Gizle

Bir analizin sonucu

Ben yıllardır çevre olgusuna ilişkin olarak ağacın ve ormanın önemini anlatıyorum ve yazıyorum. Ama amacıma ulaşamadım. Gördüklerim ve duyduklarım yüzünden bu konuda neredeyse pes edecek duruma geldim. Birbirini tetikleyen ilgisizlik ve bilgisizlik diz boyu.

Acaba neden başaramadım. Ormanlar ve kent ağaçlarının önemi konusunda başkalarını aydınlatacak bilgi birikimine sahibim. Yanı sıra bir konuyu anlatırken veya yazarken, nereden başlayacağımı, en can alıcı noktaları örnekler de vererek kolay anlaşılır şekilde nasıl aktaracağımı biliyorum. Bu başarısızlığımı düşüncelerimle analiz ettiğimde muhatap aldığım kişilerde ağaç ve ormanı önemsemeyi engelleyen bir giz olduğunu düşünür duruma geldim. Beni sanki “Müslüman mahallesinde salyangoz satar” duruma getiren bir giz.

Düşüncelerim beni şu noktaya taşıdı: Bizim insanımız ağaç ve orman ve dolayısıyla çevre konusunda bir orman kadar “geleceğini” düşünen konuma erişmemiştir: Toprağın ve iklimin uygun olduğu büyük bir alanda uygun teknikler kullanılarak bir orman kurulduğunu varsayalım. Bu ormanı kendi haline bırakırsanız daha başlangıçtan itibaren oluşan ağaçlar toprağı koruyucu tedbirler alır, onun verimini arttırır ve oradaki yöresel iklimimi zamanla kendine daha uygun hale getirir. Suyu tutar ve kalitesini arttırır. Ağaçlardan düşen her tohum için bir fidan ve sonrasında bir ağaç olma olasılığı oluşur. Ölen her ağacın çürüyen enkazı bile yeni ağaçların yetişmesi için ideal bir ortam ve besin kaynağı oluşturur.

Gelelim bizim insanlarımıza: Bir grup insanı, insan eli değmemiş, ormanlarla çevrili, derelerle bezenmiş bir araziye yerleştirin. Hemen bir algı oluşur:

defne-7.jpg?r=1c3204cbcdac71369c154035a8b5f7f3

Allah’ın ormanı.! Kes kes bitmez.!

Allah’ın suyu! Harca harca tükenmez.!

Allah’ın toprağı! İstediğin gibi kullan…kaybolmaz.!

Bu algı babadan oğula geçer, adeta genlere işler. Bollukları nedeniyle orada yaşayan insanlarımız açısından ağacın, suyun ve toprağın azalması tehlikesi asla konu değildir. Öyle ki çocuklara böyle bir azalma tehlikesini değil hissettirmek, bunlardan en fazla faydalanmanın yolları öğretilir. Örneğin ormandaki ağaçların kurusu varken yaşının kesilmesinin ne zararı olabilir!..Allah’ın ormanı!..biter mi!. Sonunda Anadolu topraklarında karşılaşılan durum ortaya çıkar: Ağaçlar azalır, ormanlar ortadan kalkar, sular kurur ve kalanları kirlenir, toprak kaybolur. Bana sakın, Anadolu’nun her tarafında orman mı vardı demeyin. Anadolu’nun bir zamanlar %70 ‘i ormanlarla kaplıydı ve ormansız alanların tamamına yakını insanların yaşamasının mümkün olmadığı yüksek dağlardaydı.

Sonra bu gruptan oluşmuş nesiller kentte yaşamaya başlarlar. Onların çoğunluğu açısından kentteki ağaçlar, kesilip odunundan yakacak elde edilmediğine, tahtasından ev yapılmadığına göre sadece bir süstür. Ağaçların gölge etkisiyle serinlik yaratması, havayı temizlemesi gibi faydaları önemsizdir. Bu yüzdendir ki Avrupa’daki adı “Cennet ağacı “ olan Aylantus ağacına “Osuruk ağacı” derler ve belediyede emekli bir müzik öğretmeninin çevre danışmanı olarak çalışması onlar için çok normaldir. Üzerinde Peyzaj Firmasının ismi yazılı bir arabanın şoförü budama uzmanı! sıfatıyla örneğin Şirintepe Öğretmenler Sitesindeki ağaçları fotoğrafta görüldüğü gibi perişan eder, bunu gayet normal karşılarlar. Onlarda ağacın varlığını önemsememezlik o kadar büyük boyuta erişmiştir ki iki gündür gazetelerde ormandaki genç ağaçları biçmek için pompalı tüfek kullanan kişiye ait görüntülü haberler yayınlanmaktadır. Bunu yapanın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Park, Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesinde çalışan olması olayın bir başka hazin boyutudur. Çünkü böyle bir birimde çalışıyor olması bile benim yukarıda konu ettiğim gizi ortadan kaldırmaya yetmemiştir. Bu durumda orman - hava kirliliği veya orman - küresel ısınma ilişkilerini ortaya koyarak uyarılarda bulunmamın “Müslüman mahallesinde salyangoz değil de ne satmak olduğunu” okuyucuların takdirine bırakıyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ulaşıma yapılan %10 zammı nasıl değerlendiriyorsunuz?