Hedef bu kez ekonomi!

Ülkemiz hem içerden, hem dışarıdan kuşatılmaya çalışılıyor. Evet bir savaş halindeyiz. Daha önce farklı şekillerde denenen “alaşağı etme” operasyonlarının en acımasızlarından biri ile karşı karşıyayız. Döviz üzerinden yapılan saldırılar aralıksız sürüyor. Çok kısa süre içinde doların tavan yapması saldırıların şiddetinin de ne düzeyde olduğunu en net şekilde ortaya koyuyor. Dedik ya bir tür savaş halindeyiz diye… Hükümetin aldığı tedbirlerin yanında, tıpkı Çanakkale’de, Sakarya’da, 15 Temmuz’da olduğu gibi, topyekün bu saldırılar karşısında gerekeni yapmalıyız. Rengimiz, mezhebimiz, etnik kimliğimiz, siyasi düşüncemiz, her neyimiz varsa faklı olan, bunları bir kenara koyma zamanı yine... Elimizden ne geliyorsa yapmalı ve bu saldırılara karşı gereken mücadeleyi göstermeliyiz. Efendim üretim olsaydı, şu bakan yapılsaydı, bu fabrika kapatılmasaydı demenin şimdi hiçbir anlamı yok. Siyasi meseleler üzerinden bugün bile tartışmayı sürdürürsek daha ne zaman bir araya geleceğiz? Madem aynı gemideyiz, güvertede olmakla baş kısmında olmanın bir farkı var mı? Hepimiz aynı anda batacaksak, ona göre hareket etmek zorundayız.

Birtakım güçlerin boyunduruk altına almaya çalıştığı, istikamet çizdiği bir Türkiye görmek istediği gerçek. Öyle ki, “şu saate kadar adamımı serbest bırakacaksın” gibi bir dayatmayı kendine hak görebiliyor. Sarı öküz hikayesini bilirsiniz. Hani aslanların önce sarı öküzden başlayarak, birbiri ardına sürüden kaptığı öküzlerin hikayesinde olduğu gibi… Taviz tavizi getirecek ve dayatmalara karşı eğilen bir boyun bizim sıradan küçük bir devlet olduğumuzu dünyaya göstermiş olacak. O yüzden şimdi bu dik duruşun aynı zamanda milli bir duruş olduğunu hepimizin görmesi gerekiyor. Kavgamızı, eleştirimizi kendi içimizde yapalım, ama bugün birlik olma zamanı. Hele ekonomik kriz tellalığı yapmanın, döviz spekülasyonu yapmanın zamanı hiç değil.

15 Temmuz’da bu ülkeye kurşun sıkan kişi neyse, bugün dolar alıp bekleten de odur ve kanaatimce hiç farkı yoktur. Algı ile ekonomi üzerinde korku ve güvensizlik yaratmaya çalışan kişi en hafif tabirle vatana ihanet etmiş olur. Bunun lamı-cimi yok. Vakit birlik ve beraberlik vakti. Bu savaşı da atlatalım, sonrasında alınan dersler ve tedbirlerle zaten her şey daha iyi olacaktır.

Bu arada yazmadan geçmeyeceğim. Özellikle AK Parti iktidarında zengin olan, varlığına varlık katan iş adamları, ihale zenginleri sizler neredesiniz? Niçin sesiniz çıkmaz oldu? 15 Temmuz’da olduğu gibi yine bu millet varını yoğunu ortaya koymaya çalışıyor da, siz o günlerde ortada olmadığınız gibi bugün de mi olmayacaksınız? İşler yolundayken menfaat sağlayıp, zor durumda böyle ortadan kaybolmaya devam mı edeceksiniz? Bugünler geçtiğinde, bu halk yaptıklarınızın hesabını size de soracaktır, unutmayın.

Ve yerel belediyeler… Daha önceki yazılarda da belirtmiştim, ekonomik olarak sıkıntıya düşmemizin nedenlerinden biri de yapılan israf diye… Bugün, bazı belediyelerin “sosyal belediyecilik” adı altında yaptığı savurganlıkları gördükçe kahroluyorum. Geziler, kahvaltılar, yürüyüş sonrası ziyafetler, şişirilen faturalar… Gerçek vatanseverler biriktirdiği üç kuruşla ülkesine katkı sağlasın diye döviz bürolarında kuyruğa girerken, sen bu tarafta o adamın hakkı olan, sana emanet ettiği parayı, milli serveti böyle har vurup harman savuramazsın. On

kişilik “sosyal belediyecilik hizmet ekibi”nle yiyemezsin o kahvaltıyı! Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yok mu o parada? Bunu da birilerinin görmesi ve “dur” demesi gerekiyor. Dedik ya şu süreç bir atlatılsın, işte o zaman herkesin sicili de bir bir ortaya çıkacak…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?