Sağlık çalışanlarına uygulanan ŞİDDET

Hemen hemen herkesin hastanelerle, sağlık kuruluşlarıyla sağlık nedeniyle işi oluyor. Bugün ülkenin hangi köşesinde olursa olsun sağlık kuruluşlarına gittiğinizde hastalardan geçilmiyor.

Toplumda şöyle bir kanı vardır. “Öğretmenlik mesleği kutsaldır.” Doğru. Öğretmenlik mesleği kadar doktorluk, hemşirelik, ebelik de kutsaldır. Çünkü insanla uğraşan her meslek kutsaldır.

Hangimizin karnı ağrıdığında, başı ağrıdığında doktora koşmayız. Tüm sağlık çalışanlarının bu anlamda yükleri ağırdır. Ancak ne var ki zaman zaman ülkemizin değişik bölgelerinde değişik sağlık kuruluşlarında sağlık çalışanlarına gerek hastalar veya gerekse hasta yakınları tarafından anlamsız şiddet uygulanmaktadır.

Sabahın saat sekizinden akşamın beşine kadar o küçücük odalarında hastalarına şifa dağıtan doktorlara yapılan bu haksızlığa anlam veremiyorum. Hastasını kurtarmak için on, on iki saat ayakta bekleyen doktorların ayaklarının altı öpülmez mi?

Sağlık çalışanlarının değerini hastanelerde yatmayanlar anlayamazlar. Ben sağlık sorunlarım nedeniyle hastanede yattığım için bunu biliyorum. Hani derler ya, “Bana damdan düşeni getirin. Halimden ancak o anlar.” Diye.

Sağlık çalışanları arasında mesleğinin gereğini yapmayanlar yok mu? Var. Her meslek grubunda böyle insanlar vardır. İnsanlar direkt olarak doktorlarla muhatap oldukları için, onların en ufak bir hatasına hoşgörü ile bakmıyorlar. Oysa hiçbir doktor bilerek hastasına yanlış tanı koymaz veya onun ölümüne neden olmaz.

Bir doktorun günde 150 hasta bakabildiğini düşünün. Hastasına yeteri kadar zaman ayıramayan doktorun karşısına hasta hemen dikiliveriyor. Sen beni gerektiği kadar muayene etmedin diye. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde bir günde bu kadar hasta bakan bir doktor gösteremezsiniz, söyleyemezsiniz.

Kendilerine yapılan bu baskılardan dolayı mesleklerini bırakan doktorlarımız var. Bir doktorun bu devlete kaça mal olduğunu düşünün. Doktorlar devletten aldıklarını vatandaşlarına hizmet ederek karşılamak istiyorlar.

Gelişmiş ülkelerde bir doktor hastası için ortalama 17 dakika ayırırken bizim ülkemizde bir doktor hastasına ancak 4 dakika ayırabiliyor.

Bugün ülkemizde 105 bin doktor açığı var. Mevcut doktor sayısı ise 107 bindir. Demek ki burada suçu doktorlarda aramamak gerekir. Ayrıca aldıkları maaşlara baktığımız zaman öyle ahım, şahım da bir maaş almıyorlar. Doğrusu bana bir yetki verilse, doktorlara ve diğer sağlık çalışanlarına açık çek veririm. Aylık ne kadar para ile geçinebiliyorlarsa, çeklerini yazsınlar, gidip kurumun muhasebesinden karşılığını alsınlar.

Doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının aldıkları her kuruş helaldir.

İnsana can veren, onların canlarını kurtaran doktorlara ve diğer sağlık çalışanlarına biraz daha hoşgörülü olalım. Onların da etten, kemikten ibaret olduğunu unutmayalım. Bir doktorun nasıl yetiştiğini, devlete kaça mal olduğunu bilelim. Zaten doktora çok ihtiyaç duyulan bir ülkede yaşıyoruz. Bir de onların canına kıyarsak, onları mesleklerinden soğutursak sağlığımızı kime emanet edeceğiz? Daha geçen yıl ilimizin Kandıra Devlet hastanesinde bir siyasinin bayan bir doktora yaptığı hakareti anımsayın. Bu doktor kendisine yapılan hakarete dayanamayıp görevinden istifa etti.

Her kim ki doktorlara ve diğer sağlık çalışanlarına el kaldırıyor, onları mesleklerini ifa ederken hakaretler ediyor, kötü sözler söylüyor, onları şimdiden buradan lanetliyorum ve asla bu tip insanları affetmiyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?