarşı büyüğü olan Hacı Kara Ahmet gelir. Abalı büyük bir üzüntü içerisinde sıkıntılarını anlatır, dertlenir. Hacı Kara Ahmet sabırla dinler ve sıkıntılı bir ifade ile şöyle der:

 

“Ey komşum, sen bunca yıldır esnaflık yapıyorsun, Nice sıkıntılar gördün. Çarşımız yandı, her şeyimiz gitti. Sel oldu, mallarımız zarar gördü. Deprem oldu evlerimiz yıkıldı. Her seferinde Allah’tan geldi dedik ve ‘Bismillah’ deyip yeniden başladık. Sanki bu sıkıntı başına gelen ilkmiş gibi niye bu kadar üzülüyorsun?”

 

Abalı; “Kuldan geldiği için üzülürüm Hacı Ahmet” diye cevap vermiş.

 

Hacı Kara Ahmet şöyle devam etmiş:

 

“Vardır her işte bir hayır. Yokmuş gibi gelse de bugün her işte hayrı aramak lazımdır vesselam. Gerçek inananlar her işte bir hayır olduğunu bilirler ve sabır gösterirler. Ya sabır komşum…

Amma bilesin ki komşum cennette, cehennemde bu dünyada. Gün gelir devran döner. Sen haklıysan mutlaka sana bu yaptıklarının karşılığında musalla taşında da olsa senden helallik alınmak zorundadır.”

 

Abalı; “Helallik ister mi bu taş yürekliler?” diye sorar.

 

Hacı Kara Ahmet; “Onlar istemese de Allah ister, sabırlı ol” der.

 

Allah’ın büyüklüğünü hatırlayan, morali düzelen, tekrar umutlanan, sorumluluklarını taşıdığı ailesini, yanında çalıştırdığı kalfa, çıraklar ve ailelerini düşünen Abalı, gülümseyerek teşekkür eder, ‘Bismillah’ diyerek tekrar işine sarılır.

 

O gün bu gündür “Vurun Abalıya” deyimi, haklı olan, ama güçlü tarafından ezilenler için kullanılır.

 

Şimdi nereden çıktı bu hikaye diye düşünüyorsunuzdur. Sizce güzel ve gerçek gibi duran bir hikaye değil mi?

 

Benim hoşuma gitti. Çünkü esnaf olan bu hikayeyi çok iyi anlar. Geçmişte bir gün mutlaka bir benzerini yaşamıştır.

 

Tüm ABALI’lara armağan olsun, moral bulsunlar istedim. Unutmayın devran döner. Hancı olmaya ve yolculara selam vermeye devam edelim.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Haluk Ulusoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?