Gizle

Suç kimin?

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri de işsizlik.

Yapılan kamuoyu araştırmalarında işsizlik sorunu birinci veya ikinci sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de her beş kişiden biri işsiz.

İşsizlik oranı % 20 dolaylarında.

Üniversite mezunlarının işsizlik oranı diğer gruplara göre oldukça daha yüksek.

Anne babalar yemeyip, içmeyip, giyinmeyip, zar zor elindeki kıt kanat olanaklarıyla çocuklarını üniversite okutmak istiyorlar.

Çocuk, üniversiteyi bitirince kendi alanında iş bulamayınca evde oturuyor.

Bazen ne iş bulursa yapacak olanlar da iş bulamıyor.

Elbette bu işsizliğin nedenlerinden biri ülkemizde üretim yok.

Üretimin olmadığı yerde işsizliği önleyemezsiniz.

Ayrıca her il’e, ilçeye üniversite açıyoruz.

Gereğinden fazla mezun veren üniversiteler mezunlarına iş bulamıyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki üniversiteler mi iş bulacaklar. Evet. Devleti yönetenler üniversitelerle iş birliği yapsalar, ülkenin kaç tane öğretmene, kaç tane doktora ihtiyacı var. Bunlar önceden planlansa bu kadar işsizlik olmaz.

Zaman zaman devlet yetkilileri “Efendim, iş çok. İşverenler işçi bulamadıklarından şikayet ediyorlar. Vatandaşımız iş beğenmiyor.”

**

Geçenlerde Kocaeli İş Kur Müdürü Sayın Ulvi Yılmaz, “Kocaeli’nde 115.000 işçiye ihtiyaç var. İş işin başvuranların sayısı ise 55.000. Rakamları tam olarak anımsamıyorum ama üç aşağı, beş yukarı rakamlar bu seviyelerdeydi.

İş Kur Müdürü şunu demek istiyor.

İş arayanlar iş beğenmiyorlar.

Bu hataya bazen aileler de düşüyorlar. Onlar da çocuklarının iş beğenmemesinden yakınıyorlar.

Böyle düşünenlere bir sorum var.

Arkadaş, mühendis olan bir kişiye git garsonluk yap diyorsunuz.

Yıllarını veren bir kişi bir lokantada ilkokul mezunu dahi olmayan bir kişiye nasıl servis yapabilir.

Siz olsanız bunu yapabilir misiniz?

**

Meselenin diğer boyutu ise, hadi diyelim bu üniversite mezunu genç garson olarak çalışmayı kabul etti diyelim.

Ne ücret vereceksiniz. Asgari ücret. Asgari ücret ne kadar 1.600 lira.

Bu genç aldığı bu paranın 350 lirasını yol parası verecek. Abartmıyorum. İstanbul’da bir kişinin verdiği aylık yol parası bu kadar.

Hadi diyelim bu genç arkadaş lokantada çalıştığı için belki de yemeğe para vermeyecek.

Peki, bu arkadaş başka bir işyerinde aynı ücretle çalışsaydı, bir de öğle yemeği parası verecekti.

Bu koşullarda gerek üniversite mezunları gerekse diğer işsizler “Ben ne diye çalışayım. Evimde otururum daha iyi” diyor. Haksız da değil. Ben olsam ben de çalışmam.

Öyle işyerleri var ki yıllardır işçinin maaşına zam yapmıyor. İşçi zam istediğinde “Dışarıda bir sürü işsiz var sen zam istiyorsun. İş bulduğuna şükür et” diyerek işçinin elini, kolunu bağlıyorlar. İşten atılma korkusu ile patronundan zam talep edemeyen binlerce işçi var.

Sanayinin en yoğun illerinden biri olan Kocaeli’nde bu kadar işsiz varken, diğer illerde örneğin, Hakkari’de, Bartın’da, Ağrı’da gerisini siz düşünün.

Düşünün, düşünün ki bu insanlar neden işsiz. İşsizliğin yoğun olduğu bir toplumda huzur olmaz.

**

Son yıllarda boşanmalardaki artışın en önemli nedenlerinden biri de işsizlik.

Kimi iş bulamadığı için evlenemiyor, kimi de eşini boşuyor.

Toplumdaki bu öfkenin, saldırganlığın, cinnetin en önemli nedeni işsizlik.

Hükümetin bir an önce bu sorunu çözmesi gerekir.

Aksi halde kötüye gidiyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?