Mahallenin delisini herkes tanır… O deli kimseyi tanımaz…

Başlık alıntıdır…

Daha en başından yazayım…

Mirgün Cabas’ın bugünkü olası bir yazısının başlığıdır…

Ama içeriğiyle hiç ilgisi yoktur…

Benimki tamamen Kocaeli deliliği

***

Kentin sokaklarında büyüdük…

Şehrin ortasında yaşamamıza rağmen, o zamanlar parke yol gördüğümüz zaman, “Yaaa, çok modernleştik” derdik…

Arnavut kaldırımları ve taş sokaklardan haberimiz yoktu…

1966, hem de Baç doğumlu olarak, Kocaelispor dışında hiç bir takımın fanatiği olmamız söz konusu değildi…

Öyle de oldu…

Nasipmiş, o kulübün spor yazarı ve muhabiri bile olduk…

Şanssız geçen gençliğimizdeki en büyük şansımız budur…

***

Hiç bir zaman tribünlere oynayan yazılar yazmadık…

Çünkü o işin basitiydi…

İki küfür, bir hakaret, bir gazlı yazı, tamamdır…

Kralsın bu kentte…

Biz zor olanı seçtik…

Taşın altına gövdemizi koyduk…

Kişileri değil, olayları hedef aldık…

Küçük değil, büyük fotoğrafa baktık…

Yazılarımızı herkes okusun diye bir hedefimiz hiç olmadı…

Öyle bir kaygı içerisine de girmedik…

Türkiye’nin ilk günlük spor yazısı yazan yazarı unvanını aldık!..

Bu bize yetti…

***

Bugün Pazar

Hava pırıl pırıl olacak büyük bir ihtimalle…

Maçlara davet ederken belki biraz abartmış olabiliriz…

Ama unutulmasın ki…

Kocaelispor’un profesyonel kalma savaşımı, kentin adının yok olmaması savaşımıdır aynı zamanda…

Kocaelispor Kulübü, bir futbol kulübünden çok öte anlam taşır bu sokaklarda…

***

Eduardo Galeano, (iki yıl önce yitirdik), dünyanın en şanslı spor yazarlarından ve edebiyatçılarından biriydi…

Aynı zamanda profesyonel gazeteciydi…

Dünya kupalarını kaçırmazdı…

Gölgede ve Güneşte Futbol’ isimli Kitabı’nda, ‘Futbol Dilencisi’ olduğunu açıklar…

Ama onun tuzu kuruydu…

Tuttuğu bir takım yoktu…

Sadece ve sadece futbol ve gol dilencisiydi; delisiydi…

Biz de futbol delisiyiz…

Ama Kocaelispor’un daha fazla delisiyiz

Bunun için de 9 köyden kovulduk

***

Hani bir söz vardır, iyilik yapıp da pişman edilince söylenir… Ben üstü kapalı yazacağım, siz anlayın artık…

“Deli mi bana aşk-ı ilan etti ki, ben iyilik yaptım… Bana ne?...”

***

İşte biz ‘Bana ne?..’ diyemedik…

Haberlerimizde tiraj kovaladık elbette, daha çok gazete satmak için…

Ama köşe yazılarında tribünlere oynamadık…

Yani kimseden korktuğumuzdan falan değil, okura saygısızlık yapmamak, kulübe zarar vermemek için çabaladık, kalemin şehvetine kapılmamaya çalıştık…

***

Şöyle düşünün bizim Kocaelispor sevdamızı

Mesela, aşık olduğunuz bir kişinin yanlışlarını görüp de, sağa sola yazar mısınız?..

Bizim aşkımız da böyle…

Aşkımızı ele vermeyiz, ama hatalarını yüzüne söyleriz

Sağda solda konuşmayız…

Sakın ‘Gerçekleri saklama’ olarak algılamayın bunu…

Çünkü gerçekleri köküne kadar yazarız

Arkasında da dururuz

30 yıl önce yazdıklarımızla bugün yazdıklarımız arasında dağlar kadar fark olmaz!..

İyiye iyi, kötüye kötü deriz…

Ama tekrarlıyorum…

Yazarlık ve yazı başka şeydir…

Habercilik ve haber başka şeydir…

Haber kutsal, yorum hürdür…

Yani haber gazeteyi, yorum sizi bağlar…

Habere yorum kattınız mı, onun adı başka bir şey olur!..

***

Elhasıl-ı velkelâm…

Bugün Kocaelispor maçı var…

Özlem gideriyoruz…

Sezonun ikinci yarısının ilk maçına çıkıyoruz…

Burada rakamlardan söz edip de, kafanızı karıştırmak istemiyorum…

Ön sayfadaki puan durumu ve haberimizde her şey açık seçik görülüyor…

***

Kocaelispor’da yeni bir teknik adamGalip Gündoğdu… Yeni bir heyecan… Yeni bir yıl… İki isimle tekrar buluşma (Sinan-Mesut)… Yepyeni bir bakış açısı olsun istiyoruz… Ama futbolcularımız, yine eski futbolcular

Eğer onların kafası değişmediyse, ayaklarına yeni bir şekil vermediyseler boşa…

Bizler de bugünkü kayıpla hemen her şeyin bitmediğini anlayabilirsek, panik yapmazsak, sabır edersek, bu mücadelede yönetimi, teknik heyeti, futbolcuyu yalnız bırakmazsak, kenetlenir ve bir bütün olursak, bu mücadelede tuzumuz bulunur…

Çünkü ne yapıp edersek, bizim de etki sınırımızsadece tuz kıvamındadır bellidir…

Sonunda son söz futbolcunundur

Ve onların da kapasitesi bellidir

Bizim isteğimiz…

O kapasiteyi sonuna kadar kullanmalarıdır…

Giydikleri formanın bir spor kulübü formasından çok öte…

Bir ‘Dava bayrağı’ olduğunu unutmamalarıdır…

***

Başa dönelim…

Mahallenin delisini herkes tanır…

O deli kimseyi tanımaz…

Mirgün Cabas’ın bugünkü yazısının başlığı…

Biz de bu mahallelerin, bu ilçenin, bu kentin delisiyiz…

Gideceğimiz yer er ya da geç Bağçeşme

Bizi yakından tanıyan, yazılarımız sürekli okuyanlar iyi bilir…

Tribünlere oynamayız…

Bu yazdıklarımız futbolcuyu gaza getirmek, milleti tribüne doldurmak için değildir…

Rahat olun!..

İstesek onu da rahatlıkla yapardık…

Kalemin kemiği yok…

Ama…

Vicdanı var…

Ahlâkı var…

Onuru var…

O halde, bugün tribüne gitmek de, sahada oynamak da, takımı yönetmek de, yorumlamak da hepimizin ortak görevidir…

Gerisi teferruattır…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?