Bir Dünya Kupası hikâyesi…

Sene 1974… Çukurbağ’da 1966’da doğan bendeniz, aynı mahalledeyim ve 8 yaşındayım… TV yok… Evinde TV olanlar, ülkenin en zenginleri muamelesi görüyor…

Mahallede bir yaşlı amcamız var…

Eşiyle beraber yaşıyor…

Çocukları Almanya’daymış…

Bir tek onlarda var beyazcam…

Dünya kupası bu kolay mı?..

Mutlaka iz-le-ne-ceeek…

Yalvar yakar oluyoruz yaşlı dedeye…

Biz de izleyelim…

Tabii ki o kadar çocuğuz..

Üstümüz başımız kir pas içinde…

Yaşlı teypze haliyle bizi eve almıyor…

İşte inanılmaz Türk formülü…

Ev tek katlı bir hane…

Penceresi açılıyor…

Biz dışarıdan duvara dayanıp, maçı izliyoruz…

Tabii ki boyumuz yetmediği içi, ayağımızın altına taş koyarak yükseklik sağlıyoruz…

Kural…

Akşam yemeğini yiyip en erken gelen, en baştaki taşa çıkar ve maçı izler…

Böyle tatlı bir yarış içerisindeyiz…

Sonra o büyülü anlar başlıyor…

Beckenbauer, Noenesss, Maier, Cruyfff, Neskens, Breitner, Zoff sıra alıyorlar art arda…

Onları izliyoruz…

Sonra ver elini okulun bahçesi…

Köhne sokak lambaları altında geç saatlere kadar maç yapıyoruz…

Yaz mevsimi…

Okul da tatil…

Eve giren kim?..

***

İşte bugün başlayacak olan Dünya Kupası öncesinde bu duygular içerisindeyim…

Bahis ve dolandırıcılık sarmalındaki futbol, özellikle 1980’lerden sonra yozlaşıyor…

Ya da belki biz büyüyüp, hayatın gerçekleriyle karşı karşıya kalıyoruz…

12 Eylül darbesini görüyoruz…

İçimiz kararıyor…

Dünyamız kararıyor…

90’lı yıllar evlilik sorumluluğu…

2000’li yıllar deprem faciası…

Yani her 10 yılda bir darbe üstüne darbe…

2010’larda emeklilik…

Yaşlılık aylığı !..

Yaşlanıyoruz…

***

Şimdiki çocuklar. Sizim o tatlı heyecanlarımızı yaşayamadı…

Gerçekten üzülüyorum onlara…

Çünkü bizim içerimizde heyecan vardı…

En basitinden hepimiz organiktik…

Memur çocuğuyduk ve kişi başına iki köfte düşerken, doyuyorduk…

Ama şimdi her şey suni ve saman gibi…

20 köfte yesen de doymuyorsun…

Hepimiz kanseriz, ya da adayıyız…

***

Bu duygular içerisinde bugün başlayacak olan Dünya Kupası heyecanı, boğazımıza düğümlenecek mi bakalım?..

Bir yanda Filistin ve Suriye’deki katliamlar…

Diğer yanda hızla sürüklenilen ekonomik kriz…

Isınan iklim şartları…

Manukyan’ın kadınları gibi delik deşik olmuş bir atmosfer…

Vahşi kapitalizm sarmalındaki Dünyam insanı…

Pis silahlanma gayretleri…

3.Dünya Savaşı’na koşar adım giden insanlık…

Dünya kupası heyecanlarımızı çalanlara, bizi kanser edenlere, GDO’su değiştirilmiş iki ayaklı hayvanlara yuh olsun !..

YIL 1974… HAKAN YAĞCIOĞLU… ÇUKURBAĞ-GEBEŞOĞLU SOKAK…  (Renklerini sadece kendisinin bildiği forma takımıyla…)

 

 

İŞTE DÜNYA KUPASI MACERASI: 

YIL          KAZANAN           TEKNİK DİREKTÖR

 

2014      Almanya              Joachim Löw

2010      İspanya                               Vicente del Bosque

2006      İtalya                    Marcello Lippi

2002      Brezilya                               Luiz Felipe Scolari

1998      Fransa                  Aimé Jacquet

1994      Brezilya                               Carlos Alberto Parreira

1990      Almanya              Franz Beckenbauer

1986      Arjantin               Carlos Bilardo

1982      İtalya                    Enzo Bearzot

1978      Arjantin               César Luis Menotti

1974      Almanya              Helmut Schön

1970      Brezilya             Mario Zagallo

1966      İngiltere              Alf Ramsey

1962      Brezilya              Aymoré Moreira

1958      Brezilya               Vicente Feola

1954      Almanya              Sepp Herberger

1950      Uruguay              Juan López

1938      İtalya                    Vittorio Pozzo

1934      İtalya                    Vittorio Pozzo

1930      Uruguay              Alberto Suppici

 

 

 

 

 

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmek zammının geri alınması doğru bir karar mı?