Heykel değil, hizmet dikilsin!

Geçtiğimiz haftalarda İzmit Belediyesi tarafından yaptırılan Erdoğan heykeli tepki çekmeye devam ediyor. Toplumun her kesiminden gelen tepkiler üzerine Başkan Nevzat Doğan açıklama yaparak, zaten kimsenin Erdoğan’a benzeyemeceğini ifade etmişti. Başkan Doğan bu açıklamayla eleştiri oklarını iyice üzerine çekti. Ne yazık ki doğruları söylemeye çekinen o kadar büyük bir kesim var ki parti içinde. Herkes korkuyor! Ne özeleştiri var, ne de “yanlış yapıyorsunuz” diyebilen. İyi de özeleştiri olmadan, doğrular tartışılmadan bir parti ya da oluşum ne kadar ayakta kalabilir? Ne zaman ki Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp “siz ne yapıyorsunuz” diye azarlıyor, ondan sonra diller çözülüyor!

İzmit belediyesi tarafından yapılan Erdoğan heykeli meselesinde de aynı tablo... Bugüne kadar kimsenin “Partimize zarar veriyor, ne dinimize ne de örf ve adetimize uygun değil. Erdoğan’ın bile olsa bu tür heykellerinin yapılmasını doğru bulmuyorum” dediğini duymadım. Ancak bundan sonra heykel eleştirilerini çok sık duyabilirsiniz. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda belediye başkanlarını uyardı ve “ne heykelimin dikilmesini istiyorum, ne masklar, ne de bu tür görseller…” diyerek tepkisini ortaya koydu. Ne kadar yerinde ve doğru bir açıklama. İşte Erdoğan bu halk ile aynı dili konuşup aynı düşünce içinde olduğu için bu kadar çok seviliyor. Bu tür Erdoğan’a şirin gözükme adımları ise halkla Cumhurbaşkanı arasına örülmüş bir duvar gibi algılanıyor.
Heykel meselesi sadece bir örnek. Birçok belediye başkanı her ortamda, her durumda Erdoğan’ın ismini kullanarak prim yapmaya çalışıyor. Kendilerini öne çıkarmak için Erdoğan’ı göklere çıkartan belediye başkanları bilmelidir ki, bu sözler partiye de kendilerine de yarardan çok zarar veriyor. Bir kesimin bir kişiyi böyle bağnazca övmeye kalkmasının, toplumun tüm kesimlerinde negatif bir etkiye neden olduğu gerçeğini artık görmeleri gerekiyor. Atatürk’ü putlaştıran zihniyetin yaptığına nasıl yanlış dediysek, bu da yanlış! O yüzden Erdoğan’ın yaptığı bu çıkışı sadece heykelle sınırlı görmeyelim. O’nu övmek, heykelini dikmek yerine hizmete yönelik eserler üretelim. O yüzden özellikle proje üretmekten aciz, halkla gönül bağı kuramayan birçok belediye başkanına bu sözlerin tokat gibi isabet ettiğine eminim. Umarım mesaj iletilmiştir…
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Hatırlatmak isterim…
İnsanoğlu doyumsuzdur. Buldukça yemek ister, verdikçe daha da ister. Ne şükretmesini, ne de teşekkürü bilir. Üstelik makam ve mevki sahibiyse, bu özellik fazlasıyla kendisinde vücut bulur. Nasıl inanmak istiyorsa öyle inanır. Tüm gerçekler onun bildikleri (!) ölçüsündedir. Bu doyumsuzluk bir müddet sonra bencilliğe ve etrafa karşı kör olmaya kadar götürür. En ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemez duruma gelir. Manevi duyguları azalır, her eleştiriyi “düşmanlık yapıyor” gibi algılamaya başlar. Şimdi nereden çıktı bu serzeniş diye düşünüyor olabilirsiniz. Konuşarak anlatamadığınızı yazarak anlatmak bazen daha etkili olabiliyor ya, bizimki de o hesap…
Bu satırlardan uzun süredir kendimce tespit ettiğim eksiklik, sıkıntı ya da problemleri dile getirmeye çalışıyorum. Bunu yaparken olabildiğince araştırmaya, sorup soruşturmaya ve en doğrusunu yazmaya gayret ediyorum. Yaşadığım topluma karşı bir nevi sorumluluk hissettiğim için buna azami dikkat ediyorum. Bu manada, bugüne kadar kimsenin ne doğrudan ne de dolaylı olarak şahsi irademi ipotek altına aldığı hiç olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Yazılarımda hata olabilir, yanlış ifade olabilir, ama asla kasıt olmaz. İkna olmadığım, yazmayı uygun görmediğim hiçbir şeyi yazmam ve bunu da kimse bana yazdıramaz. Aynı şekilde yazmak istediğim bir şey için de kimse bana yazma diyemez. Yanlış düşündüğümü veya hatalı olduğumu düşünen olursa, buyursun beklerim. Konuşarak ya da resmi verilerle ikna edilemeyecek bir insan değilim. Bu durumda elbette doğru olanı yazma adına geri adım atarım. Ama dediğim gibi konuşarak, istişare ederek, ikna olursam…
Bunun dışında bir tarz ya da yöntemi kabul etmem mümkün değil. Kimseyle bir göbek bağım bulunmadığı gibi, herhangi bir menfaat ve beklenti de beslemediğim için hür irademi kullanıyorum. Yazılarımı farklı yorumlayan varsa üç yıl öncesine geri dönüp hangi şartlarda nasıl yazılar yazdığıma bakabilir. Şartları, her açıdan lehime çevirebileceğim bir dönemde nasıl bir irade ortaya koyduysam, bugün de aynı iradeyi ortaya koyuyorum. Rüzgara göre yön değiştiren, kalıptan kalıba giren karakterlerimiz yok elhamdülillah. Kendilerince bizi farklı yerlere koymaya çalışanlara hatırlatmak isterim.
 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Karslıoğlu Özer - Rüzgâra göre yön değiştirenlerden olma, doğru yoldan şaşma, doğru yol geçde olsa her zaman başarıya ulaştırır insanoğlunu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Eylül 16:50

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?