Gizle

Tarihten günümüze kadın şairler

Şiir insanın kendi içidir, kimi zaman kendi ruh dünyasını yansıtmasıdır, kendi kurallarına sahip olmasıdır. Dolayısıyla kişi iç dünyasında yalnızdır. Kişi bu yalnızlıkta kendi yasalarını koyabiliyor ve şiir nasıl içselliğin sesi olabiliyorsa aynı zaman da dışsallığı da merkezine alabilmektedir. Kişi kendi duygularına göre içsel şiir yazabiliyorsa,  etkilendiği olay,  kişi, zaman ve bilgi birikimiyle de dışsal şiir yazabilir.

Şair duygu, düşünce, düş ve özlem gibi yaşamsal birikimleriyle kelimelerin öz anlamlarına kendi dağarcıklarıyla da anlamlar katarak kullanılan dile yeni ifadeler yüklemiştir. 

Diğer yazın türlerinden farklı olarak şiirde çağrışım, imge, simge, sezgi, duyular ve duygular önemli bir yer tutmaktadır.

 Tarih boyunca duygu deyince kadınlar akıllara gelmektedir, dolayısıyla şiir ve kadın hep birbirine yakıştırılır. Fakat bu yakıştırmalar daha çok tarihte, erkek şairlerin kadın üzerine yazdığı şiir olarak algılanmakta, şiir ve kadın yakıştırması bu yönde anlaşılmaktaydı. Hangi dönemde olursa olsun edebiyat tarihinde, özellikle geçmiş dönemlerde Fuzuli’den Yunus Emre’ye Atilla İlhan’a kadar pek çok şairi hatırlamaktayız ama geçmişteki kadın şairlerden olan Divan edebiyatında bir Divan oluşturacak kadar şiiri olan Sırri hanım’ı, edebiyatta önemli bir yeri olan ve Batılı Türk edebiyatında “Efsus“ adlı ilk şiir kitabı yayımlanan Nigar hanım’ı ve daha pek çok adı geçen kadın şairleri çok az sayıda kişi bilmektedir.

Tarihte şiir yazan kadın şairlerin azlığı hep dikkatimizi çekmiştir. Bunun sebebi kadınların bu konuda ön planda olmak istememeleridir. Erkek şairler duygularını dışa vurmayı şiir yazarak aktarmayı tercih etmişlerdir. Kadın şairlerin ise şiir yazması toplum tarafından yadırganmıştır. Toplumda erkekler yazdıkları şiiri karşı cinse rahatlıkla verirken ya da başkasına okutabilirken kadın şairler bunu yapamamış, yazdıkları şiirleri bir kitap arasına iliştirerek ya da yakarak yok etme yolunu seçmişlerdir. Bu yüzdendir ki, kadın şairler aslında bildiğimizden daha çok vardır ama tarihte sır olarak kalmışlardır. Özlem, sevgi, aşk gibi kelimeleri kullanmaları o dönemlerde kullanamadıkları gibi bir diğer neden de Osmanlı döneminde kadınların eğitimine verilen önemin azlığıdır. Bugün adını hatırladığımız, bugüne kadar gelen divan şairleri sadece iyi eğitim alabilmiş olan şairlerdir.

Bugün tarihteki pek çok kadın romancının adı günümüze kadar gelip, kadın şairlerin ismini sayamıyorsak ve şiirin duygularla yazıldığını düşünürsek kadın şairler toplum baskısından dolayı ön plana çıkamamış  ve bu baskıdan dolayı erkek şairlerin yazdığı kalıplarla, ifade ve manzumlarla şiir yazmışlardır, bundan dolayı o dönemde erkek şairlerin şiir kalıplarını taklit eden kadın şairler zaten yenilgiyi kabul etmişlerdir.

Sonbahar dergisinin “ Kadın Şairler Özel Sayısı” nda Günseli İnal kadın şairler hakkında, “ Bir toplumda kadın şairin varlığı, o toplumun ilerleme ve uygarlık düzeyi göstergesidir.” demiştir. Divan edebiyatında elliye yakın kadın şair vardır ama incelenerek bugüne kadar gelen şair sayısı birkaç kadın şairi geçmez.

Tarihte ataerkilliğin kadın şairler üzerindeki etkisi, divan şiirinde bireyin kendi sesini temsil etmesini güçleştirdiğinden dolayı bir kadın şairin kendi duygularını yansıtması imkansızdır. Buna en güzel örnek Fitnat hanım’ın şiirlerindeki ifadelerin kendi kadın kimliğinden uzak erkek kimliğine ait kalıpları sadece divan şiiri yazabildiğini otoritelere kanıtlamak için kullanmıştır. Bu yol o dönemdeki diğer bütün kadın şairler için geçerli olmuştur. Bu düşünceyi benimseyenler olduğu gibi kabul etmeyen kişilerde vardır.

Kadın şairlerle ilgili bilgilere 15. Yüzyıldan itibaren rastlamaktayız. Mihri Hatun, divanı elimizde bulunan ilk kadın şairdir. Ancak Mihri hatun ile aynı yüzyılda yaşamış ve ondan yaşça büyük olan ilk kadın şairimiz divanı elimizde bulunmayan Zeynep Hatun’dur. Kadın divan şairlerinin pek çoğu ebeveynlerinin engellemesi, eşlerinin kıskançlığı ve karşı çıkışlarıyla ya da erkek şairlerin küçümsemesiyle karşı karşıya kalmışlardır.

Kadın şairlerin büyük bir kısmı şairliklerinin ağır basmasıyla ya hiç evlenmemişler ya da evlilikleri yürümemiştir. Zeynep Hatun’un eşinin zoruyla şiiri bırakmasına karşılık, Mihri Hatun evlenmemeyi tercih etmiştir.

Kadın şairler, karşılaştıkları bu olumsuzluklara ve baskılara rağmen aldıkları iyi bir eğitim ile istedikleri yere gelebilmişlerdir. Çoğunun babası veya dedeleri kadı, kazasker, müderris, şeyhülislam gibi Osmanlı bürokrasisinde görev almış kişilerdir. Divan kadın şairlerinin bir ortak özellikleri de Arapça ve Farsçayı çok iyi anlayıp okuyacak kadar öğrenmiş olmalarıdır.

Osmanlı toplumunun eğitim seviyesi yüksek kadın divan şairleri, sosyal hayat içinde kadını genel anlamda edilgen görüşten dolayı, çeşitli engel ve ön yargılarla mücadele ederek klasik Türk edebiyatında kullanılmış bütün nazım biçimleri ve türleriyle, her konuda şiirlerini yazmışlardır. Şiirlerinde kadın kimliklerini, hayal ve düşüncelerini ortaya koymaktan çekinmemişlerdir. Toplum konularında duyarlılık gerektiren durumlar karşısında sesini duyurmaya çalışanlar da olmuştur.

 Antolojilerden başlayarak yapılan araştırmalarda kadın şairler için durum fazla iç açıcı olmayarak günümüze doğru gelindiğinde ise kadın şairler şiirin içine daha kolay girmektedir. Mehmet Fuat’ın “Çağdaş Türk Şiiri” adlı yapıtında (1985) seksen dört şair arasında sadece Gülten Akın’a yer verilmiştir, İlhami Soysal’ın hazırladığı “20. Yüzyıl Türk Şiiri” antolojisinde (1973) Gülten Akın dışında Türkan İldeniz adına rastlamaktadır. Müjgan Cunbur ve Neriman Saryal’ın hazırladığı “Türk Kadınının Şiiri” antolojisinde (1997) ise yüz’ün üzerinde kadın şaire yer verilmiştir. Yılmaz Odabaşı’nın hazırladığı “son çeyrek yüzyıl şiir antolojisi”  adlı yapıtı (2003) son dönemlerde adını duyuran kadın şairlerin artışını göstermektedir.

Tarihten günümüze,

Zeynep Hatun ( - 1474 ), Mihri Hatun ( - 1506 ), Fıtnat Hanım  (  - 1780 ), Şeref Hanım ( 1809 – 1861 ), Nigar Hanım ( 1856 – 1918 ), Gülten Akın ( 1933 – 2015 )

Nilgün Marmara ( 1958 – 1987 ), Didem Madak ( 1970 – 2011 ), gibi şairleri ve günümüzde yaşayan daha pek çok kadın şair örnekleriyle birlikte verebiliriz…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmeğe yapılması planlanan zammı nasıl değerlendiriyorsunuz?