Aydınlık günlere…

Bir inat uğruna mı, yoksa elektrik dağıtım şirketlerine para kazandırmak amacıyla mı yaz saati uygulamasına iki yıldır devam ediliyor. Kanımca elektrik şirketlerine daha çok para kazandırmak için yaz saati uygulamasına devam ediliyor. Daha önceki yıllarda ekim ayının sonlarında kış saati uygulamasına, mart ayının sonlarında ise yaz saati uygulamasına geçilirdi. Yöneticiler tarafından da bu uygulamanın enerji tasarrufu nedeniyle yapıldığı belirtilirdi. Yöneticiler şimdi ise başka türlü konuşuyorlar. Bu kez yaz saati uygulamasında elektrik tüketiminin arttığını söyleyerek vatandaşın aklı ile alay ediyorlar.

Yaz saatinin uygulaması en çok öğrencileri ve çalışanları etkilemektedir. Bu iki kesim sabahleyin karanlıkta okula veya işine gitmekte, akşam ise karanlıkta evlerine dönmektedirler. Yani hep karanlığı yaşamaktadırlar. Bu da psikolojilerini bozmaktadır. Böyle bir durumda öğrencilerden verim ve başarı beklemek hayal olur. Tepkiler üzerine Enerji Bakanı Sayın Berat Albayrak “Yaz saati uygulaması ile enerji tasarrufu sağlandığını” söylüyor. Bu söylem ve saptama daha önce bu uygulama ile enerji tasarrufu sağlandığını söyleyen yöneticileri yalanlamaktadır.

Birileri doğruyu söylemiyor. Elektrik Mühendisleri odası İstanbul Şube Başkanı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Albayrak’ın bu söylediklerinin doğru olmadığını, tam aksine 2016 yılında % 2.5’ luk bir oranda enerji tüketiminde artış olduğunu belirtmektedir. Bunu elektrik dağıtım şirketlerinin 2016 yılında elde ettikleri karın diğer yıllara oranla daha fazla olduğundan da anlayabiliriz. Gerçekten sabah erken uyandığınızda pencereden dışarıya baktığınızda tüm evlerin ışıklarının yandığını göreceksiniz. Bu da elektrik tüketimi demektir. Vatandaşlar iki yıl önceki aynı döneme ait elektrik faturalarına bakarak aradaki farkı göreceklerdir.

Yetkililerin açıklamalarına göre doğal gaz tüketiminde de geçen yılın Eylül ayına göre %23 oranında bir artış olduğu belirtilmektedir. Bunun nedeni, yeni abonelerin olabileceği gibi, ailelerin sabahın erken saatinde kombilerini yakmalarıdır. Çocuklarının sıcak bir ortamda kahvaltı yapmalarını istemek bunun için de bazı özverilerde bulunmak yani kombilerini sabahın erken saatinde yakmalarından başka doğal bir şey olamaz. Elbette bu da onlara ek bir maliyet getirmektedir. Aileler geçen yılın aynı dönemine ait kullandıkları yakıt miktarı ile bu döneme ait kullandıkları yakıt miktarını karşılaştırdıklarındaki aradaki farkı rahatlıkla görebileceklerdir. İşin doğrusu ne? Yaz saati uygulamasından vazgeçilmemesi elektrik dağıtım şirketlerine ve Botaş’a para kazandırmaktır. Öğrencilerin bu mağduriyetini gidermek için Enerji Bakanı Sayın Berat Albayrak “Batı illerinde okullar sabahları bir saat geç başlatıldı.” Diyerek velilerin gazını almaya çalıştı.

Uygulamada bu da gerçekleşmedi. İstanbul da sabahleyin derslerin saat 07 de başladığı söyleniyor. Bunu görmek için okulların önüne o saatte gelmeniz yeter. Hani diyorlar ya. “Aklımla alay etme.” İşte toplumun aklı ile dalga geçme, alay etme buna derler. Sorun sadece elektrik tüketimi veya doğal gaz tüketiminin ailelere getirdiği yük değil. Bazı öğrenciler okullarına servisle giderken bazı öğrenciler yaya olarak okullarına gitmektedirler. Düşünebiliyor musunuz, bir kız çocuğunun o sabahın zifiri karanlığında ıssız sokaklardan yürümesini. Geçen günler bir erkek öğrencinin bir televizyon programcısına “Her sabah tinercilerin arasından geçiyoruz.” Sözleri toplumun dikkatinden kaçmadı ama yetkililer pek de umursamadı.

Bütün bu olumsuzluklar olurken öğrenci velileri de bu durumdan şikayetçiler. Ancak veliler televizyon kanallarının muhabirlerini ve kameralarını görünce bu durumdan şikayet ediyorlar. Oysa daha ilk günden bu duruma tepki koysalardı yetkililer geri adım atabilirlerdi. Toplumlar bazen kimseye zarar vermeden çok basit ve demokratik bir eylem koyarak amaçlarına ulaşabilirler. Zaman zaman bunu bazı olaylarda görüyoruz. Uzun yıllar eğitimin içinde bulunan biri olarak geleceğimizin güvencesi ve teminatı olan çocuklarımızın mahvolduğunu söyleyebilirim. Psikolojisi bozulmuş bir nesilden hiçbir şey bekleyemezsiniz. Çocuklarımızın psikolojisi karanlıkta okula gitmekten dolayı bozuk. Hiç kimse bunun aksini söyleyemez. Yetkililer çocukları bir dinleseler bakalım onlara neler söyleyecekler? Karanlıkta yaşamak, gününün tamamını karanlık bir dünyada geçirmek beyinleri karartır. Karanlık bir toplum istemiyorsak, çocuklarımızın beyinlerini karartmak istemiyorsak onlara aydınlık günler vermeliyiz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?