Toplumsal iyileşme

“İyilik bulaşıcıdır Güvercin.

Toplumsal dayanışma da öyle.”

Çığlık seslerinin ardından, acı çekerek, bekleyerek, ağıtlarla dolu günler, günler geçmişti. Şimdi artık, sağ kalanları korumak, sağlıklı olmaya çalışmak zamanıydı. Merak ediyordu güvercin. Geride kalanların iyileşmesi, nasıl sağlanacak, neler yapılacaktı. En iyisi Lal ile konuşmaktı.

‘Bundan sonra ne olacak, bu kayıplar nasıl atlatılacak Lal’, diye sordu güvercin.

‘Perişan olup çöksek bile, yaşadığımız kriz ve travmaların, ruhsal dayanışmayı artırmak gibi bir etkisi var. Yaşadıklarımızdan ders almak zorundayız güvercin. Böylesi büyük travmalar, insanları ve toplumları büyüten, olgunlaştıran kizlerdir. Toplum ve insanlar toplumsal yıkımlarda birlik ve beraberlik içinde hareket etmelidir. Bireylerde, toplum da bu travmadan güçlenerek çıkmak zorundadır. Her yaşanan kriz, bundan sonrasının bir öncesidir. Geleceğin hesabını ve planlamasını şimdiden yapmak, organize olmak gerekir. Yaşanan her afet, deprem ve travma, bir sonrakinin öncesidir. Depremi yaşayanların travmaları yanında, depremi öğrenip, haber almak için, günlerce televizyon ve sosyal medyayı takip eden herkes ve tüm ülke de büyük travma yaşadı. Ekran görüntüleri, çok travmatik ve acıklıydı. Yetişkinlerle birlikte, çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu belirtilerini göstermeye başladı. Televizyon kanallarında biraz dikkat edilde de, sosyal medyada hiç bir filtre yoktu. Depremin bütün görüntüleri, olduğu gibi gösterildi. Günler, günler boyunca aynı olayları gösterilmesi, deprem bölgesinde yaşayanların travmalarıyla birlikte onlara destek olmak için çırpınanları, izleyenleri de strese ve travmaya açık hale getirdi. Yardım için çırpınan ülkenin neredeyse tamamı, deprem sonrası stress ve travma yaşamaya başladı güvercin’.

‘Peki bu travmalar nasıl atlatılacak?’. ‘Herkesin stresle başa çıkma yöntemi farklı’, dedi Lal. ‘Depremde neden korkuyoruz? Ölmekten korkuyorsak, depremde kaçmaya çalışırken ölüyoruz. Kaçmaya çalışmak yerine, o anda hayat üçgeni olarak kabul edilen güvenli olan bir yere çöküp, burada cenin pozisyonu almak ve beklemek gerekiyor. Deprem anında korkudan felç oluyoruz. Beynimiz, düşüncemiz yok oluyor. Hayatta kalma güdüsüyle, ilkel beynimiz devreye giriyor. İlkel beynin, savaş, kaç ya da don şeklinde üç şekilde tepki veriyor. Depremde bir anlık donmanın ardından, düşünmeden kaçmaya başlıyoruz’.

‘Bu tepki, her insan için geçerli mi?’. ‘Hayır güvercin. Büyük afet ve travmalarda, bireysel farklılıklar devreye giriyor. Herkesin verdiği tepki ve kararlar, farklı oluyor. Kaygı düzeyi yüksek olanların, depremlerde kaygı tepkisi de yüksek oluyor. Aşırı uyarılmış bir şekilde tepki veriyorlar’.

‘Çok acı verici olan bir deneyim, nasıl unutulacak’, diye sordu yeniden güvercin.

‘Acı veren olayları, insan beyninin unutması mümkün değil. Onlar, beynimizde yaşamaya devam ediyorlar. Ancak zaman geçtikçe, travmadan doğan ruhsal belirtiler ve anıların duygusal yükleri boşalıyor, yavaş yavaş iyileşme başlıyor. İlk günlerdeki duygu yoğunluğu, zaman içinde azalıyor. Yapılan araştırmalar, travma sonrasında verilen tepki ve ruhsal bozukluklarının yüzde doksanının, zamanla iyileştiğini ortaya çıkarmış. Travma sonrasında, duyguları bastırmadan, sakince rutinlere dönerek, nefes almaya çalışmak ve zamanın geçmesini beklemek gerekiyor’.

Bu davranış kişisel çok büyük güç gerektirir Lal. Ya depremde aşırı uyarılıp, bu gücü bulamayanlar ne yapacak?’.

‘Bizler, insanız güvercin. Neden güçlü duracağız? Kime göre, neye göre güçlü duracağız? Ya da güçlü durmak zorundayız? Bu sorulara cevap vermek kolay mı? Beynimiz, yaşadığımız olayları ve acıları uyumlandırmaya çalışıyor. Farklı zorluklar yaşasak da, toplum olarak birlikte paylaşarak, bu acıyı gidermeye çalışmalıyız. İnsanlar, doğal afetlere daha doğal tepki verse de, insan eliyle yaratılan afet ve travmalara çok daha şiddetli tepki veriyorlar Güvercin. Yaşadığımız bu depremde ikisi bir aradaydı. Bir yanda doğal bir afet olarak deprem ve öte yanda insanların ihmali ve beceriksizliği yaşandı. Bu yüzden kayıplarımız çok arttı ve facianın boyutları, çok yüksek oldu. Oysa depremin ilk zamanlarında, hemen gerekli şekilde müdahale edilebilseydi, insan kayıplarımız yarıya inebilirdi. Belki de bunu bildiğimiz için, içimiz çok acıdı ve yandı. Yüreklerimiz bu yüzden çok yaralı güvercin’.

‘Bu yaralar nasıl iyileşecek lal?’. ‘Hep aynı şeyi soruyorsun güvercin. Zaman içinde çekilen acılar azalıyor. Eğer zamanla acılar azalmıyorsa, özellikle üç ay zaman geçtikten sonra da aynı şekilde devam ediyor ve artıyorsa, mutlaka bir uzman desteği alınması gerekiyor. Bölge olarak yakın geçmişimizde büyük bir deprem yaşadık. Çok fazla insan kaybettik. Bu bölgede yaşayanlar olarak, yaşanan son depremden, çok fazla etkilendik. Öte yandan son depremden sonra, bölgemize gelen çok fazla depremzede var. Bölge olarak, onların yaralarını sarmamız gerekiyor. Yaşanan bu son deprem, geçmişte bu bölgedeki depreme yakalandığımız için, henüz tam anlamıyla iyileşmemiş olan travmalarımızı tetikledi, yeniden yaşattı’.

‘Bu travmalar, nasıl iyileşecek’, diye sordu yeniden güvercin. Aklı, bu konuya takılı kalmıştı. ‘Geçmişin travmalarını iyileştirmenin, en iyi yolu, yardım için bir şeyler yapabiliyor olmaktır. Travma ve zorluk yaşayanlara yardım edebilmek, işe yaradığımızı hissetmek, ruhsal olarak kendimizin de iyileşmesi için olanak yaratıyor. Hepimizin yapacağı bir şeyler vardır güvercin. Ufağından büyüğüne, depremzedeler için, bir şeyler yapmak, yapacağımız bir şeyler olduğunu bilmek ve yapmaya çalışmak zorundayız. Bu çaba, normalleşmek, yaşama belirtisi göstermek olarak, kabul ediliyor’.

‘Bu kadar büyük çaplı bir yok oluş ve travma karşısında ne yapılabilir ki Lal’, diye sordu güvercin.

Nasıl birlikte olunabilir, yardım için ne yapılabilir, neler paylaşalabilir? Herkes ne yapabileceğini, en iyi kendisi bilir. Ellerinden ne gelirse, ne kadar olursa, o kadar olur güvercin. Depremzedelere yardım etmek, onların yaralarının sarılmasına ve iyileşmelerine katkı sağlamak, onları iyileştirirken bizi de iyileştirir. Onlara, yalnız olmadıklarını hissettirip, sosyalleşmelerini sağlamalı, onlarla bağ kurmalıyız. Bunun için, somut adımlara ihtiyacımız var. Öte yandan onların da sağlamlaştırılmış, kendi alanlarına dönmeye ihtiyaçları var. Hepimizin ve ülkenin bütünlüğünün iyileşmesi için, deprem bölgesinin toparlanarak, gidenlerin geri gelmesi gerekiyor. Şehirler, kasabalar ve köyler yıkılsa da, bu durum yok olma anlamına gelmiyor. Depremzedelerin güvenlik içinde yaşamaları için, kaybolan, çöken değerler sisteminin, yeni baştan canlandırılması, bu amaçla kendi yaşam alanlarına ve kültürlerine dönüşün, şimdiden planlanması lazım. Deprem bölgesinin canlanması, onların geri dönüşüyle olacak. Ülkenin tamamının iyileşmesi de ancak böyle sağlanacak. Yeter ki, insanlarla beraberce bir şeyler yapmaya, toplumsal dayanışma ve farkındalığın arttırılmasına çalışalım.

‘Belki de asıl sormam gereken soru, kendi travmalarınıza karşı ne yapabileceğiniz olmalıydı Lal?’. ‘Bu deprem, bizler için yeni baştan hatırlatma tepkisi yarattı. Aşırı uyarıldık. Geçmiş de yaşadığımız deprem korkusu, yeniden gün yüzüne çıkınca deprem gerçeğiyle, yeniden yüzleşmek zorunda kaldık. Yaptığımız şey ise, sadece düşünmemeye çalışarak, unutmak. Oysa depremi unutmamalı, korkarak, önlemler almamız gereğini hatırlamalıyız. Yaşantımızı normale dönmeye, kendimizi iyileştirmeye çalışmalıyız. Bunun için de, bir an önce, gündelik yaşantımıza devam etmeye, sağlıklı olmaya, toplumsal duyarlılık ve farkındalıklarımızı arttırarak, iyileşmeye ihtiyacımız var’.

‘Galiba toplumsal dayanışma diyorsun Lal?’

‘Hayır, güvercin.

Ben sadece toplumsal dayanışma bulaşıcıdır, demek istiyorum…’.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?