Sosyal politika ve yoksulluk

Türkiye’de özellikle seçim zamanı geldiğinde partilerin sosyal meseleler ve özellikle yoksulluk ile ilgili belirledikleri politikalar ve vaadler önem kazanmaktadır.

Bu durum akabinde birçok tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Ve neticede yapılan tartışmalar sistem sorunlarını da ele alan bir nitelik kazanmaktadır.

Bu minvalde bu hafta sizlere sosyal politikanın Türkiye’de ne anlam ifade ettiğine dair genel bir çerçeve çizmek istiyorum.

Bu konunun belli bir kaçınılmazlığı vardır. Çünkü özellikle yoksulluk bağlamında sosyal politika, kapitalizmin ne olduğunu ve insan için ne anlama geldiğini sorgulamak açısından belki de en müsait alanı kapsamaktadır.

Türkiye’de kapitalist sistemin seyri Batı’dan farklı bir şekilde geliştiği için, bizde çalışma hayatının yapısı ve devlet-toplum ilişkisinin niteliği önemli bir yere sahiptir. Buna göre Türkiye’nin tarihsel gelişimi içinde, bazı çevre ülkelerde olduğu gibi, çalışma hayatında özgür sözleşme ilişkilerinin belirleyici bir rol oynadığını söylemek mümkün değildir.

Kendi hesabına çalışanların veya ücretsiz aile işçilerinin büyük bir sayısal ağırlığa sahip oldukları düşünülürse, emeğin metalaşması konusuna biraz farklı yaklaşmak gerektiği görülebilmektedir.

Bunun yanında devletin, özel mülkiyet ve özgür sözleşme ilişkilerini korumanın ötesinde bir rol oynarken bunu kapitalizmi haklar yoluyla meşrulaştırmaktan ziyade, insanlara yasal zemini oldukça değişken fırsat alanları açarak yapmış olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Nitekim Türkiye 1980 sonrasının neo-liberal küreselleşme ortamında dışa açık bir piyasa ekonomisi modeline geçerken kapitalizmin insan ve toplum üzerindeki etkisi ile tanışıyor, ardından sosyal politika ve yoksullukla mücadele kavramları gündeme geliyordu.

Hiç şüphesiz ki Cumhuriyet tarihinde yoksullukla mücadele ve sosyal politika konularının ilk defa ciddi bir şekilde son on beş yıldır tartışılmasında Türkiye’de muhafazakar yönetimin bütün dünyada etkili olan muhafazakar liberalizmle uyum içerisinde olması da yatmaktadır diyebiliriz.

Zira Türkiye’de yoksulluk oranın özellikle son yıllarda artmasında, piyasa ekonomisinin yerleşmesinin ve ülkenin kapitalist dünyaya eklemlenmesinin kararlılıkla sağlanmasının önemli bir payı vardır.

Buna bağlı olarak düzenin toplumdaki etkileri diğer dönemlere nazaran daha kuvvetli olmakta, bunun neticesinde de sosyal yardımlaşmanın bütçesi diğer yıllara nazaran kat be kat artmaktadır.

Netice itibariyle ilerleyen günlerde ekonomide yaşanması beklenen çalkantılar toplumu daha da derinden etkileyeceğe ve yoksullukla mücadele ve sosyal politika konusu, güvenliğin bile önüne geçerek ülkenin birinci önceliği haline geleceğe benziyor…

Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?