Sihirli aynalar

Bu hafta, sihir yapıyoruz.

Kime mi?

Tabii ki kendimize. 

Bazı insanlar görürüz, omuzları çöküktür. Bazı insanların sırtı öne doğru eğik, kamburumsu duruşları vardır. Karşımıza çıkan insanların duygu yükünün olup olmadığını duruşundan anlayabiliriz. Omuzları çökük biri varsa, sırtı öne doğru eğik duruyorsa, bilin ki duygu yükleri taşıyordur. 

Duygu yükü nedir? Yük dediğimizde somut ağırlığı olan şeyler akla gelse de, burada bahsedilen yükün somut, yani kg cinsinden bir ağırlığı yoktur. Ama hiç farkında olmadan yıllar yılı taşınabilen bir ağırlıktan bahsediyoruz. Hiç ummadığımız bir anda, aniden kötü bir haber aldığımızda, dünya başıma yıkıldı diye tarif ederiz. Bir anda üzerimden tır geçmiş gibi oldum deriz. Omuzlarıma yük bindi deriz. Omzumdaki yükü taşıyamıyorum  deriz. Taşıması zor, ağırlığı herkese göre değişebilen, sinsi bir varlıktan söz ediyorum.  Öyle sinsi ki, görünmüyor, fark edilmiyor.  

Kısaca tarif etmek istersek, yoksunluk duygusunun yarattığı bir kanser gibi diyebiliriz.

Kıskançlık, öfke, kendini feda etme, kızgınlık, güçlü olmak için tahakküm etme arzusu, kaybetme korkusuyla  kurban rolüne bürünme, güvensizlik korkusuyla herkesi kontrol etmek, çevremizdeki yönetmeye çalışmak gibi birçok ruh hali, irili ufaklı paketlenip üzerimize yapışır. Üstelik bu paketler çok süslüdür. Bize kendimizi iyi ve farklı hissettirir. Varlığımızı anlamlı hale getirdiğini zannettirir. 

Yaşadıkları bin bir eziyete rağmen, kader böyle diyerek sineye çekenler, ikiyüzlü ve samimiyetsiz davranışlar sergileyip, bunu kendimi korumak için yapıyorum diyenler, kimseyi kırmak istemediğimden alttan alıyorum diyenler. Aslında hepiniz korkularınıza habersizce yenik düştünüz.

Gerçeklere yüzleşmekten, hayatla başa çıkamayacağınızdan, zafiyetlerinizi göstermekten korkuyorsunuz. Sonunda kendinizi hastalıklı bir ruha dönüştüreceksiniz. Hastalıklı bedenleriniz olacak. Hastalıklarınızı yaşlılık işte diyerek geçiştireceksiniz. 

Oysa, kuş gibi hafiflemek elimizde. Biraz cesaret. Üzerinize yapışmış duyguları atmaktan korkmayın. Ruhunuzu yüceltin, yükseltin. Çünkü siz yüce olansınız. Değerlisiniz. İyi ve güzel olanı hak ediyorsunuz. 

Size küçük bir alıştırma. Yedi gün boyunca her sabah, aynanın karşına geçin. Aynada kendi gözlerinizin içine bakarak  kendimi seviyorum, kusursuz değilim hatalarım olabilir, ne yaparsam yapayım  yine de kendimi seviyorum. İyi ve güzel olana layığım diyerek üç kez tekrarlayın. Derin bir nefes alıp,  karnınız yapışıncaya kadar nefesi vermeye devam edin. Yedi gün boyunca, her defasında üçer kere bu işlemi tekrar edin.  

Bir hafta sonra, kozadan çıkan bir kelebek gibi dünyayı daha farklı hissetmeye başlayacaksınız. 

Şu hayatta nelere emek vermiyoruz. Kendimize de emek vermeyi esirgemeyelim derim.  Her şey kendimizi sevmekle başlar. Kendimize hissetmediğimiz hiçbir duyguyu dışarı yansıtamayız. Sevgi dolu dünyaların tohumu böyle atılıyor. 

Kendimizi bolca sevdiğimiz, kendimize şefkat gösterdiğimiz bir hayatı yaratmayı diliyorum. 

Sevgiyle kalın. 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ayşe Sarızeybek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?