Enflasyon olayında özel sektör neden günah keçisi ilan edildi?

Şık olmadı.

Daha başka şekilde ifade edilebilirdi.

Başka bir yöntem bulunabilirdi.

Ama öyle yapmadılar, ortaya çıkan enflasyonda özel sektörü “günah keçisi” ilan ettiler.

“Özel sektör fiyatları yüzde 10 indirsin, enflasyon da düşer” dediler.

Öyle bir algı yarattılar ki, sanki özel sektör ürettiği ürünlere keyfi ve normalin üzerinde zam yapmış da bunu geri çekiyor…

Yok böyle bir şey!

İşte maliyetler ortada.

Her ay düzenli olarak hesaplanıp açıklanan “maliyet enflasyonu” ortada.

Maliyetler bu kadar arttıysa, sen ne yapıp da pahalıya mal edilen bir ürünü ucuza satacaksın?

TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), ÜFE’yi (Üretici Fiyat Endeksi) takip eder.

ÜFE sürekli artıyorsa, TÜFE’de artar, buna paralel artmaya başlar.

ÜFE artıyor, ama sen yine de ürününü ucuza sat!

Bu, enflasyonu düşürmek için bir yöntem olamaz.

Sonra ülkemizdeki enflasyon “talep enflasyonu” mu, yoksa “maliyet enflasyonu” mu?

Bence “maliyet enflasyonu”…

Herkes sıkıntıda, piyasadaki para azaldı, “talep enflasyonu” olamaz.

Fiyatları yüzde 10 düşürelim, enflasyon da düşmüş görünsün…

Hepimiz buradayız, önümüzdeki ay düşecek mi düşmeyecek mi göreceğiz.

“Fiyatları yılın sonuna kadar düşürün” deniliyor…

Diyelim ki fiyatlar düşürüldü, enflasyon da düştü…

Veya artmadı…

Üç ay sonra ne olacak?

Biriken fiyat artışları, bir anda patlamayacak mı?

Devlet, özel sektörden özveri bekleyeceğine…

Adı üstünde “maliyet”!

Sen üretimde ne kullanırsın?

Elektrik, kullanırsın…

Doğalgaz, kullanırsın…

Dövizle satın aldığın hammaddeyi kullanırsın…

Fiyatı katlamış yerli ürün kullanırsın…

Döviz artmışsa, elektrik ve doğalgaz fiyatı artmışsa, sen ürettiğin ürünü nasıl ucuza mal edeceksin?

Üretici, ucuza mal etsin ki ucuza satsın.

Devlet özel sektörden özveri bekleyeceğine, önce kendisi özverili davransa ya!

Örneğin…

“Ben elektrik ve doğalgaz fiyatlarını yüzde 10 indirdim, siz de ürünlerin fiyatını biraz indirin” desin.

Diyebiliyor mu, diyemiyor…

Şunu söylemek istiyorum:

Yüksek enflasyonda, özel sektörün “günah keçisi” ilan edilmesi yanlış!

Özel sektör, ayakta kalabilmek için sabahtan akşama kadar kırkı kırk yarıyor.

Gramın, kuruşun hesabını yapıyor…

Ne yüzde 10’ları, yüzde 3-5 kazansın, öpüp başına koyuyor.

Devlet “Fiyat indirin” diyeceğine, krizde yerle bir olmak üzere olan özel sektör firmalarını nasıl ayakta tutabilirim, bunun hesabını yapmalı.

Yani şimdi yükselen enflasyonun suçlusu özel sektör mü?

Yazık!

Atatürk’ün o telgrafı

Tarih, 26 Haziran 1919.

Atatürk, zamanın Suud Kralına bir telgraf çeker.

Aynen şu ifadelerle:

“Suud Kralı dikkatine! Tarafımıza ulaşan haberlere göre; Allah’ın sevgili ve özel kulu, elçisi Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın kabrini yıkıp yerini değiştirecekmişsin. O mezarın tek taşına dokunursan Kurtuluş Savaşı’nı bırakır ordularımla aşağı inerim.”

İşte bu telgraf, tarihe, “Hz. Muhammed’in mezarını yıkılmaktan kurtaran telgraf” olarak geçti.

Mehmet Ali öldü, sorumlusu kim?

7 yaşındaydı…

Derince Turgut Reis İlkokulu öğrencisiydi…

Üzerine okulun bahçe kapısı düştü, öldü.

Şimdi…

Küçük Mehmet Ali’nin ölümünden kim sorumlu?

İdari ve adli soruşturma başlatılmış, yapılan açıklama bu!

Soruşturma başlatılmış da sonucu fos çıkmasın.

Suç, minik Mehmet Ali’nin üzerine kalmasın.

“Kapıya dokunmasaydı, kapı düşmeyecekti” denilmesin.

Görüntüde, Mehmet Ali dokunur dokunmaz kapı düşüyor.

Bu kapıyı kim yaptı?

Kim kontrol etti?

Yaptırılan kapı standartlara uygun muydu?

Kapı bozulduysa, neden tamir ettirilmedi?

Özetle…

Ortada bir ölüm olayı var.

Bu ölüm olayının bir sorumlusu olmalı.

Söylemek istediğim bu!

AP milletvekili eleştirinin dozunu kaçırınca

Adalet Partisi dönemi…

TBMM’de bütçe tartışması yapılıyor.

Hiç yeri değil, ama bir AP milletvekili konuşmasında Erdal İnönü’yü ağır eleştiriyor.

Süleyman Demirel bu eleştiriden rahatsız oluyor, oturuma ara verildiğinde odasına çağırdığı milletvekilini şöyle uyarıyor:

“İsmet İnönü’nün arkasında iki cephede savaş zaferi var. Senin arkanda terzinin diktiği ceketten başka neyin var?”

Başka bir şey söylemiyor…

Milletvekili, elini öperek Demirel’den özür diliyor.

Hayat dersi

Bir gün gelir,

Açmaz dediğin çiçekler açar.

Gitmez dediğin dertler gider.

Bitmez dediğin zaman geçer.

Hayat öyle bir sır ki;

Önce şükür,

Sonra sabır,

Sonra da inanmak gerek. MEVLANA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder 533 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Gebze Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?