Kurtuluş Savaşına giden yol

Bir taraftan İngiliz, Fransız ve İtalyan’lar adeta yurdu parselleyip aralarında bölüşmüşler. Yunanlılar Ankara yakınlarına kadar gelmişler. Ülkemiz yokluk içinden ordunun büyük bölümü tehcir edilip, ellerindeki silahlar alınmış vaziyettedir.

Ülkenin kurtarılması için her kafadan bir ses çıkıyor. Şimdi nutukta anlatılan kısımları aynen alalım.

1-İngiltere’nin koruyuculuğu,

2-Amerika’nın mandası,

3-Bölgesel kurtuluş yolları.

Ya İstiklal Ya Ölüm

Bu kararın dayandığı en sağlam düşünce yöntemi şu idi:

Türk milleti onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşayacaktır. Bu ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve gelişmiş olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz.

Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ya da mandasını istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve açığa vurmaktan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez. Oysa Türk’ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet, esir yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.

İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktı. Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğurlanılacağını düşünelim. Sonuç ne olacaktı? Esaret… Diğer kararlara uymakla da sonuç aynı olmayacak mıydı?

Egemenliği için ölümü göze alan millet, insanlık, onur ve şerefinin gereği olan her fedakârlığa başvurduğunu düşünerek avunur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir millet karşılaştırılınca, dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur.

Osmanlı soyunu ve devletini sürdürmeye çalışmak, elbette Türk Milletine karşı en büyük kötülüğü yapmaktı. Çünkü millet bağımsızlığını sağlasa da, padişahlık sürüp giderse, bu bağımsızlık güvenli sayılamazdı. Artık yurtta, millete hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü insanın, devlet ve millet bağımsızlığının ve onurunun koruyucu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi?

Halifeliğe gelince, bilim ve teknikte sürekli gelişen bir medeniyet dünyasında komik sayılmaktan öte gitmeyen bu kuruluma gerek var mıydı?

Görülüyor ki, verdiğimiz kararın uygulanmasını sağlamak için milletin daha alışmadığı sorunlara el atmak gerekiyordu. Osmanlı Hükümeti’ne, Osmanlı Padişah’ına ve Müslümanların halifesine başkaldırmak ve bütün milleti ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.

AMACA DOĞRU ADIM ADIM

Türk yurduna ve Türk bağımsızlığına saldıranlar kim olursa olsun, onlara bütün milletçe silahlı olarak karşı çıkmak ve onlarla savaşmak gerekiyordu. Bu önemli kararın bütün gereklerini ilk gününde açıklamak ve söylemek, elbette yerinde olmadı. Uygulamayı bir takım evrelere ayırmak ve olaylardan yararlanarak milletin duygu ve düşüncelerinde işlemek ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu.

Nitekim öyle olmuştur. Dokuz yılda yaptıklarımız düşünülürse, ilk günden bu güne kadar izlediğimiz genel gidişin, ilk kararın çizdiği çizgiden ve yöneldiği amaçtan hiç ayrılmamış olduğu kendiliğinden anlaşılır.

BÜYÜK OLMAK İÇİN TARİHİ SÖZLER

Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin,

Kimseyi üstün görmeyeceksin,

Hiç kimseyi aldatmayacaksın,

Ülke için gerçek idealin ne ise onu görecek,

O hedefe yürüyeceksin.

Herkes sana karşı çıkacaktır;

Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır;

Önüne sonsuz engeller yığacaklardır,

Fakat sen bunlara dayanıklı olacaksın.

Kendini büyük değil, küçük, bir hiç sayarak,

Kimseden yardım görmeyeceğine inanarak

Bu engelleri aşacaksın.

Bütün bunlardan sonra da “büyük “ derlerse

Söyleyenlere gülüp geçeceksin

Mustafa Kemal ATATÜRK

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?