Kurultaylar partisi CHP

Bir şirket ya da siyasi partide “Lider” elbette önemlidir. Bazen bir “karizmatik” lider, kitleleri peşinden sürükler götürür.

Bu tip liderler, peşlerindeki kitlenin yeterli eğitim, bilinç ve yetenekten yoksun olduğu ortamlarda ortaya çıkar!

Günümüz ölçeğinde “karizmatik lider” örneği vermek gerekirse, hiçbir komplekse kapılmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösterebiliriz.

Bu tip liderler, “koşulsuz itaat” isterler ve bulurlar!

Çünkü, peşindeki kitle bu isteğe uygundur!

Oysa, 21.yüzyılda siyasi partilerden beklenen; her türlü kararda “tek söz sahibi” olmayan, “parti içi demokrasiyi” eksiksiz işleten, parti ilke ve programını öne çıkaran, yetkilerini “kadro” ile paylaşan lider örneğidir.

Böyle bir partide, parti üyesi olmak için; düzenli olarak “aidat” ödemek, parti içinde “siyasi eğitimden” geçmek esastır.

Lideri ve üst yönetim kadroları demokrat, parti ilke ve programı özenle hazırlanmış ve tüm üyelerce bilinen bir siyasi partinin başarılı olması beklenir. Ancak, geniş kitlelerin de “siyasal bilinç” içinde olmaları temel koşuldur!

Türkiye’de bu temel koşulun varlığı tartışmalıdır!

Bu koşullarda CHP için neler söylenebilir?

Kanımca,bana göre;

  • CHP’nin “karizmatik ve otoriter” bir lidere ihtiyacı yoktur!
  • Her alanda “parti içi demokrasi” vazgeçilmez bir ilke olmalıdır.
  • Parti “ilke ve programı” her konunun uzmanları ve taraflarının katkılarıyla belirlenmelidir.
  • Bu ilke ve program, her kademede Genel Merkez yönetiminden ilçe yönetimlerine, partili delegelere ve üyelere, “parti için eğitim” ile belletilmelidir. Bilinçli partili üye, geniş kitlelerle buluşma ve etkileme gücüne sahip olur. Bilinci eksik üye kimseyi etkileyemez!

Yani; 2002’den bu yana CHP’nin genel ve yerel seçimlerdeki başarısızlığı yalnızca parti genel başkanına yüklenemez! Elbette, en büyük günah genel başkana aittir! Ama her kademede herkes, kendi payına düşen günahı yüklenmelidir!

Son seçimden sonra, parti dışı kesimlerin de katkısıyla,  partisini aşan oy alan Muharrem İnce, şimdi partisini yeni bir Kurultaya yönlendiriyor!
Hem de Yerel Seçimlere en çok 9 ay kala! Belki de seçimler Kasım ayına çekilecek!

Bu koşullar altında yapılacak şey; öncelikle bu yerel seçime yönelik çalışmalara başlamak olmalı.

Yerel seçimlerde vatandaş, kendisine saygı göstermeyen partiye oy vermez!

Parti içinde “DEMOKRASİ” işletilemezse, partili delege ve üye küser!

O halde, ciddi bir demokratik süreçle, en uygun adaylar belirlenmeli ve geç kalınmamalıdır!

Yerel seçimlerden sonra Kurultay’a gidilebilir. Ancak; Kurultaylar “Genel Başkan ve üst yönetimi belirleme aracı” olmamalıdır!

Parti ve ülke sorunları tartışılmalı, yeni öneriler ortaya konabilmelidir.

Kurultay’dan en az bir hafta önce, konularında güçlü düşünce insanları ile deneyimli siyasetçilerden oluşan gruplar parti programı üzerine yeni önermeler ortaya koyabilmelidirler.

İl, ilçe kongreleri de bu yöntem ve bilinçle yapılmalı, “aday gösterileri” ile sınırlı kalmamalıdır!

Son Merkez İlçe Kongresini anımsıyorum; İlçe Başkanı, İl Başkanı ve bir milletvekilinin konuşmaları sonrası adeta dağıldı!

Kongreler “Bireysel gösteri” alanları değildir!

CHP, büyük resmi görmeli, bireysel bencilliklerden ve özellikle “kifayetsiz muhterislerden” kurtarılmalıdır.

Siyaset, ihtiras tutkunlarına bırakılmayacak kadar ciddi ve hayati bir uğraş alanıdır!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Perşembe pazarının taşınması sizce doğru bir karar mı?