Müjdeler olsun; Tüm fikirler özgürce ifade edilecek!

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyasını İzmir’den başlattı ve üstüne basarak;

“Partimizin programında laikliği demokrasinin vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak gördüğümüz açıkça yazıyor” dedi!..

Evet, AKP programında aynen böyle yazıyor!

İyi de, ANAYASA Mahkemesi AKP’ye “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesiyle “hüküm” ve “Hazine yardımı kesilmesi” cezası vermedi mi?

Erdoğan’ın bir kongrede; “Hem laik, hem Müslüman olunmaz! Ya laik olacaksın ya da Müslüman” sözleri unutuldu mu?

Erdoğan, DEMOKRASİ konusunda ne düşünüyor?

Bir 23 Nisan günü, birkaç dakikalığına Başbakanlık koltuğuna oturan kız çocuğuna; “Artık yetki sende, ister asar ister kesersin!”

“Bizi eleştiren hazımsız ve şizofrendir!” Sözleri kime ait?

2010 Referandumunda; “Hayır diyenler darbecidir!” diyen kimdi?

“KİNDAR ve DİNDAR bir nesil yetiştireceğiz” sözleri kime aittir?

Siyasi karşıtlarını sürekli ve en sert sözlerle eleştiren, aşağılayan, “Münafıklar çetesini gömeceğiz” diyen kimdir?

“AKP Genel Başkanı” sıfatıyla seçimlere giren, hükümeti kuran Ahmet Davutoğlu’nun istifa nedeni nedir?

Daha pek çok örnek verilebilir.

Ama bu kadarıyla bile, insafla düşündüğünüzde; “bir de daha büyük yetkilerle donatılmış bir Cumhurbaşkanlığı Sistemi gerçekleştiğinde bu ülkede gerçek anlamıyla bir “Demokratik Düzen” kalır mı?

Erdoğan, muhalefet partilerini kastederek; “Bunların bütün hesapları beni düşürmek” diyor! Bütün demokratik sistemlerde siyasal partilerin tek amacı “İKTİDAR” olmak değil mi? Bunun neresi yanlış?

Muhalefetteki partileri “terör yandaşı, FETÖ’cü, PKK’lı” gibi sözlerle insafsızca suçlamak hangi demokrasi kültüründe normal karşılanır?

Kendi partisinden aday çıkaramayan ve tüm benliği ile Erdoğan’a sarılan Devlet Bahçeli’nin; “Cumhurbaşkanı adaylarına imza veren seçmenlerin FETÖ bağlantıları olup olmadığının araştırılması” isteği “demokratik” bir istek midir?

Hangi akıl, hangi mantık böyle bir yaklaşıma “normal” diyebilir?

Demokrasi; “Eşitlerin, EŞİT KOŞULLARDA yarışmasıdır!”

Devlet’ten beslenen kimi işadamlarının sahip oldukları “yandaş medya” gazeteleri ve televizyonlarıyla sürekli olarak Erdoğan’ı öne çıkarıyor! AKP İlçe Kongrelerindeki konuşmaları bile 8-10 kanalda naklen yayınlanıyor! Ama Devlet’in yani bütün bir ulusun ortak kurumu olan TRT’de bile muhalif adaylara söz hakkı tanınmıyor!

Bu mu demokrasi?

“BARIŞ Bildirisi” imzalayan akademisyenler işlerinden atıldılar, tutuklanıp cezaevlerinde süründürüldüler. Siyasi iktidarın çizgisi dışındaki pek çok üniversite öğrencisi de cezaevlerinde yatıyorlar!

Nerede “farklı görüşlere saygı”, nerede Demokrasi, nerede “farklı fikirlerin özgürce ifade edilmesi?

Bir seçim vaadi daha;

“Bireysel özgürlükler güvence altına alınacak.”

Bu ülkede “Eğitim hakkı” güvencede mi?

Bu ülkede “Çalışma hakkı” güvencede mi?

Bu ülkede “Sendikalı olma ve GREV Hakkı” güvencede mi?

Bu ülkede “Kadın ve çocukların temel hakları” güvencede mi?

AKP’nin tek başına iktidar olduğu ve bu iktidar süresince ne isterse onun olduğu “tek kişi egemenliğinde” yaşadıklarınızı bir düşünün!

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?