Edebiyat ve insan

Edebiyat nedir dersek, kısaca;

Edebiyat, kişinin duygu ve düşüncelerini, kendine özgü bir dil kullanarak, yazılı veya sözlü bir şekilde dile getirmesidir.

Edebiyat için en eski ve en yay­gın sanat türlerinden biri de diyebiliriz.

İnsan, her şeyden önce okuyan, düşünen, yorumlayan,  yeni şeyler ortaya koyan, düşüncelerini anlatan, sezdiren ya da uygulayan bir varlıktır.

Edebiyatçıların ortaya koydukları yapıtlarda işledikleri her şey edebiyatın konusunu, içeriğini oluşturur. Edebi yapıt okuyanı etkilemelidir ve insanı edebiyata yönlendirmelidir.

 İnsan edebiyatın ta kendisidir ve edebiyatın içindedir diyebiliriz.

Edebiyatçı olmasa dahi duyguları olan insanı en iyi edebiyat anlatır.

Bunun içindir ki edebiyatın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir.

 İnsan sürekli gelişen, değişen ve günü gününe uymayan duygular içindedir. Bu duygusallığını da sürekli etrafındakilerle paylaşma ihtiyacı hissetmiştir. Bu açıdan bakıldığı zaman yeryüzünde hiçbir sanat dalı ve bilim dalı insanla edebiyat kadar bütünleşmemiştir.

Edebiyatın amacı anlatmaktır: yani insanın ruh halini, dışa vurmasıdır.  Ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı önemli olmasa da elimize bir edebi eser aldığımız zaman, okurken içinde kendimizi mutlaka buluruz. Bunun sebebi nedir dersek yeryüzüne gelen ilk insandan yeryüzünden ayrılacak olan son insana kadar, insanların duygularının ortak olmasıdır diyebiliriz. Hepimizin yaşadıkları, yaşamak isteyip de yaşayamadıkları sevinçleri ve hüzünleri vardır.  Zaten bizi insan yapan en önemli değerler de bunlardır.

Bir romanı, bir hikâyeyi, bir şiiri bıkmadan, usanmadan bize okutturan bu değerlerdir. Çoğu insan bir edebi eserde kendisini bir kahramanın yerine koymuştur. Onunla ağlayıp, üzülmüş ya da onunla gülüp sevinmiştir.

Bundan dolayıdır ki insan ilgisi olsa da olmasa da edebiyattan kopamamıştır. Okuma yazması olmayan bir insanın söylediği bir mani bile buna güzel bir örnektir. Ve buna uyan pek çok örnek verebiliriz. Bu durumda edebiyat ve insan eşit tutulmaktadır.

Dolayısıyla insan hiçbir zaman kendisini edebiyattan soyutlayamaz. İster köy yaşantısı, ister şehir hayatı, kültür gereksinimleri, gerekse dünya görüşlerimiz edebiyatın temel taşlarını oluşturmaktadır. Duygu ve düşüncelerimiz de her zaman edebiyatla iç içe olmuştur.

Edebiyatın yaşantımızda ki etkisine bakarsak, insan bilerek ya da bilmeyerek edebiyatla iç içe olmaktadır. Okuduğumuz şiir, roman, öykü, masal, deneme, fıkra, sahnelenen tiyatro oyunları ve daha pek çok eser edebiyatın türlerini ortaya koymuştur. 

Ve sonuç olarak diyebiliriz ki edebiyatsız insan, insansız da edebiyat olmaz…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmek zammının geri alınması doğru bir karar mı?