Reklamı Kapat

Kendime ben lazımım

Merhaba sevgili okurlar,

Bu hafta yaşam kalitemizle ilgili konulara değinmek istiyorum. Yaşamımızı daha güzel hale nasıl getirebiliriz? Konfor alanlarımızı nasıl genişletebiliriz?

Kaliteli yaşam denildiğinde bunu zenginlikle ilişkilendirmek gaflete düşmektir.

Kaliteli yaşam deyince herkes farklı şeyler anlayabilir.

Benim anladığım kendine özen göstermek, yiyeceklerimizden tutun da, sohbete ettiğimiz insanlara varıncaya kadar özenli davranmak, kendine kültürel faaliyet için zaman ayırmaktır.

**

Beden sağlığı olmadan hiçbir şey olmaz. Yiyeceklerinize özen gösteriyor musunuz? Yoksa hep ayaküstü atıştıranlardan mısınız? Sebze ve meyveye beslenmenizde ne kadar ağırlık verirsiniz? Hiç bunlara dikkat ettiniz mi? Fazla kilolar varsa, bel ve bacak sağlığınız için zayıflamak adına neler yapıyorsunuz? 

Diyet yapmak herkesin harcı değildir. Eğer kendimi tutamam diyorsanız, tavsiyem kendinizi kısıtlamayın. Ama porsiyonlarınızı mutlaka küçültün. Bu uygulanması en kolay yöntemdir. Tatlıyı çok sevenlerdenseniz,  bir porsiyon değil, yarım porsiyon yiyerek işe başlayın. Başardığınızı göreceksiniz. Aynaya baktığınız zaman kendinizi beğenmelisiniz.

Kendinizle ilgili fiziksel tatmin duymak için nelere ihtiyaç var? Lütfen bunu bir iş gibi düşünün. Mesela kendimi baştan yaratıyorum diyerek motive olun. Heyecan duyun. İnsan, heyecan duymadığı hiç bir işte başarılı olamaz.

Sonrasında, günlük yaşamımızda şikayetçi olduğumuz başlıkları çıkarmalıyız. Bizde bezginlik yaratan konular nelerdir? Objektif olarak bunları saptamakla işe başlayabiliriz.

**

Mesela geçenlerde sohbet ettiğim evli bir bayan, ütü yapmayı hiç sevmediğini anlatıyordu.

Konu basit gibi görünse de, bir kadın için yapılacak işler listesinin başında gelir.

Böyle bir durumda oflayıp puflayarak bu işi yapmak yerine alternatif çözümler üretmek daha akılcıdır.

Bu durumun üç gerçekçi çözümü vardır.

Birincisi, ütü için dışarıdan destek almak, ikincisi eşimizle konuşarak bu işi sıraya bindirmek, ilk iki çözüm gerçekleşmiyorsa durumu kabullenmek. Söylenmek, hiç bir zaman çözüm değildir.

**

Şikayetçi olduğumuz konulara duygularımızı karıştırmadan çözüm bulmaya çalışmak her zaman bizi sonuca ulaştırır. Aksi halde sürekli söylenen birine dönüşürüz.

Bunun hiç kimseye faydası olmadığı gibi, moralimizi bozmaktan başka bir işe yaramaz. Bundan emin olabilirsiniz.

Kendimize daha fazla dinlenecek zaman ayırmak, sanatla ilgilenmek de ruhsal tatmin için gereklidir. En son ne zaman sinemaya gittiniz? 

Kitap okumaya vakit buluyor musunuz?

En son ne zaman kendinize şarkı söylediniz?

Zevk aldığınız bir uğraş için zaman yaratıyor musunuz?

Mesele keyif almakta. Yaşadığımız hayattan ne ölçüde keyif alıyoruz?

Almıyorsak bunun için neler yapabiliriz?

Dışarıdan kahraman aramaya gerek yok.

Kendi hayatımızı kendimiz düzene sokacağız.

Her zaman ısrarla üzerinde durduğum şey, şikayet eder olmaktan kaçınmak gerektiğidir.  Değiştiremediklerimizi kabule geçmek, değiştirebileceklerimiz için de bir adım atmak bizi sonuca götürür.

Hepimize keyifle, neşeyle dolu bir hafta diliyorum.

Sevgiyle kalın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayşe Sarızeybek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?