Küllerinden doğan şehir

Sevgili okurlar;

Bir ülke düşünün; iki savaşan güç olan Almanya ve Rusya’nın arasında kalmış, yok olmanın eşiğine gelip de yerle bir olmuş başkent ve zarar görmüş birçok şehrinden sonra hayatta kalan vatandaşlarıyla birlikte aynı bizim gibi canlarını dişlerine takarak şehirlerini ve başkentini yeniden inşa etmişler. Varşova da böyle bir şehir... Polonya’nın başkenti olan ve Vistül Nehri’nin iki yakasını da çevreleyen Varşova; sanatın ve tarihin kenti aynı zamanda... II. Dünya Savaşı’nda tümüyle yok olmuş  ve adeta küllerinden yeniden doğarak bugünlere gelebilmiş bir şehirdir. Bu yazımda da küllerinden doğan bu şehrin tarihindeki en önemli kısmını sizlerle paylaşacağım.

Önce 1933 yılına gidelim... II. Dünya Savaşı resmi olarak başlamadan önce aslında bu savaşın başlamasındaki amacı kısaca görelim. 1933 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi, Adolf Hitler liderliğinde iktidara geldi. Hitler’in iktidara geldiği andan itibaren tek amacı, “Büyük Almanya” hedefini uygulamaktı; yani Almanya’yı, Avrupa’ya hükmeden devlet haline getirmek, Sovyetler Birliği topraklarını ele geçirerek sınırlarını genişletmek ve müttefik, kuracağı kukla devletlerden oluşan bir çember içinde kalmaktı. Bu hedefini uygulamaya geçirerek sınır komşusu olan Polonya’ya dost görünerek hem ilişkilerini geliştirmiş, hem de yakınlaşmıştır. Hitler; böylelikle 1 Eylül 1939 yılına kadar hedefine ulaşmak için çalışmış, o güne kadar dost göründüğü Polonya’yı 1 Eylül 1939 yılında işgal ederek II. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşlemişti.

SAVAŞ ÖNCESİ VARŞOVA

Polonya, Versay Antlaşması ile 1918 yılında bağımsızlığını kazanmış ve Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bağımsızlığına kavuşan Polonya Devleti’nin başkenti Varşova’ydı. Bu dönemlerde Yahudi hayatının ve kültürünün büyük bir merkeziydi. Savaş öncesi, Varşova’nın toplam nüfusunun hemen hemen yüzde 30’unu Yahudi nüfusu oluşturmaktaydı. Varşova’da bulunun Yahudi cemaati, Polonya ve Avrupa’daki en büyük Yahudi cemaatiydi.

SAVAŞ DÖNEMİ VARŞOVA VE YAHUDİ GETTOSU

Almanya, 1 Eylül 1939 yılında Polonya’yı işgal edip saldırmasından sonra Varşova’yı yoğun hava saldırısıyla ve bombardımanıyla şehrin teslim olmasına mecbur bırakmıştır. Varşova, teslim olduktan sonra Alman Birlikleri, 29 Eylül 1939 yılında Varşova’ya girmiş ve 1945 yılına kadar şehri yerle bir etmişlerdir.

Varşova’ya girdikten kısa bir zaman sonra Alman yetkililer, Yahudi Konseyi’nin kurulmasını istediler. Bu konseyin başkanı olarak da Adam Czerniakow isimli Yahudi mühendisi emirlerini yerine getirmesi için boyundurukları altına almış ve Varşova’da kurulacak olan Yahudi Gettosu’na da yönetici olarak atanarak Alman yetkililerin emirlerini uygulamak zorunda kalmıştır. Alman yetkililer, Varşovalı Yahudilerden kendilerini tanıtması için Mavi Davut Yıldızı’nın yer aldığı bir kolluk takmaklarını istemişlerdir. 23 Kasım 1939’dan itibaren Yahudiler bu kolluğu takmaya başladılar. Tamamen işgal etmeye başladıkları Varşova’da Yahudilerin tüm mallarına el koymuşlar, okullarını kapatmışlardır. Kasım 1940’tan itibaren evlerinden zorla çıkardıkları Yahudileri, gettolardaki küçücük odalara yerleştirerek, birden fazla insanın aynı anda yaşamalarına zorlamışlardır.

1940’tan itibaren başlayan sefil hayatta, Alman yetkililerin dağıttığı karneyle alınan yemekler insanlar için yeterli olmadığından birçok kişi, çocuklar da dahil olmak açlıktan ölmeye başlamıştır. 1940 ve 1942 yılları arasında 83.000 Yahudi’nin açlıktan ve hastalıktan öldüğü kayıtlarda yer almaktadır. Başlayan salgın hastalıklarda bile gettoya ilaç sokmak yasaktı ve insanlar el altından ilaç temini veya yiyecek temini yapmak durumunda kalmışlardır. Bu süre zarfında Alman SS birlikleri ölüm merkezine kitlesel sürgünleri de başlatmışlardı. Ölüm merkezinde öldürülen insanlar haricinde sadece getto içinde 12 Eylül 1942’ye kadar öldürdükleri Yahudi sayısı 35.000’dir. Alman SS birlikleri, 19 Nisan 1943’te Varşova’daki bu gettoyu kapatma kararı alarak, Yahudileri Lublin bölgesindeki zorunlu çalışma kamplarına sürmüşlerdir. Varşova gettosunun kapatılmasından sonra bile Yahudiler harabeye dönen bu yerde saklanmaya devam etmişlerdir.

WARSAW UPRİSİNG MUSEUM - VARŞOVA AYAKLANMA MÜZESİ

Bu getto, günümüzde Varşova’da “Warsaw Uprising Museum - Varşova Ayaklanma Müzesi” olarak ziyaretçilerine açıktır. Varşova’ya yolunuz düşerse bu müzenin, ziyaret edilecek yerleriniz arasında olmasını tavsiye ederim. O dönemde yaşananları tarihsel sırayla, o dönemde çekilen fotoğraflarla çok güzel gözler önüne sermektedir.

Aynı zamanda, bir sonraki başlık altında değineceğim Varşova Ayaklanması’nın izlerini ve belgelerini de görebilirsiniz. Bu müze içinde, o dönemdeki ayaklanmada bulunan ve hala hayatta olan insanların yaşadıklarını anlatan video görüntüleri de mevcuttur. Hatta bu getto içinde ölen ve diğer Yahudiler tarafından gömülen insanların birkaç mezarı da mevcuttur. Müze içinde yürüdüğünüz taşlı yol, o dönemden kalan yoldur.

Bu müze, her pazar günü ücretsizdir. Diğer günler ise kişi başı tam bilet fiyatı 25 PLN, indirimli bilet fiyatı 20 PLN, rehberli bir grupsanız da ve de grup olarak online rezervasyon yaptırmış iseniz de kişi başı 15 PLN’dir. (Bu fiyatlar, Ağustos 2018’deki fiyatlardır. Güncel fiyatlar için yazının sonundaki kaynak6’da paylaştığım linkten faydalanabilirsiniz.) Aşağıda bu müzeye yaptığımız ziyaretimiz sırasında, çektiğimiz fotoğraflardan birkaçını sizlerle de paylaşmak isterim.

VARŞOVA AYAKLANMASI

Polonya’daki komünist olmayan yeraltı Vatan Ordusu’nun, Sovyet Birlikleri’nin gelmesinden önce Varşova’yı Alman işgalinden kurtarmak için başlattığı, II. Dünya Savaşı’ndaki en önemli olaylardan birisidir. 1 Ağustos 1944’te başlayan ve 63 gün boyunca devam bu ayaklanma, Polonya tarihine en kara gün olarak geçmiştir. 63 gün boyunca devam etmiş diyorum; çünkü Polonyalılar; Nazi ordusuna karşı 63 gün direnebilmiş ve 5 Ekim 1944’te bu direnişi kaybetmiştir. Kızıl Ordu; Polonya’ya gelerek bu ayaklanmayı başlatan 25.000 direnişçiye destek verecek ve Naziler’i bu topraklardan birlikte süpüreceklerdi. Kızıl Ordu gelene kadar da Polonyalılar direniş göstereceklerdi. Ayaklanmanın ilk günleri başarılı olmuş, İngiltere gibi diğer müttefik ülkeler de hava birlikleriyle bu direnişe destek olmuşlardır. Ancak Kızıl Ordu, Vistül Nehri’nin sadece doğu kıyısına kadar gelmiş ve durmuştur. Bölgeye çok yakın olması ve destek sağlama imkanı olmasına rağmen destek verilmemesi, Stalin’in kasıtlı olarak bu operasyonun başarısızlığa uğramasını ve Polonyalıların yenilgisini istediği yönündeki iddialara yol açmıştır. Müttefik güçlerinin yetersiz desteği ve Kızıl Ordu’nun da desteği olmaması sebebiyle Alman birliklerinin yoğun saldırısına dayanamamışlardır.

63 gün direndikten sonra; Alman birlikleri ayaklanmaya katılanlarla birlikte, katılmayan sivil halkı da öldürmüştür. Sivil halktan 150.000 ile 200.000 arasında kişi öldürüldüğü, direnişçilerden de 16.000 kişi öldürüldüğü belirtilmektedir. Şehir çatışmaları sırasında, Varşova'daki binaların yaklaşık olarak yüzde 25'i yıkıldı veya önemli ölçüde tahrip edildi. Polonyalı birliklerin teslim olmasından sonra, Alman birlikleri kalan binaların yaklaşık olarak yüzde 35'ini tahrip etti. Daha önce gerçekleşen; Polonya'nın işgali ve Varşova Getto Ayaklanması ile birlikte, Varşova Ayaklanması'ndan sonra Varşova şehrindeki yapıların yüzde 85'i yıkılmış veya ağır hasar almış durumdaydı. Bundan tam bir sene sonra, 1945 yılının ocak ayında, Sovyetler Birliği; Varşova'ya girmiş ve Polonya’nın bağımsızlığı için destek vermiştir. Aşağıda Varşova Ayaklanma Müzesi’nde çektiğimiz fotoğrafı sizinle paylaşmak istiyorum. Ayaklanmadan sonra Varşova’nın neredeyse tamamının yok olmuş ve ağır hasara uğramış hali...

10 KASIM’DAKİ GİBİ SAYGI DURUŞU

Dört gün önce, bildiğiniz üzere ağustos ayının ilk günüydü ve ben de saat 17.00 civarı toplu taşımada seyahat halindeydim. Kırmızı ışıklarda dururken birden sirenler ve araba kornaları çalmaya başladı, toplu taşıma içindeki herkes ayağa kalkarak 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu. Ben de bu ana eşlik ettim.

Her yıl, ağustos ayının ilk günü saat 17.00’yi gösterdiğinde, Polonya genelinde 1944 Varşova Ayaklanması’nda bağımsızlıkları için mücadele ederek kendilerini feda etmiş o insanları anmak için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilmektedir. Varşova Ayaklanması’ndan bir gün önce, 31 Temmuz 1944’te Polonyalı kumandanlardan General Tadeusz Bór-Komorowski ve Colonel Antoni Chruściel; isyanın saat 17.00’de yapılması emrini vermesi sebebiyle, her yıl yapılan saygı duruşu için de bu saat seçilmiştir.

Bu ana tanık olduğum ve o anda dışarıda bulunduğum için kendimi şanslı hissediyorum. O an, sanki 10 Kasım’daymışım ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yad ediyormuş gibi hissettim birden. 10 Kasım’da olduğu gibi 1 Ağustos günü de belirli yerlere çelenk bırakılıp milli marşları söylenmektedir.

Dünya tarihi, savaşlarla ve acılarla dolu... Savaş, her zaman acı ve gözyaşı demektir insanoğlu için. Her ülke; farklı din, dil, ırka sahip olsa da insanların özgürlükleri ve bağımsızlıkları için verdikleri mücadele ve sonrasındaki acı aynıdır bence ve özünde de hepimiz kardeşiz. Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh!” sözünün temelindeki sayfalar dolusu mana; sadece bizim için değil, tüm dünya ülkeleri için bir ders niteliğindedir diye düşünüyorum.

Bir sonraki ay yeni yazımdabuluşuncaya dek, sağlıcakla kalın. Varşova’dan sevgiler...

*Kaynak1 : https://tr.wikipedia.org/wiki/Polonya_Seferi

*Kaynak2 : https://www.ushmm.org/wlc/en/article.php?ModuleId=10005069

*Kaynak3 : http://www.warsawuprising.com/photos.htm

*Kaynak4 : https://www.polonyadayiz.com/varsova-ayaklanmasi-bir-direnis-oykusu/

*Kaynak5 : https://en.wikipedia.org/wiki/Warsaw_Uprising

*Kaynak6 : https://www.1944.pl/en

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Pınar Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmek zammının geri alınması doğru bir karar mı?