Tutunma dünyası- 2

Genel başkanın, yada yakın çalışma arkadaşlarının eteğine tutunur.

Allah yürü ya kulum der, milletvekili, belediye başkanı olursun.

Partin iktidara gelemese ne olacak ki?

Sen bir yere geldin ya, yeter… Kentte / ülkede karşılığın olmasa ne olur ki?

Seçildin gitti. Hele partin iktidarda ise… seçilmesen ne olur ki?

Büyük ihaleleri kapatır, Türkiye çapında iş adamı olursun, uluslararası boyutta işler yaparsın.

Ya da her türlü devlet makamına gelirsin, liyakat ne ki, en büyük liyakat  makamı genel başkanındır. Halk… önseçim… yeterlilik… başarı ne ki ? Sıkı tutun, sakın salma ha…

Düştün mü vallahi yüzüne bakan olmaz. Bilesin, örnekleri çoook.

Dini cemaatlerin eteğine tutunur, devlete sızar, yine makam mevkii sahibi olur, ciddi işler yaparsın.

Allah yürü ya kulum der ve zenginleşirsin, belki bu şekilde öteki dünyaya da tutunursun ha, ne dersin?

**

Mesela bu arada Büyükşehir Belediye Başkanının eteğine tutunur, ilçe belediye başkanı seçilirsin, meclis üyesi olursun. Zaten belediye meclisinin gündeminin % 80’i  imar ve ihya işleri.

Belki işin yaver gider, bir imar değişikliği ile ihya olursun, ne dersin? Kentteki büyük ihaleleri kapatır, büyük iş adamı olursun, inşaattan otomotive, hatta gazeteciliğe dahi soyunursun. 

Bir baltaya sap olabilmek için bir şeye tutunman lazım kardeş, tutunamadın mı? Vay haline…

Gider asgari ücretle çalışır, sürünürsün ırgat gibi. Tutunamadın mı? İş alamazsın. Gazeteciliği de öyle yap unutma …Vallahi ilan reklam bile alamazsın batarsın ha….Tutunamadın mı ? Vallahi kız bile vermezler adama… Bekar kalırsın.

 

Bu tutunmalar yüzünden siyaset bozulur, halk siyasete ve siyasetçiye güvenmez olur.

Hatta partiler bu durumu düzeltmek için siyasi partiler yasasını değiştireceklerine, siyasi etik yasası bile çıkartmaya yönelirler. Olsun onu da tutunur işimizi görürüz, ne olacak yani!

Demokrasimiz aslan gibi tutunma demokrasisi, halk oy kullanıyor ya  yeter, daha ne olsun!

Katılımcı demokrasiye tutunarak katılıyoruz daha ne olsun…

***

Yalnız, bu arada  sakın ABD’ye tutunmayın ha….

O çok tehlikeli. Saddam Hüseyin 10 yıl ABD’ ye tutundu da ne oldu? Tutunduğu dal, onu astı, ülkesini işgal etti.

Hüsnü Mübarek tutundu da ne oldu?

Vakti gelince hemen yenisini buldular, onu da hapse attılar.

Osmanlı padişahları emperyalizme tutundu da ne oldu?

Koca imparatorluk battı. Allah’tan Büyük Atatürk ve arkadaşları vardı da halkı örgütledi, memleketi kurtarabildik, Sevr’e karşı Lozan’ı yapabildik…

12 Eylül darbesi ve sonrası, hatta Büyük Ortadoğu Projesi ile doğan 14 yıllık  iktidarda bir ara ABD’ye tutunma denemeleri yaptı da ne oldu?

Ordumuz tasfiye aşamasından, ülkemiz bölünmekten çok şükür ki, halkın direnci ile son anda kurtuldu.

***

Atatürk ne güzel söylemiş;

 “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir “diye.

Bizim dinimiz de bilme uygundur, bilme tutunun, aklınızı kimseye kiraya vermeyin, dostlarınıza, kardeşliğe, barışa ve adalete ve eksiksiz demokrasiye tutunun. Böyle yaparsanız, öbür dünyayı Allah bilir, ama inanın bu dünya da hiç kaybetmezsiniz, memleket de kaybetmez.  

Bu yazı bu köşede, Ekim 2016 tarihinde yayınlandı. Aradan yaklaşık 2 yıl gibi bir zaman geçti. Bu zamanda partilerde yaşananlar,cumhurbaşkanlığı seçimi, sistem değişikliği ve ülkede hala yaşananlar yazının maalesef  uzun sure güncelliğini koruyacağını gösteriyor. Siyasi partiler ve ülke bence demokrasiden daha da uzaklaşti. İnsanlarımız demokrasi arayarak,demokrasinin ipine tutunacağına hala  birilerinin ipine  tutunarak yer edinmek peşinde, moda bu. Ne yapalım herkes hakettiği sistem ve kişilerce yönetilir.

Halk perişan, ekonomik kriz  tavan yapmış. Buna rağmen tutunma dünyasında bir değişiklik var mı ,kim kimin ipine tutunuyor, siz takdir edin olmaz mı?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmek zammının geri alınması doğru bir karar mı?