Sahibinden 30 yıllık bir Kocaelispor portresi…

Kocaelispor için 90’lı yıllarda, “Hazıra dağ dayanmaz, taşıma suyla değirmen dönmez, balık yemeyi değil balık tutmayı öğretin!” dedik. Ancak, o yıllarda herkes zafer sarhoşuydu ve günü-birlik Kocaelisporluydu. Burnunuzdan kıl aldırmıyordunuz. Sefa Sirmen baraj paralarını, vergilerimizi, ihale verdiği iş insanlarının üç-beş kuruşlarını harcayıp, bol keseden dağıtıyordu. Herkes memnundu. Taraftarın istediği futbolcu alınıyordu. Galatasaray maddi kriz nedeniyle otel bulamazken, Kocaelispor en güzel otellerde kalıyordu. Geleceğe yatırım konusunda hiçbir çaba gösterilmiyordu. Sirmen getiriyor, kurmaylar dağıtıyor, pasta bölüşülüyordu. Avrupa kupalarında turlar birer ikişer atlanıyordu. Türkiye Kocaelispor’ mucizesini konuşuyordu.

Türkiye kupası kazanılıyor, herkes adeta zafer sarhoşu oluyordu. Avrupa Kupası’nda çeyrek final sevinci yaşanıyordu. Kimsede zerre kadar korku yoktu. Bu kadar para harcanıyor ve borçlanılıyordu ama, elbet bir gün deniz bitecekti. 1999 deprem afetiyle beraber balıklar öldü, deniz bitti. Kocaeli 17 Ağustos 1999 sabahı acı bir gerçeğe uyanıyordu. Kimsenin Kocaelispor’u düşünecek hali yoktu. Enkazlarda bekleşenlerin bugünkü kadar şansı yoktu. Cep telefonu lükstü. Hiç bir araç gereç yoktu. 3-5 kepçe enkazlara dalarken, kurtarma ekipleri de yoktu. Kepçe operatörleri darp ediliyordu, insanların kendi enkazına gelmesi için. Halbuki operatörün de ailesi enkaz altındaydı. Yüzyılın en büyük afeti seçilmişti, 99 Gölcük depremi. Tabii ki bu ortamda Kocaelispor’u Sefa Sirmen hiç düşünemezdi. Zaten kendi makamı bile boşaltılmış, Vinsan’a taşınmıştı.

Bu deprem, 1965’te kurulup, 1966’da profesyonel olan Kocaelispor için sonun başlangıcıydı. Özellikle Gölcük dümdüz olmuş, Derince ağır hasa almıştı. Tesisler bile hasarlıydı. Birkaç ay sonra lig başlayacaktı, Sefa Sirmen de tarihe geçen sözü söyledi: “Bu kenti Kocaelispor ayağa kaldıracak, lige katılıyoruz!..”
İşte bu söz karşılığını bulmuştu, tribünler doluyor, insanlar kenetleniyor, Kocaelispor bir çatı oluyordu. Ama bu kararın da bir bedeli vardı ve TFF’nin hiçbir gayreti olmayacaktı. Bu hep unutuldu. Nitekim, depremin olduğu yıl Galatasaray, deprem ve Kocaelispor sömürüsüyle UEFA Kupası’nı kazanırken, tüm dünya, bunun Kocaeli kenti için bir merhem olacağını düşünüyordu. Değildi. Kocaelispor kant olarak kullanılmış ve bir kenara atılmıştı. Depremin acısı tazeyken; İstanbul Galatasaray’ın zaferini kendi başına kutluyordu, güya tüm ülke ve deprem kenti adına…

Bir yıllık lige katılmama, yani dondurma hakkını kullanmayan “Kahraman” Sefa Sirmen, TFF ve kent tarafından anında yalnız bırakıldı. İyi gün dostları birer ikişer çevresinden ayrıldı. Vampirler, emecekleri kan bırakmayınca, dişlerini Körfez’in boğazından çıkardı ve yeni avlara koştu. Kocaelispor bir kez daha ihanete uğramıştı. Nitekim 2002’de Milli takım ’yine deprem sömürüsü sayesinde’ dünya üçüncüsü olurken, Kocaelispor’a zırnık koklatılmıyordu.

Son kalan delikli kuruşta, yine 2002’de Kocaelispor’un 2.kupası için harcandı. Ancak bu kupanın kazanılması kenti eskisi kadar etkilememişti. 1.Kupada Çenesuyu’ndan İzmit’e 5 saatte gelen Kocaelispor kafilesi, 2.kupa zaferinden sonra maçın oynandığı Bursa’dan 1 saatte gelmiş, Kandıra Sapağı’ndan oda sadece 10 dakikada Çocuk Parkı’na ulaşmıştı. Kalabalık ise azdı. İnsanlar açılıydı. Hâlâ ölen yakınlarının cenazesine ulaşmaya çabalıyordu. Baktılar ki Kocaelispor rant getirmiyor, herkes pılısını pırtısını toplayıp, kulübü kaderine terk etti.

2000’li yıllar ülkede AKP rüzgarı varken, Kocaeli de bu rüzgara kapıldı. 2006-7-8 yıllarında İbrahim Karaosmanoğlu, partinin de baskısı eve yol göstermesiyle, “Yeni Sefa Sirmen” oldu. Hikmet Erenkaya ve İbrahim Saral denemelerinden sonra kulüp yine büyükşehir belediyesine geçti. Saral’ın sivil yönetiminden sonra yine siyasi yönetim göreve geldi. 2010’lardan sonra Süper Lig macerasından ağır yaralı olarak ayrılan Kocaelispor, Karaosmanoğlu’nun da sırt dönmesiyle tarihinin en kötü günlerini yaşamaya başladı. Malum Nebil Uzun, Fikri Işık çakmalı Birlikspor, Bahri Yavuz dönemleri. Kentte ilk kez Kocaelispor’un üzerinde bir takım kurma girişimleri. Kulübün kapısına kilit vurulmasına ramak kalmışken kulübü kurtaran Orhan Görsen’den Bahri Yavuz’a gelen emanet, kenti yeniden utandırmaya yetti. Bahri Yavuz ve özellikle şimdiki kent konseyi başkanı Hüseyin Erol, 20 bini aşan kitleyi amatör kümeye düşmüş Körfez’in maçına getirip, rekorlar kitabına girdi.

Kentte bir şeyler yeniden alevleniyordu. Bahri Yavuz’un bu çıkışı sonrasında, Birlik’ten de umduğunu bulamayan AKP yönetimi, yeniden kulüp çevresine odaklandı ve Tahir Büyükakın ile yeniden ivme kazandı. Bahri Yavuz orgenerallikten bir günde onbaşılığa indirildi. Sonra da transferin önünün açılması için merhum Hüseyin Üzülmez çaba sarf etti. Transferi açtırdı, vefat etti, Kocaelispor’un 11 yıl aradan sonra 1.Lig’e dönmesinin sevincini yaşamak Engin Koyun ve yönetimine nasip oldu. Sakarya’yı perişan ederek 1.lig’e yükselmek, tüm kenti hareketlendirdi. 1.Lig heyecanı yeni statta daha bir havalıydı. Bir zamanların 1.Lig (Şimdiki Süper Lig) takımları geliyordu İzmit’e…

Ancak eski hastalık nüksetti. Yanlış transfer hastalığından söz ediyoruz. Yazının başına dönecek olursak, 90’lı yıllarda yapılan transferler (Saffet, Mirko, Ömer, Kuzman, Dobra, Moşe gibi) belki ilk etapta doğruydu, ama sonraki evrede tamamen yanlış transferler yapıldı, kulüp menajerlerin oyuncağı oldu, parasını alamayanlar ve hatta hiç oynamamış yabancı futbolcular bile, birer ikişer CAS kapısına gidip, Kocaelispor’u dünya çapında yasaklı hale getiriyordu.

İşte geçen sezonun başında da, aynı menajerler lağım fareleri gibi kulübün önünde toplaştılar, başkanı, belediye başkanını çiğneyerek istedikleri adamları, “Işık”sal bir emirle, kulübün içine canlı bomba olarak doldurmaya başladılar. 20-25 yıl önce, 3 kuruş da olsa havalı Kocaelispor’a kapağı atmak için çabalayan yabancıların çocukları, Manisa’nın sakat ve yetersiz diye almadığı oyuncuları, onların iki katı para ödeyerek kulübe doldurdu.

Mustafa Reşit Akçay, soluk almakta bile zorlanıp, yedek kulübesinde oksijen tüpüyle hocalık yaparken, el âlemin diline düşen Kocaelispor, 1.Lig’e yükseldiğine adeta pişman edilmişti.

Sonuçta 11 yıllık aradan sonra Süper lig olmasa da 1.Lig’e yükselen Kocaelispor, tıpkı 2009’daki gibi bir yıllık maceradan sonra 2.Lig’e indi. Engin Koyun görevi bırakmayarak, enkazı kaldırmaya bilendi. Tahir Büyükakın “Nasıl düşürdüysen öyle çıkart” talimatı verdi. Bu kez göreve devam ederken taraftarın protestolarına maruz kalan başkan Koyun, direndi. Sahip çıktığı teknik direktör Fırat Gül’e yönelen taraftar, oradan da istediğini alamayınca, şu andaki 8 puanlık farkla yeniden 1.Lig’e yükselecek olmanın engeli değil, sahibi olmak adına, sessizliği tercih etti.

Şimdi her şey güllük gülistanlık. 1.Lig’e koşar adım gidiyoruz. Arayı sürekli açıyoruz ve baskın oyun sistemiyle de açmaya devam edeceğimiz ortada. Mevcut kadroda, 1.Lig’de haydi haydi oynayabilecek kapasitede yerlilerimiz de var. Geçen sezon yaptığı tek doğru şey olan Diop’un kiralık verilmesi sonrasında da, bu oyuncunun, bu sezon başı 1.Lig’e yükselmesi halinde takıma geri gelebileceği ihtimali, gelmese bile para basacağı gerçeği yürekleri ısıtıyor.

Pekalâ, yeterli mi ? Değil. Tamamen yerlilerden kurulu ve öz kaynaklarıyla zaferden zafere koşmuş olan Altınordu’nun (yabancı almadığı için) başına gelenleri ya da getirilenleri görüyoruz. Baktılar olmuyor, en konunda başındaki imparator Hüseyin Eroğlu’yu Samsunspor’a götürüp, Altınordu’yu çaresiz bıraktılar. Kocaelispor da yerlilerle 1.Lig’e çıkıp, devam kararı alırsa, aynı şey onun da başına ge(tiri)lecek. Çünkü TFF, tamamen transferlerden beslenen bir yapı haline gelmiş durumda bulunuyor. Türk futbolu umurlarında falan değil. Resmen komisyoncular tarafından yönlendiriliyor. Yani ‘menajerler’ tarafından.

Kocaelispor bazında olaya bakmaya devam edelim. İki sezon önce “Altınordu gibi bir yapı kuracağım” diyen Koyun, ne yapabilecek?

Madde 1… Eldeki mevcut kadroyu tutmak için önemli bir ödeme yapacak.
Madde 2… Diop’u kulüpte kalmaya razı etmek için akla hayale gelmeyecek ödeme yapmak durumunda bulunacak.
Madde 3… Fırat Gül’ü tutamazsa, yen bir hoca gelecek, yeni bir proje getirecek, yeni yeni futbolcular isteyecek. Koyun’un Altınordu formülü yok olacak. Yine siyasi kanatlardan isimler önerilecek ve “Alır mısın?” değil, “Al !” denecek. Bırakın teknik adamı Koyun’a bile fikri sorulmayacak.
Madde 4… Yerel seçim atmosferine girileceği için, Kocaelispor daha da öne çıkan bir marka olacak. Büyükşehir yeniden işin içine girecek. Tahir Büyükakın aday olursa, yeniden taraftarı seçmen olarak görmek zorunda kalacak. Engin Koyun da “Ben transfer falan yapmayacağım, bu yıl Süper Lig’e çıkmazsak, önce aynı kadroyla, gençler takviyesi yaparak 1.Lig’de kalıcı olacağım. Büyükşehir işin içine girmesin” derse, ecnebi transferi yapılmamasına hayli bozulacak Rant-TF ve çevresi, her türlü kötülüğü sezon sonuna kadar uygulayacak.
Madde 5… Yeniçeriler de ‘Mutlaka yıldız al’ diye baskı yaparsa, taraftar da onlara prim tanırsa, işte o 90’ların sonundaki, 2010’ların başındaki aciz duruma düşmemiş işten bile değil.

Unutmayın ki, efsane kurucumuz Nasut Kayalı “Kocaelispor’un koltuk değnekleri büyükşehir belediyesidir” derken, kehanette bulunmuyordu. Yıl 1965, siyasi Kocaelispor’du. Yıl 1980, yine darbenin takımıydı. Yıl 1990, siyasi Kocaelispor’du. 2000 ve 2010 yine siyasi Kocaelispor oldu. 2010-2023-Yine siyasi Kocaelispor. Siyasi Kocaelispor’un bedelini yine Kocaelispor ödüyor. Kent ödüyor. Sahip çıkan yok. Aday olan yok. Engin Koyun mayısta bırakırsa, Tahir Büyükakınsız bir babayiğit başkan adayı yok.

Ne dersiniz, 1.Lig’e çıkıp gebe kalmaya devam mı edelim, yoksa gerekirse 2.Lig’de devam edip, 3-4 yıllık projeyle Kocaeli’nin bu çocuklarını kazandırıp, Süper Lig’de 2’nci bir 1979-Ferruh Duygu-Kocaelispor devrimi mi yapalım?.. (Tıpkı Ferruh Duygu’nun 1979’daki Kocaelili çocuklarla şampiyon olup, takımı, o zamanki adıyla 1.Lig, şimdiki adıyla Süper Lig’e yükselttiği gibi)… Bu soruya yanıt verirken, çocuğunuzun yüzüne, torunlarınızın pırıl pırıl gözleriyle, gülücükleriyle geleceğini hayal ederek yanıt verin. Çünkü yarın bir gün onlar, Kocaelispor’u hatırlamayacak bile…

Sahibinden 30 yıllık bir Kocaelispor portresi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?