Gizle

Hayatta mutsuz olanlara 5 YENİ BAKIŞ AÇISI!

Bu listede yer alan tüm maddeler, bireylerin kendilerine ait yönleri ve kişilikleri ile sorgulayarak ulaşabileceği sonuçlar barındırdığı için açıklama ihtiyacı olmaksızın yazılmıştır, okuyucuya bir bakış açısı katmak amacıyla da açıklamalar eklenmiştir.

Okuyup okumamak okuyucuya kalmıştır.

**

İnsanların hayatları boyunca yaptığı çoğu şey mutlu olmak uğruna yapılıyor.

Çünkü mutlu olmak demek, hayat demek.

Mutluluk tam anlamıyla gerçekliktir.

Sadece gerçek bir bakış açısına sahip olmanız gerekiyor.

**

Özetle bu başlık somut kavramlardan oluşmamaktadır.

Size çikolata yiyin, mutlu olun demiyoruz.

İç huzuru yakalamanız için yardımcı olmak istiyoruz.

Geçici bir mutluluk değil hepsi kalıcı mutluluklar için.

1.Hayat kafanızın içindekiler değil. Karanlık düşüncelerinizden kurtulun.

mutsuzluk-dekupeeeee.jpg?r=fb0a6e38c240f554a3d92b30f77180b1

Kafanızdaki herhangi bir olumsuz düşünce gerçek dünyada var olamayacak kadar sahte.

Kötülükler gerçekten bu dünyada yaşanıncaya kadar var olmazlar. Sizin uydurduğunuz bir karanlığı beklemek demek, hayatı olmayan şeylerle geçirmek demek.

Bu yüzden her olaya olumlu bakmak, kötü bir şey olacağını beklemekten daha çok yarar sağlar. Olumsuzluğundan emin olmadığınız, somut olarak önünüze sunulmamış hiç bir konu aslında olumsuz değildir ve hayat olumsuzlukları düşünerek geçirilen vakti sizden çaldığı için hiç bir zaman pişman olmayacak.

2-İnsanları sevmeye başlamadan önce kendinizi sevmeyi öğrenin.

Bunu okuduğunuzda "Bu çok klişe yaa" tepkinize dur sinyali vererek, sizlere bunu mantıklı kılacak bir örnek verelim. Diyelim ki sabah uyandınız ve kahve almak için evden dışarı adım attınız.

Markette reyonlara bakan genç çocuktan tutun da kasiyer ablamıza kadar herkesin suratı asık ve size "günaydın" demek bile onlar için angarya bir iş halini almış.

Surat sallayan o insanlara doğru siz de gülümsemek istemiyorsunuz ve belki içinizden insanları bu tarz tavırları yüzünden asla sevemeyeceğinizi düşünüyorsunuz.

O an düşündüğünüz olumsuz duyguların sebebinin o insanlar olmadığını anladığınızda hiç bir şey için geç kalmış olmayacaksınız.

Size gülümsemeyen bir insana gülümseyebilmek ancak kendinizi sevmenizle mümkün olabilir. Karşısındaki kişiden çok kendi mutluluğunu düşünen herkes için bu geçerlidir.

Kendinizi mutlu ederek başka insanları da mutlu edebilirsiniz.

Kendinizi severek başkalarını da sevebilirsiniz.

Eğer kendinizi bir başkasının mutsuz edemeyeceği kadar değerli görebilirseniz, sizi mutsuz edebilecek tüm tavırlara karşı koruma kalkanı altında olursunuz.

Kimse sürekli gülümseyen bir insana suratsızlığıyla zarar veremez.

Kasiyer kıza gülümseyerek günaydın diyebilirseniz, onun asık suratının altında yatan mutlu olma içgüdüsü yüzünden size atacağı gülücük, sizi biraz daha mutlu edecek.

Ha ablamız hala suratsız ise yine hiç sorun değil.

Siz gülümsüyorsunuz ya önemli olan aslında sadece o. Burada anlatılmak istenen tam olarak da bu; sizin mutlu olmanız.

3.Gerçeklere tutunun. Mutlu olmak hayatı yaşamak demek.

İki insan düşünün. Biri sürekli hayatı sorgulayan kişi; "Ben neden yaşıyorum, ne gerek var, amacım nedir bu hayatta, her şey monoton, hep aynı şeyleri yaparak ne yapacağım, zaten öleceğim ne için bunlara katlanıyorum?" diyerek kafasındaki karanlığa gömülen.

Diğeri ise işe gidiyor, akşamları sevdiği yemekleri yerken hafta sonuna program yapıyor.

Yarın yapacağı işlerin listesini oluşturmuş, amaçları ve planları var.

İki sene sonra biriktireceği parayla alacağı evi ve içinde geçireceği rahat günleri düşünüyor.

Belki yaz tatilinde gideceği küçük çaplı tatilini düşünüyor.

Onun saçma şeyleri düşünerek vakit harcamasına gerek yok çünkü başka planları var.

Hangisi daha gerçek, hangisi var olan gerçek hayatı yaşıyor?

4.Anılarınıza bağlanın. Tecrübeler sizi ileriye taşıyacak, adımlarınızı hissetmenizi sağlayacak.

Ne yazık ki insan beyni güzel anıları çok rahat içinden çıkaracak bir yapıya sahip.

Nasıl ki sizi üzen anılarınızın çoğunu dün gibi hatırlıyorsanız, mutlu olduğunuz anları da bir o kadar hatırlayamıyorsunuz.

Geçen hafta yaşadığınız güzel bir anı, bugün düşündüğünüzde sizi o günkü kadar mutlu etmezken, yaşadığınız trajik bir olay hala aklınıza geldikçe sizi üzebiliyor.

Buna engel olmak için yapacağınız adım ise mutlu olduğunuz anlara ait parçaları önünüze koymak. Sizi en ufak gülümseten her konu için bir hatıra toplamak.

Kendinizi nasıl ifade edebiliyorsanız o şekilde, belki o ana ait bir fotoğraf çekmek, belki bir yere not almak, belki günlüğe yazmak, belki de size o zamanı hatırlatacak biriyle paylaşmak.

Mutluluk paylaştıkça çoğalır.

Kendi mutluluklarınızı kendinizle de paylaşın.

5.Vücudunuza "bu dünyadaki en gerçek şey" olarak bakın.

Onun yokluğunda düşünceleriniz de yok.

Beyninizi yönetebilirsiniz. Beyine doğru sinyaller göndermek, onu kendi kontrolünüz altında tutabilmek elbette kolay değil ama yapabilirsiniz.

Vücut her ne kadar kimyasal reaksiyonlar eşliğinde çalışsa da, onu aslında siz yönlendiriyorsunuz.

Eğer sizin için mutlu olmak bir amaç olacaksa, vücudunuz olmadan "hissetmek" kavramına uzak olacağınız için herhangi bir mutluluk yaşayamayacağınızın farkına varmalısınız.

Vücudunuza iyi bakabilmenizin en gerçek yolu ise beyninize onun varlığının bu hayattaki önemini anlatabilmek.

Bu da sizin iç dünyanızdan kurtulup dış dünyaya tutunmanızla mümkün olabilir. Kendi yarattığınız iç dünyanızda bir vücuda sahip değilsiniz.

Orada mutluluk denen şeyi hissedemezsiniz.

Duygularınızı hayatın gerçeklikleri ve planladığınız amaçlar uğruna yönlendirmeye çalışırsanız ancak bu hayatta mutluluğun var olduğunu beyninize anlatabilirsiniz ve kısaca hayatın aslında ne kadar gerçek ve güzel olduğunu görebilirsiniz. (Alıntı- onedio.com)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?