Gizle

Atatürk’ten Erdoğan’a korunması gereken İslam

Türkiye sürekli gündemin değiştiği, farklı konuların tartışıldığı bir ülke olmuştur. Uzun süredir olası bir erken seçimi tartışırken birden kendimizi İslam muhabbetlerinin tam ortasında bulduk.

Bir kere şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir ki, ülke olarak büyük bir değişimin arifesindeyiz. Kestiremediğimiz ise yaşanacağı kesin gibi duran bu değişimin sınırlarının neresi olacağı. Ben burada takılıyorum. Zira öyle bir noktaya geldi ki ülke, gündemin değiştirilmesi adına hemen her konuyu masaya yatırır olduk.

Dediğim gibi, değişimin sınırlarını kestiremiyoruz. Bir yandan ülkenin yönetim şeklini Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne adapte etmeye çabalarken, diğer yandan din konusu da ulusal gündemimiz oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan öyle kelamlar etti ki, meseleyi güncellemeye kadar götürdü.

Tabi Erdoğan bunu söyleyince, birileri; “Sen dini mi değiştireceksin, Allah’ın kelamı kat’idir. Değiştirilemez, sorgulanamaz” söylemlerini ortaya koymaya başladı. Fakat bizler Erdoğan’ın ne demek istediğini iyi anlıyoruz. O’nun yapmak istediği şey dini ya da dinin uygulanır şeklini değiştirmek değil, belki de aslını anlamamıza vesile olmak...

Zira 1400 yıl evvelinde Allah katından gelen Kur’an’la bugünkü Kur’an arasında, yani o günkü dini kurallar ile bugünkü kurallar arasında hiçbir fark olmasa da, İslam’ın bilinirliğini artırmak, tebasını sağlamlaştırmak, görünür-görünmez İslam düşmanlarının veya bilerek ya da bilmeyerek dine zarar verenlerin bertaraf edilmesi için farklı yöntemler kullanılmalıdır.

Bunun içinde yaptıkları abuk subuk konuşmalarla dine zarar verdiği kesin olan insanlarla mücadele etmek de vardır. Bu kişileri isim isim saymaya lüzum yok. Fakat ülkenin özellikle tarikat-cemaat tartışmalarının gölgesinde yönetilmeye çalışılmasının önüne geçmek için de Erdoğan’ın yaptığı gibi bir güncelleme çıkışı ortaya konulmalıydı.

Unutulmamalıdır ki, din başlı başına bir gerçektir…

Hayatın gerçeğidir…

Belki de var oluş sebebidir. Dolayısıyla sahiplenilmeli ve üzerinde yoğunlaşarak ulusal ve uluslararası alanda İslam’ın adının kirlenmemesi için çaba gösterilmelidir…

Bakınız; DEAŞ din adına ortaya çıkmış bir örgüttür. El-Kaide, El-Nusra gibi örgütler de aynı kefeye konulur.

PKK’nın içinde dindar bir Kürt devleti kurmak istediklerini söyleyerek bu ülkede yaşayan Kürt vatandaşlarımıza sahte bir hedefi gösteren kitlenin olduğunu da çok iyi biliyoruz.

FETÖ denilen örgüt de her ne kadar yolu yordamı farklı ise de aynı amaca hizmet eder.

Ve bunların tek bir ortak noktası vardır; TERÖR…

Dahası bahsettiğimiz örgütler nedeniyle bizim güzel dinimiz terör kelimesi ile anılmaya başlamıştır.

DEAŞ’ın dünyadaki bilinen ismi IŞİD’dir…

Yani Irak-Şam İslam Devleti…

Fransa Cumhurbaşkanı’nın tavsiyesi ile başlayan süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu ismi hiçbir zaman kullanmadığını biliyoruz. Erdoğan’ın İslam ve terör ifadelerinin yan yana kullanılmasını istememesi ile İslam’ın birilerine karşı korunması amacını taşıyan “Güncellenme” ifadesi arasında hiçbir fark yoktur.

Demek ki İslam’ın kuralları üzerinde oynama yapılmamalıysa da, mücadele etkisi ve şekli mutlaka güncellenmelidir.

Aslına bakarsanız meselenin en nihayetinde dönüşüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.

Yani yıllar öncesine…

Yani Atatürk’ün büyük devlet adamı olduğu gerçeğine…

Ne demişti Mustafa Kemal; “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır…”

İşin özeti budur. Atatürk’ün burada yaptığı şey ülkesini din adamlarından korumak değil, sahte ve dini topluma kötü gösterecek kadar radikal tutumlar içinde olan sahte din adamlarına karşı, gerçek İslam’ı korumaktır. Buradaki Türkiye kelimesi öznedir, kısacası korunması gereken İslam’ın kendisidir.

Bu anlamda Erdoğan’ın korumak maksadı ile yapmak istediği “güncelleme” ile Atatürk’ün o dönemde yaptığı “güncelleme” arasında şahsıma göre bir fark yoktur.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?