Yapılamayanlar arasında “gönüller” ilk sırada…

Geçtiğimiz hafta yazdığımız “Yapılanlar ve yarım kalanlar” yazısına başarı düzeyi nedir, halk ne düşünüyor, nerede eksik kalındı gibi birtakım değerlendirmelerle devam edeceğim. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; yazdıklarımda, kimin ne diyeceğini ya da nasıl karşılayacağını düşünerek değil, araştırıp, gözlemleyip en doğrusunu aktarmaya çalışıyorum. Bunun karşılığını da toplumun genelinden aldığım olumlu geri dönüşlerde görüyorum. “Benimle ne zoru var” diye düşünenler olduğunu biliyorum. Fakat derdimiz Kartepe ve geleceğimizse, haksızlık karşısında şiir mi yazayım, methiye mi düzeyim?

Elbette inandığım şeyleri, olması gerekenleri üslubunca yazmaya devam edeceğim. Her daim yaşadığım bölgenin gelişimine katkı sağlamak, yanlış yapılan işleri kendimce düzeltmeye çalışmak ve eksikleri yazarak da olsa tamamlamak gibi bir reflekse sahibim. Tıpkı bundan dört sene önce yaptığım gibi... İlkelerine, yönetim anlayışına, söylemlerine bakarak o zamanki mevcut yönetime karşı nasıl bugünkü anlayışın yanında yer aldıysam, bugün de yanlışları söylemekten geri durmayacağım. Bunun için suçlanıyorsam, aynen devam. Çünkü bir kalemde silip atmak olmaz, dostun acı söyleyeni olmayı tercih ediyorum. Daha kimse sizi tanımıyorken, gerçekleri görmenizi engelleyecek şekilde etrafınızı saran çıkar grupları henüz peydah olmamışken, biz “yeni bir yönetim anlayışı” heyecanıyla yanınızda yer alan birkaç kişiydik, hatırlarsınız. İnandık, güvendik ve tüm desteğimizi verdik.

Peki, ne oldu da bu yazıyı yazma ihtiyacı doğdu? Önemli olan üzüm yemek diye düşünüyor ve bağcının kim olduğuyla ilgilenmiyorum. Dün de böyleydi, bugün de böyle, hep böyle olacak! Şeffaf, katılımcı ve hesap verebilen bir anlayış kulağa ne kadar hoş geliyorsa, tam tersi hareket etmek de o kadar riyakârca geliyor. “Eksiğimi söyleyin, Allah rızasından başka bir derdim yok” diye yönetime talip olduysanız, ona göre adım atmak zorundasınız. Yapamadıysanız bu yazılar yazılacak, üzgünüm. Her eleştirildiğinizde yüzünüzü başka yere çevirirseniz, tabureyi çekip sırt dönerek siyaset yaparsanız, insanlar arasında ayrım yaparsanız, ne yazık ki bu ilçe sizin gibiler yüzünden kaybetmeye mahkûm olacak... Altından yollar, elmastan köprüler de yapsanız, siz siz oldukça gönül köprüleri her daim yarım kalacaktır.

İşte bu ilçenin en önemli eksiği! İnsanlar en çok gönüllerine temas edilmemesinden dem vuruyor. Candan, sıcak ve samimi iletişim kurulamamasından şikâyet ediyor. “Efendim, her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” diyerek bu tepkilere yanıt verilmez. İllâ ki her düğünde her cenazede boy göstermek gerekmez, samimiyseniz bir telefon bile yeter bu işlerin üstesinden gelmeye. “Eğer fasıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın” emrine göre değil, dedikodulara göre hareket ettiğiniz için de, kaybetmeye ve huzuru aramaya devam ediyoruz.

Ötekileştirme, kutuplaşma had safhada. Dürüst olmanın bedeli ne yazık ki bu yerde de ağır oluyor. Doğrular ne zaman dile gelse, bedeli ödetilmeye çalışılıyor. En saçma şakalara bile kahkalarla gülecek bir kişiliğe sahip olacaksın, her daim şakşak yapacaksın, yıkayacaksın,

yağlayacaksın, ohh... Senden güzeli, iyisi yok! Ne diyordu Şeyh Edebali, Osman Gazi'ye; “Ey oğul, artık Bey'sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoşgörmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana...” Dedik ya işte, en önemli eksik gönül dünyalarına hizmet diye…

Gelelim dünyevi icraatlara. Kartepe’de proje kitapçığına baktığınızda vadedilen hizmetlerin ancak %39’u yapılabilmiş durumda. Bu oranı da zorlayarak elde ettiğimizi bir kenara yazmak gerek. Örneğin tenis kortları, Gençlik Merkezi, Kent Merkezi Bağlantı Yolları ve Özel Üniversite projelerini bitenler arasında değerlendirdim. Projelerin % 17’si hiç yapılmadı. Yani bir çivi bile çakılmadı. %44’ü ise kısmen yapılmış. Örneğin Salim Dervişoğlu Caddesi ve yüzme havuzu gibi ihaleleri yapılıp başlanmayı bekleyen projeler de bu kapsamda değerlendirildi. Kitapçıkta olmamasına rağmen yapılmış ve tamamlanmak üzere olan projeler de var elbette. Bunları geçtiğimiz haftaki yazıda ifade etmiştim. Alo Evlat gibi daha önce farklı bir isimle benzeri uygulanmış bir proje bu dönem daha da geliştirildi. Özellikle sıcak yemek yardımı hizmete giren başarılı projelerden biri.

Dört yılda çözülemeyen ve en çok eleştirilen bir diğer konu ise yollar. Bu konuda bir türlü başarı sağlanabilmiş değil. Yeni yapılan yolun kısa süre sonra bozulması, bu anlamda yapılan denetimlerin yetersizliği, kurumlar arası diyalog eksiği gibi nedenlerle bu yollar istenilen düzeye bir türlü gelebilmiş değil. En çok asfalt yapan belediye olmasına rağmen, parke ihalesinde rekor kırılmasına rağmen, bu konuda bir memnuniyet yok. Gençlere yönelik heyecan veren projeler de henüz hayata geçirilebilmiş değil. Genel olarak bu dört yıla, Başkan Üzülmez’in göreve yeni alıştığı bir dönem de diyebiliriz. Kendini yenilemesi ve düzeltmesi için önümüzdeki seçim yılı onun için bir şans olacak.

Ve gelelim Üzülmez’in ekibine… Ne yazık ki Üzülmez’in notu neyse, ekibinin notu onun çeyreği ya eder ya etmez. En alttan en üste, Üzülmez’in eksiğini giderecek, halkla arasında köprü oluşturabilecek bir Allah’ın kulu bile yok etrafında. Aksine, her yerde peşinde gezen, protokol kavgası yapmaktan öteye gidemeyen ekibin antipatikliği hiç olmadığı kadar kendisine zarar veriyor. İnsanlara selam vermekten aciz, gördüğünde yüz çeviren, her şeye “tamam hallederiz” deyip hiçbir işe yaramayan bir dolu insan... Bir de bürokratlar var ki sormayın gitsin. Her dönem aynı anlayış, aynı insanlar, aynı iş bilmemezlik. Cumhurbaşkanımızın söylediği “bırakıp gitsinler” sözünün ne kadar doğru olduğunu anlamak için Kartepe’ye bakmak yeterli olacaktır.

Genelde şanslı olduğu söylenen Üzülmez’in sanırım en büyük şanssızlığı da bu oldu. Bazı trollerin bu yazıdan sonra oturup nerede yanlış yapıyoruz diye düşünmek bir yana, nasıl karalarız, nasıl farklı yansıtmaya çalışırız diye uğraşacaklarını biliyorum. Yaptıkları en iyi iş olan dedikoduyla “hakkımdan geleceklerini” de biliyorum. Olsun hiç önemli değil. Su akar yolunu bulurmuş. “Sırat-ı müstakim” dediğimiz o yoldan sapmadan, ilkeli durmaya, hakkaniyeti anlatmaya devam edelim de, kim ne derse desin…

Çünkü inandığımız bir dava var. Derdimiz Türkiye, derdimiz bu millet. En zor zamanda belediye başkanlığı görevini başarılarla yerine getiren sayın Cumhurbaşkanımızın görmeyi arzuladığı ve işaret ettiği yerel yönetim anlayışına ulaşmak için çabalamanın bir görev olduğunu düşünüyorum. Temennim odur ki, bu yaklaşım Kartepe’de ve tüm ülkede karşılık bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

10

Sercan - ....çok yerinde ve doğru şekilde yazılmış bir yazı. eksiği olan ama fazlası olmayan bir yazı. duygulaımızın yaşadıklarımızın görüdklerimizin bir özeti şeklinde olmuş.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 09:02
09

Posulti - Şükür içimizden geçenler sonunda gören varmış. Partisi'de hiç gerçekleri soylwywmicezmi. Yeter oy kaybediyiz oy. Sizin pisirikliginisdan isbilmemezliginisden tepeden bakmanizdan dolayi yüzümü kalmıyor lmneyde Reise tam destek varda rahatlığı. Ama bunlarla yerlere işimiz çok zor

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 17:34
08

Gncgl - bu gurup iş bilmezliğin dibine vurmuş o yetmez belediye kapısından gireni yokluyolar ne var elinde arsa ev hemen halledelim , harbi bu kadarı fazla .. yapmayın etmeyin eylemeyin biz Üzülmezi tok başkan diye tanıdık ama ekibi neler ediyor .Cumhurbaşkanı güzel demiş 'bırakıp gitsinler' yeter .. Hep poz verip sosyal paylaşim yapmakla demek iş olmuyormus .ne yazıkki.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 31 Mart 21:17
07

Şahin - Hasan kardeşim daha okadar yazilacak soylenecekler varki ama gözleri görmuyor kulakları duymuyor cünkü yöneticiler kendi dertlerindeler. hem parti yoneticileri hem belediye bir konu veya bir mevzu bir şikayet söyleyecen yanlarindakiler tamam biz okonuyu konuştuk halledecez deyip savuşturuyorlar kimse başkanı sıkıştirmasin diye soru sormasin diye onünü kesiyorlar sanki ortalik günluk gülüstanlik sorsan biz vatandaşin hizmetkariyiz öyle cenaze dügündernek gezmekle beldenin sorunlari cözulmuyor gercekkeri görun

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 31 Mart 21:16
06

Mehmet Sağlim - Bazı insanları her zaman, bütün insanları da bazen kandırabilirsiniz; ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 31 Mart 12:10
05

İbrahim Solmaz - Açık sözlülüğünüzden dolayı tebrik ediyorum. İnşallah söyledikleriniz gerekli kişiler tarafından en kısa zamanda fark edilir bu topluma yanlış yapılmayacağının, makamlarının hakkını en üst düzeyde vermeleri gerektiğinin farkına varırlar.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 31 Mart 12:01
04

No name - Insanların söylemek isteyip de söyleyemediklerini söylemişsiniz allah sizden razı olsun. Bu yazı sadece burada kalmamalı üstteki yetkililere duyurulmali diye düşünüyorum. Ben bu konuda elimden geleni yapacağım

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 31 Mart 11:55
03

Ömer - Efsane yazı. Ben yazsam bu kadar olurdu kalemine sağlık kardeşim

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 31 Mart 11:50
02

Erdem - gönüller ilk sırada vurgusu oldukça önemli ve yerinde bir durum tespiti olmuş kardeşim. kartepe mevsu bahisse egosantrik düşüncelere geçit verilmemeli.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 31 Mart 11:50
01

Mehmet Çelik - Hasan bey uzun zamandır yazılarınızı dikkatle takip ediyorum. Yazı yukarıdan aşağıya her kelimesine kelimesine katılıyorum hatta yüz yüze görüşme imkanımız olursa benimde ekleyeceğim önemli hususlar var.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 31 Mart 11:48

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?