Nereden nereye, nasıl geldik?

İstatistik verilere göre; Türkiye, 1923’den Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüne kadar ulusal gelirini yüzde 168.8 oranında artırmış.

Bu dönemde, bir yandan Osmanlı’nın borçları ödenirken, yabancıların ellerine geçen limanlar, telefon-elektrik idareleri, demiryolu işletmeleri ve tütün Rejisi, bedelleri ödenerek ulusal varlıklara katılmış, Sümerbank, Etibank, SEKA, Şeker ve bez fabrikaları ile ekonomik yaşam canlandırılmış, eğitim hamlesi ile “nitelikli insan” yetiştirilmiş.

1938-1950 arasında ekonomik hamleler sürdürülürken, 2. Dünya Savaşı’nın koşullarında karne ile ekmek dağıtımı gibi sıkıntılı yıllar yaşanmış. Bu dönemin iyi yönü ise, emperyalist ülkeler arasındaki “paylaşım savaşına” katılmamak olmuştur.

1960-1970 arası, Demokrat Parti’nin iktidar döneminde ABD’nin katkılarıyla özellikle tarım ve hayvancılıkta önemli gelişmeler yaşanmış, ülke ölçeğinde altyapı çalışmalarına ağırlık verilmiş ancak ilk kez dış borçlanma yaşanmış. 1960 yılı itibariyle dış borç 558 milyon dolar.

1960-1970 arsında, Koalisyonlar ve Adalet Partisi iktidarında ulusal gelir yüzde 92.9 oranında artış göstermiş. Ancak, dış borçlanma da yükselmiş. ( 1970’de dış borç: 2 bin 297 milyon dolar.)

1970-1980 arasında ulusal gelir yüzde 212.3 artış göstermiş. Dış borçlanmadaki artış da sürüyor! ( 1980’de dış borç 18bin 385 milyon dolar)

1980 yılına kadar Türkiye, birçok yanlışa rağmen, tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten bir ülkedir. Kamu İktisadi Teşebbüsler. (KİT’ler) kağıt, mensucat, şeker, madencilik ve TEKEL ürünleriyle hem üretim yapıyor hem de yoğun bir istihdam sağlıyordu. KİT’ler aynı zamanda “piyasayı dengelene” niteliği de gösteriyordu. Bu durum, yabancı şirketlerin Türkiye piyasalarına girişi önünde önemli bir etkendi!

Türkiye, “24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Önlemleri” adı verilen ekonomi-politik bir kararla, küresel ekonomik düzenin arzu ettiği köklü bir değişime girdi! Özetle; TL’nin yabancı paralar ve özellikle DOLAR karşısındaki dalgalanması engellenmeyecek, yabancı sermaye girişine kolaylık sağlanacak, KİT’ler “Özelleştirme” adı altında satılacak, tarım ve hayvancılıktaki destekler sınırlanacak, fiyat artışlarına engel olunmayacak ama ücret artışları sınırlanarak iç tüketim kısılacaktı!

Bu dönemde Türkiye’de işçi sendikaları ve siyasal muhalefet hayli güçlüydü. Bu kararların “demokratik bir ortamda uygulanması zordu!” İşte, bu nedenle Türkiye’de iç siyasal çatışmalar, “faili meçhul cinayetler” tetiklendi! “Kardeş kavgasına son vermek” örtüsü altında “12 Eylül Askeri Darbesi” geldi! Bülent Ulusu başkanlığındaki hükümette, “24 Ocak Kararları’nın mimarı” olan Turgut Özal, “Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı” oldu!

Daha sonra, iç ve dış etkenlerin siyasi iktidara hazırladığı Turgut Özal, ANAP’ı iktidara taşıdı!

ANAP döneminde Türkiye, “Özelleştirme furyası” ve “Faizsiz Bankacılık” ile tanıştı! Kamusal üretimin eli kolu kırıldı! Sonrasında gelen “Koalisyonlar” döneminde de aynı “ekonomi-politika” sürdürüldü. Ve, 2001 yılında büyük ekonomik kriz yaşandı! Dönemin DSP-ANAP-MHP koalisyonu, “Bu kriz dış güçlerin oyunudur!” diyemedi! Ve, MHP’den başlayan dağılma süreci ile 2002 seçimlerine geldik.

Büyük bir “proje” olarak, AKP tek başına iktidar oldu!

Özelleştirmelerin en has örnekleri bu dönemde yapıldı. Maliye Bakanı Unakıtan’ın deyimi ile “Babalar gibi sattılar.”

Sümerbank, SEKA, TEKEL, TELEKOM ve nihayet şeker fabrikaları yok pahasına satıldı!

O zamana kadar Türkiye, her türlü kağıdı üretiyordu. Kağıt fabrikaları özelleştikten sonra üretimden çıktılar! Değerli arazileri üzerinden yeni sahiplerine büyük servetler kazandırdılar! TEKEL satıldı, artık bu ülkede “yerli üretim” sigara yok! Beş büyük sigara tekeline kurban olduk! İçki fabrikaları satıldı, ABD’li firmaya bal börek oldu! Likör ve bira fabrikalarının eşsiz değerdeki arazileri üzerinde lüks rezidanslar yapıldı!

Tarım ve hayvancılıkta, her türlü ürünü ve hatta samanı yabancı ülkelerden satın alır olduk. Fransa’dan alınan hayvanlar, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’na “Fransa üstün hizmet beratı” takıldı!

Dış borçlar 400 milyar doları aştı!

Yabancının parası ve projesi ile, “Kamu-Özel Sektör Ortaklığı” denilen YAP-İŞLET-DEVRET modeli projeler dolar bazında ihale edildi! Şimdi, ağır bir bedel ödüyoruz!

Üretime, yerli üretime kapalı, “RANT” sağlayan konut sektörüne açık, borcu yeni borçlarla ödemeye çalışan bir bozuk düzende, başımıza gelenleri şimdi “DIŞ GÜÇLERİN OYUNU” palavrasıyla saklamaya çalışıyoruz!

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Erol Demirbek - veeeee... DENİZ BİTTİİİ

Yanıtla . 0Beğen 15 Eylül 21:00

Anket Başiskele Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?