Cevap neden yok?

Geçen Cumartesi günü yayımlanan yazımda Merkez Bankasının doğusunda, iki ayrı alana dikilen ağaçların hepsinin kuruduğunu belirttim. Onlar bir yıl bile yaşayamadılar. Yazımın ekinde ölü ağaçların resimleri de vardı.

Yazıda bu ağaçların neden kuruduğunu, dikim için neden bu ağaç türlerinin seçilmiş olduğunu sordum…Ve yazının sonunu şöyle bağladım:Ortada ölü ağaçlar var. Bunun sorumluluğu var. Sakın cevaplayamaz durumda kalmayın; sizin adınıza çok üzülürüm. Çünkü bu “bilgisizliğin” göstergesi olarak algılanır.”

Ne kadar duygusal davranmışım…

Ben vatandaşım…Sorarım. Beni rahatsız eden bir durum olursa sorgularım. Çünkü bazı şeyler, kendisine bir masa verilmiş kişinin keyfine tabi değildir. Keyfe tabi olmayan şeyleri sorma hakkına sahibim.

Cevap yok… Neden yok? Çünkü cevaplamak da bilgi ile olur. Sorulan konusunda yeterli bilgi sahibi değilsen soruyu cevaplayamazsın.

Eğer dikilen bir ağacın  ( ağaç diyorum çünkü oraya dikilenler fidan konumunda değildi) yaşamasının hangi konumlarda mümkün olabileceğini ve hangi şartlarda olamayacağını bilmiyorsan benim o sorularımı cevaplayamazsın.

Ağaç denilen varlığın kök sistemini, bu sistemin toprak yapısı ile ilgisini bilmiyorsan benim o sorularımı cevaplayamazsın.

Ormanlarda  insan elinin zor girdiği bir kaya çatlağında, dökülmüş bir tohumun hangi şartlarda, nasıl çimlenip, bir ağaç haline gelmesinin mümkün olduğunu irdeleyecek bilgi düzeyinden yoksun isen benim o sorularımı cevaplayamazsın.          

Cevap vermek için bilgi sahibi olmak gerekiyor da soru sormak için gerekmiyor mu? Kesinlikle gerekiyor. Ben bitkilerin nasıl yaşadığına ilişkin bilgiden yoksun olsaydım bu soruları sorabilir miydim? Soramazdım. Bilen sorar. Bilmeyen cevap veremez.

Cevap yok…Bir başka neden, beni cevap verilecek kişi saymamaktır. Yani muhatap kabul etmemektir. Bunun ardına sığınanları meslek hayatımda da çok gördüm. Ama bu da geçersiz. Ben, beni ilgilendiren bir konuda vatandaş olarak soruyorum, sorulana cevap devlet sırrı olmadığına göre cevap verilecektir. Verilmezse botanik ve biyoloji bilgimden hukuk bilgime yolculuk yaparım. “Bilgi edinme kanunundan” yararlanırım. Burası Türkiye. Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkan bir kanundan söz ediyorum. Kanunlara uymak veya uymamak keyfe tabi değildir. 

Elindeki diplomaya bakılarak kendisine masa ve dolayısıyla yetki verilmiş kişi işiyle ilgili olarak neler sorulabileceğini bile tahmin etmek, cevaplamak için hazırlık yapmak zorundadır. Dünyada soruya muhatap kılınmayan tek icraat yoktur. Başkasının sormadığını insan kendi kendine de sorabilir. Buna öz eleştiri deniliyor. Öz eleştiri kişinin kendini tamir etmesine yarar.  Ama  insanın bilgisinin yetersiz olduğu bir konuda da öz eleştiri yapması mümkün değildir.

Görüyor musunuz? İnsan bilgi fakiri olunca kendisine bile soru soramıyor ve kazara sorduğunda cevaplayamıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?