Seka - İzmit - Türkiye

Yıllarca SEKA ile İZMİT birbiri ile özdeşleşmiş ve hatta birbirini tamamlayan iki sözcük olmuştu.

Son zamanlarda ülkemizdeki selüloz ve kağıt üretiminin durumu konuşulmaya başlandı. Bunun nedeni de TL’nin değer kaybetmesi sonrasında ithal edilmesi kaçınılmaz hale getirilmiş olan gazete kağıdının medya patronlarını rahatsız eder hale gelmesidir. Ayrıca dışa bağımlı hale gelen yazı tabı kağıtlarının hammaddesi olan selülozun fiyatının, kur artışı nedeniyle ani ve yüksek oranda yükselmesi ile okulların açılması döneminde defter fiyatlarındaki fahiş artışlar, rahatsızlığın bir başka sebebi olmuştur.

Bu sorun esasında SEKA tesislerinin bilinçli olarak teknolojik gelişmelere izin verilmeyen bir politika sonrasında özelleştirilme adıyla atıl hale getirilmesi ile başlamıştır. SEKA Dalaman’ın selüloz tesisi kapatılmış ve yıllık 70.000 ton olan beyaz selüloz üretimi sıfırlanmıştır. 40.000 ton birinci hamur kağıt ve 40.000 ton karton üretimi ise kör topal devam ediyor. 1993 rakamları ile yıllık 212 ton toplam kapasite ile 180.000 ton gazete kağıdı üretimi yapan SEKA Aksu (Milli Gazete’ye verildi) ve SEKA Balıkesir (Albayrak’lara verildi) kapatılmış ve üretim sıfırlanmıştır.

Sizleri ülkemizdeki selüloz ve kağıt sektörünün rakamsal gelişmelerini anlatarak rakamlara boğmak yerine bu sektördeki stratejik hataları ve nedenlerini dilimin döndüğünce anlatmaya gayret edeceğim.

SEKA, 10.07.1934 tarihli Reisicumhur M.Kemal Atatürk ve Bakanlar Kurulu’nun imzaları ve talimatları ile 1.800.000 TL sermaye ile Sümerbank çatısı altında bir şirket olarak kurulmuştur. Başlangıç olarak bir tanesi kağıt bir tanesi karton üretimi yapacak iki makine kurulmuş ve 1936 yılında çalışmaya başlamıştır.

Bu projenin başında ise Fransa Gronoble Üniversitesi’nden başarı ile mezun olarak yurda dönen genç bir mühendis atanmıştır. Ülkemizde kağıt fabrikasının kurulması için büyük gayret sarf etmiş olan Mehmet Ali Bey sonradan “Kağıtçı” soy ismini almıştır.

Mütevazı ve engin bilgili olan Mehmet Ali Bey ile 1970 yıllarının sonunda SEKA Dalaman Müessese Müdürlüğüm sırasında bir haftalık bir beraberlik şansına sahip oldum. SEKA kuruluşu ve ilk sorunlu devreye alma hikayelerini birinci ağızdan dinledim.

Elinde kağıt hamuru olan bir kova ve elekle üniversitelerde kağıt imalatının zor olmadığını gösterme çabalarının sonucunda, Atatürk’ün daveti ile İzmit’te trende titreyerek ve heyecanla yapılan görüşme sonrasında çıkan kuruluş kararı ve projenin başına geçmesi sonucunda kağıt ve karton üretimi gerçekleşiyor.

Konumuz kuruluş anıları olmadığı için ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak projede selüloz tesisi de olmasına rağmen, Mehmet Ali Bey’in anlattığı kadarı ile kağıt üretimine öncelik verilmiş. Selülozun başlangıçta yurtdışından getirilmesi planlanmış.

Selüloz temininde, kağıt makinelerinin temininde de olduğu gibi ciddi zorluklarla karşılaşılmış. Özellikle Merkezi Avrupa’dan (Mehmet Ali Bey’in ifadesi ile) kimse selüloz vermek istememiş, zorla ve o zaman stratejik bir maden olan krom madeni araya sokularak temin edilen selüloz (bol reçineli) ile kağıt üretimi başlatılmış.

Bugün aynı sorunla karşı karşıya kaldık. Ancak teminindeki politik nedenler yerine tamamen dışa bağımlı hale gelmenin sıkıntıları yaşanıyor. Ama bu sorun1936’da kısıtlı olanaklar içindeyken aşılmış olmasına karşın bugün buraya kendi ellerimizle geldik.

SEKA döneminde İzmit’te bulunan sülfit selülozu tesisinde üretim tekniği gereği değerli olan ladin ve köknar odunu kullanılmaktaydı. 1960 yıllarının sonunda başlayan 1970’li yılların başlarında devreye giren yeni projelerde, yeni teknoloji olan kraft tekniği kullanıldı. Çaycuma ve Dalaman tesislerinde selüloz üretiminde, kerestelik kalitesindeki ladin ve köknar yerine her türlü dal, budak ve çam cinsini kullanabilen teknoloji getirildi.

Selüloz tesisi kurmak finansman bulduğunuzda bugün de sorun değildir.

Bu tesislerden beyaz selüloz üreten SEKA Dalaman Fabrikası özelleştirme sonrasında odun temin etmekte zorlanmaya başladı. Yeni sahibi çok istekli ve heyecan ile selüloz üretimine devam etmek istemesine rağmen Orman İşletmeleri, yani Devlet Orman Genel Müdürlüğü bu odunu temin edemedi. SEKA döneminde de biz çok sıkıntı çektik. Orman idaresi ile her sene kavgalı olurduk. Hatta Dalaman Teknik Müdürlüğüm sırasında Ramazan ayında odun stokları sıfırlandığı için Muğla Yılanlı Dağı’ndaki tahtacıları ziyaret ederek bize yükleme yapmalarını sağlamıştım.

1975 yılında ilk Dalaman’a gittiğimde yaşlı çam ağaçları sökülerek okaliptüs dikildiğini görmüş ve sevinmiştik. Ancak 8 ila 10 yılda kesimlik hale gelmesi planlanan bu proje Orman idaresinin bilinçsiz projelendirmesi nedeni ile başarılı olamadı. Zira çeşitli toprak ve arazi yapısına göre uygun olacak 600 kadar çeşidi olan okaliptüsün her yere aynı cinsin dikilmesi sonucunda başarılı olamadığını biliyorum.

Yurtdışından odun getirerek çalıştırılmaya çalışılan ve hatta tekrar okaliptüs dikimi projesi başlatan SEKA Dalaman’ın yeni sahibi sonunda selüloz tesisini kapatmak zorunda kaldı.

Çaycuma özelleşme sonrasında halen yurtdışından getirdiği odunlarla selüloz (Esmer Kraft) üretimine devam etmeye çalışıyor.

Yugoslavya’nın parçalanması sonrasında Bosna Hersek’te kalan Maglaj kasabasındaki Natron-Maglaj Selüloz ve kağıt fabrikaları 2004 yılında bir Türk Holding’i tarafından devir alındı (Bir çeşit özelleştirme). SEKA Dalaman’ın bir kardeşi gibi olan ve 1992’de bomba düşmesi ile durdurulan selüloz ve kağıt fabrikasının yeniden modernize edilerek devreye alınması projesini yönettim. Yaklaşık 3.5 yıl süren bir çalışma ile tamamen yeni otomasyon sistemleri uygulanarak ve kapasite artırımıyla devreye alınan tesis başarı ile çalışmaya devam ediyor. Buradaki anahtar kelime; orman varlığı idi. Ayrıca ve daha önemlisi 10 başbakanlı, 2 başkanlı Bosna Hersek Devleti’nin ormana ve selüloz kağıt üretimine verdiği önem ve önceliklerdi.

Odun dışında hammadde kullanmak üzere kurulan SEKA Afyon Çay Fabrikası, Eber Gölü’ndeki kamışların değerlendirilmesi için kurulmuştu. Sonrasında şeker fabrikasının atık suları bu gölü kirletmeye başladı. Bunun yanında DSİ göl su seviyesini yükseltti. Kamış üretimi azalmaya başladı. Hammadde sorunu; tesiste ufak değişiklikle saman kullanılarak giderilmeye çalışıldı. Her geçen gün hammadde fiyatları artınca tesis ekonomik olmaktan çıktı. Zaten üretilen saman selülozu karakteri nedeni ile tam olarak odun selülozunun yerini tutması mümkün değildir. Özelleştirmede başarılı olamayınca hurda olarak tüm tesis satıldı.

Bugünkü kağıt darboğazının veya yerli selüloz üretimi yapılamayışının nedeni selüloz tesisi olmayışında değildir. Sorun esas olarak hammadde kaynağı olan orman yönetimindedir. Halen ayıklama tekniği ile ağaç kesimini sürdüren veya kendiliğinden yıkılan ağaçları toplayan bir anlayışla yerli selüloz üretimi mümkün değildir.

Orman yönetiminde mutlaka ciddi bir iyileştirmeye gidilmesi gerekmektedir. Hani sokak lambası altında anahtarını arayan hocaya sormuşlar:

- Anahtarı nerede kaybettin?

Demiş ki “Şu ileride..”

- Peki, neden orada aramıyorsun?

Demiş ki; “Orası karanlık burası aydınlık.”

Çözümü yanlış yerde arıyoruz. Gazete kağıdı sorunu ise başka bir konudur. Selüloz üretimi ile pek ilgisi yoktur. Onu da daha sonra paylaşmaya çalışırım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Tamer Altılar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?