Sporda yakın plan

Kulaklarımızı, gözlerimizi sporda olacak yeni gelişmelere yönelttik. Sporumuzu yeniden ayağa kaldıracak, çocuklar koşmaya, yaşlılar yürümeye başlayacak diye bir şeyler bekledik. Vuslat başka bir bahara kaldı gibi… 

Sporu yönetmekle yükümlü kuruluşlarımızın önlerinde bir sürü iş var. Birincisi, yakalarına yapışmış değil, ruhlarına inmiş bir örgütle boğuşuyorlar. Söküp atmak birden ve kolay olmuyor. İkincisi, bir şey yapma girişiminde bulunanlar başka nedenlerle bu işlerinden vazgeçiyorlar.

Kulüplere bakarsak daha büyük sorunlarla karşılaşıyorlar.  Tesisleşme, ofis oluşturma, sporcu bulma ve yetiştirme alanlarında ciddi problemlerle karşılaşıyorlar. Oynamakta oldukları ligden bir üst lige çıktıklarında bu defa daha büyük sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bakın Ankara’ya, oradaki futbol takımının maç yapacağı stad bulmaktaki çabalarını şöyle bir gözden geçirin…

Futbolda milli takıma gelelim; Rusya’ya yendik herkes konuştu. İsveç’i konuştuk yine herkes konuştu. Ama içerikler farklı oldu tabi… Liglerdeki oyuncuların neredeyse tamamını yabancı yapmaya çalışırken milli takıma oyuncu bulmanın zorluklarını düşünenimiz yok.

Devşirme oyuncu ve sporcularla bir ülkenin sporunu yönetmeye kalkanlar ileride cevap veremeyecekleri sorularla karşılaşıyorlar. Onlara şimdi soru sormaya cesaret edemeyenler lütfen ileride hiç sormasınlar. Hep yazıyorum, okula ilk başlayan çocuklarımız beden eğitimi ve spor dersinde karşılarında beden eğitimi ve spor öğretmeni görmezse sporu, hareketi ve oyunu sevmeyecektir. Oyun zevkini almayan, alamayan çocuklarımız ilerde daha büyük bir oyun olan hayatta başarılı olamayacaktır. Beden Eğitimi ve Spor, bizleri hayata hazırlayan bir oyundur.

Bu arada sayısı 203’ü bulan Üniversitelerimize bakalım: Komik olan bir durumu sizinle paylaşayım; bazı yüksek öğretim kurumları lisans diploması veren spor bölümlerine sporda yetenek testi yapmadan öğrenci alıyor. Hayatında bir defa bile spor yapmamış, terlememiş, sporun ruhunu yaşamamış bir Üniversite öğrencisi nasıl spor eğiticisi olabilir?

Hoş, bu durumu Tıp eğitimi ile karşılaştırabiliriz. Hayatında bir defa bile olsun insana dokunmamış bir öğrenci adayı diğerine göre birkaç fazla soru yaparak Tıp Fakültesine girebiliyor. İşin komik tarafı sahte hekim olup birçok başarılı beyin ameliyatı yapanları gazetelerde okuyunca şaşırmıyor değilim.

Öte yandan spor dışı alanlarla eğitim-öğretim alan öğrencilerimizin çoğu spor yapma imkanlarından oldukça uzakta bulunuyor. Üniversiteler spor ve hareket için daha fazla hizmet vermelidirler…

Dikkatle etüt ettiğim bir başka konu, bazı atletizm yarışlarındaki derecelerin belirli yaş gruplarında düşmeye başlamasıdır. Keza takım sporlarında savunma davranışları giderek daha kötüleşmiş durumda ve bunu skorlardan izliyorum. Gençlerimizin kullandıkları akıllı telefonların yaydıkları mikro dalgalar, radyo dalgaları, diğer elektronik araçların ürettiği elektro-manyetik akımlar mı acaba sporumuzun hızını yavaşlatıyor?

Haftasonu gelince masamın üstü farklı dergiler, çalışmalar, detaylarla dolu oluyor. Bunları incelerken aklıma gelenleri sizlerle paylaştım. İyi bir hafta olsun…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Başiskele Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?