Gizle

Rüya

Ramazan-ı Şerif'e kavuştuk hamdolsun...

Cenab-ı Hak hakkıyla idrak etmemizi nasip eylesin...

Söz idrak etmekten açılmışken...

Ramazan ayını idrak etmekten bahsetmeye niyet etmiş bulunmakla birlikte, "idrak etmenin" en önemli unsurlarından biri olan "bilgi" ile ilgili (geç kalınmış da olsa) bir kaç hususa temas etmeyi öncelemenin daha yerinde olacağını düşündüm...

Zira doğru idrak edebilmek için doğru bilgi, doğru bilgi için ise doğru bilgi kaynaklarına dayanmak elzemdir.

Nitekim bizim dinimiz imanı dahi bilgiyle tesis eder.

Yani önce iman edilecek hususların bilgisini verir sonra iman etmemizi ister.

Verilen bilginin doğruluğuna dair deliller de getirir ki içselleştirerek iman etmemiz mümkün olsun.

Doğru idrak edip doğru kararlar alabilmemiz için bize yöntemler getirir.

Mesela istişare bunlardan biridir.

Dinle ilgili olmayan meselelerde Hz. Peygamber'e (S.A.V.) istişare etmesinin emredilmesi bunun en önemli örneğidir.

Bu ilke aynı zamanda karar alırken ehliyete liyakatı da ifade eder.

Bir başka ifadeyle "bilene sorulmasını".

Bu hususlara neden vurgu yaptığıma gelince...

Yakın zamanda "rüya"nın bir bilgi ve meşruiyet kaynağı olarak ilan edilmesine şahit olduk!

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yusuf (A.S.) kıssasında rüya bir bilgi ve ilim alanı olarak geçer.

Hadis-i şeriflerde de nübüvvetin cüzlerinden biri olduğunun buyrulduğunu biliyoruz.

Ancak rüyanın gören dışındaki kişileri bağlayıcı bir bilgi ve karar mekanizması olarak kabul edildiğine veya edilmesi gerektiğine dair ne Kur'an ve hadislerden ne de İslam alimlerinden örnek bulamazsınız.

Rüyaların uluorta ilan edildiğine de "gelenekte" şahit olmazsınız.

Çünkü bu öyle bir alandır ki doğruluğunu ispatlayamazsınız.

İstismar edilmenizi önleyemezsiniz.

Bırakın başkasını kendi gördüğünüz rüyanın anlamından ve sıhhatinden bile emin olamayabilirsiniz.

Dolayısıyla rüya ancak gören için bağlayıcı olabilir.

O nedenle rüyadan medet umarak iş yapmak, hele iş yaptırmak veya kararlar almak güvenilir bir yöntem olabilir mi?

Herkesi bağlayıcı kararlar bu şekilde alınabilir mi?

Kişiye özel bu durumla insanların hayatları şekillendirilebilir mi?

Eğer şekillendirilmeye çalışılıyor ve buna izin veriliyor ise "idrak etme"nin ne anlamı olabilir?

Zira idrak etmek için önce aklın devrede olması gerekir.

Kendini başkasının insafına sorgusuz sualsiz bırakan bir insanın aklını kullanması söz konu olabilir mi?

Olamadığı için olsa gerek şu ayet-i kerimenin tecellisini yaşıyoruz: "...O, akıllarını kullanmayanları murdar kılar." (Yunus, 100)

Mevla'm "idrak" etmemizi nasip eylesin...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmeğe yapılması planlanan zammı nasıl değerlendiriyorsunuz?