Son Dakika Kocaeli Haberleri

Kutsal gün

Karamürsel tarihinin hem de ülkemiz tarihinin önemli günü 24 Temmuz 1933. Birçok kişi için belki hiçbir şey ifade etmeyebilir, ama benim dünyamda çok önemli yeri olan bir gündür. Belki ben görmedim ama rahmetli babamın görmüş olması benim için daha fazla bir anlam yüklemektedir. 

Evet! Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, düşman eline bırakılan yurdumuzun, ülkemizin kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk, 24 Temmuz 1933 günü Karamürsel’e onur misafiri olarak gelmiştir.

Atatürk’ün Karamürsel’e geldiği tarihte ilkokul öğrencisi olan rahmetli babam Tarık Bağdat o günü şöyle anlatmaktadır.

            “-Sıcak bir Temmuz sabahı idi. Babam Halil Bağdat erkenden kalkmış ağır takımlarını giymiş tıraşını olmuştu. İçim içime sığmıyordu. Ahhh! Gideceği yere keşke beni de götürseydi. O kadar çok istiyordum ki. Sürekli babama bakıyor, bir işaretini bekliyordum. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ne olur beni de götürse. Ve nihayet bana doğru döndü ve gülümseyerek seslendi.

            Koşarak yanına gittim.

            “-Büyük Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bugün ilçemize gelecek, haydi sende hazırlan. Birlikte görmeye gideceğiz.” Ben heyecan içinde koşarak annemin yanına gittim. Annem bayramlıklarımı giydirdi. Ve babamla beraber “Uray”ın (belediye binası) önündeki iskeleye geldik.

            Çok büyük bir kalabalık vardı. Nerdeyse bütün Karamürsel oradaydı. Belediye başkanı Hafız Selahattin Bey, ilçe kaymakamı, tüm bürokratlar, halk, babam ve ben heyecan içinde bekliyorduk. Babam Halil o tarihte emekli olmamış bürokrattı.

            Birden kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, sanki bir güç bir enerjiyi hissetmiştim. İşte tam o anda iskele ucundaki jandarma askeri Dil Burnu tarafını göstererek bağırmaya başladı. “Geliyoooor! Geliyoooor!”

Herkes Dil Burnu yönüne döndü. Kalabalığın heyecan dalgasından ben hiçbir şey göremiyordum. Geminin görünmesi ile heyecan birden bire daha çok artmıştı. ‘İşte geliyor’ sesleri yükselmeye başladı. İskeleye uzanan kuyruk artıyor, ben arada ezilmemeye çabalıyordum. Babam o heybetli duruşu ile beni sırtına aldı, şimdi daha iyi görüyordum. Halkta o büyük insanı yakından görmek için itiş kakış başladı.

            Süzüle süzüle gelen Acar motoru yavaş yavaş iskeleye yanaştı. Motorda ayakta dimdik duran, beyaz şapkası elinde, beyaz takım elbisesi içinde büyük lider iskeleye adımını büyük bir çeviklikle attı. Masmavi gözleri vardı. Nur gibi ışıldayan yüzüne insan bakmaktan kendini alamıyordu. Anlatılamaz bir iyi insan enerjisi alıyor, babamın omzunda ona küçük yaşıma rağmen büyük bir saygıyla bakıyordum. O tertemiz pırıl pırıl üzerine tam oturmuş beyaz elbisesi için de heybetli bir duruşu vardı ki sormayın gitsin. İyi bir lider olmak böyle bir şeydi demek ki. Heyecan doruktaydı, alkışlar, hoş geldin nidaları kulak zarlarını yırtacak noktaya ulaştı. Kaymakam ve belediye başkanı ile beraber belediye binasına çıktılar.

            Bir müddet belediye binasında dinlendikten sonra yaya olarak Karamürselli ahali ile beraber yani halkın arasında Atatürk Caddesi’ndeki ‘Pir Ali’ lakabı ile anılan Ali Tamer’in kahvesine geldik. Ben bir ara heyecandan ve yakından görmek için babamın elinden koptum ve bacak aralarından en öne kadar geldim. Etrafa bakarken beni gördü ve gülümseyerek bana baktı. Pir Ali büyük kurtarıcıya kahve ikram etti. Kahvesini içtikten sonra yavaş yavaş ayağa kalktı ceketini ilikledi. Bir eli arkada bir eli ceket düğmeleri arasında bir süre durdu. Etrafa bakında ve halk birden sus pus oldu. Ve Mustafa Kemal Atatürk gür, tane tane tok ses tonu ile konuşmaya başladı:

            “Sevgili Karamürselliler, bugün 24 Temmuz ve bugün misakı milli hudutlarımızın çizildiği, Bağımsız Türk devletinin tanındığı onurlu bir gündür. Karamürsel’e bugün gelişimin önemli sebebi de Lozan’a uzanan o meşakkatli yolda sizlerin büyük emeğinizin oluşundandır. Verdiğiniz mücadele ulusumuzun kurtuluşuna medar olmuştur. Sizleri kutluyorum” buyurmuştu.

Aradan geçen 84 yıla rağmen büyük kurtarıcımızın o konuşması hala hafızamdaki yerinde tüm canlılığı ile duruyor. Daha sonra Sarıkum Mahallesi’ndeki askerlik şubesi bahçesinde kendileri için hazırlanan kamelyaya sağ elinde bastonu yaya olarak yürümeye başladı.

Mektep (Amiral Karamürsel İlkokulu’nun olduğu yer) sokağına gelindiğinde bir evin penceresinde kafes gördü, kaşlarını çattı halka dönerek; “Bu ev kimin” dedi. Pir Ali atıldı “Paşam benim”, “Bak” dedi, “Senin kahveni içtim, sen aydın bir adamsın, evindeki hanımları karanlığa gömmen, kafesler ardına hapsetmen sana hiç yakışmıyor”. Pir Ali atıldı, kafesleri indirdi, ayaklarının altında ezdi.

            Kamelyada belli bir süre oturdu. O zamanki Karamürsel’i izledi, bilgiler aldı. Mustafa Kemal Atatürk yine yürüyerek şube yokuşundan indi. Halkın coşkulu uğurlamasıyla acar motoruna geldiği gibi binerek ilçemizden ayrıldı.”

            Unutulmaması gerekir ki; Atatürk’ün demokrasiyi elimizde kalan son vatan parçası Anadolu topraklarına getirmesi sayesinde kötü niyet besleyenler amacına ulaşamamıştır. Ve unutmamalıyız ki, ülkemizi parçalanmaktan kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’e hepimiz çok şey borçluyuz. O’nu yok saymak kendimize ihanet olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Şinasi Günbey - Bilgütay bey yeni yazılarınızı bekliyoruz.

Yanıtla . 1Beğen 20 Temmuz 17:15
01

Samet Aygünoğlu - Sevgili hocam, baba dostum; baban Tarık bey amcayı saygı ile anıyorum, mekanı cennet olsun. Seni de babanın oğlu olduğun için kutluyorum.

Yanıtla . 0Beğen 20 Temmuz 17:15

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (262) 323 39 17
Reklam bilgi

Anket Kocaelispor bu sene şampiyon olur mu?