Atatürk ve “yaşamak kanunu”

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in 100.yılına ulaştık.

Kutlu olsun!

Bugün bir taraftan 100 yıllık Cumhuriyet’in onurunu ve gururunu yaşarken, diğer taraftan “73 yıldır karşı devrimci sağ iktidarlar” tarafından yönetilen ülkemizin siyasi, sosyal ve ekonomik yönden düşürüldüğü sıkıntıların üzüntüsü içindeyiz.

Böylesine karmaşık duygularla kutluyoruz 100.yılı.

Geçmişi ve bugünü doğru değerlendirerek, geleceğe ışık tutalım istiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük zorluklarla kuruldu.

Atatürk ve arkadaşları; Milli Mücadele’de, işgalci yabancı ordulara, onları destekleyen emperyalist devletlere, iç savaş çıkaran bozgunculara ve en nihayet bütün bu iç ve dış hainlerle işbirliği yapan padişah ve işbirlikçilerine karşı savaştılar.

Bu milli savaş bin bir zorlukla kazanıldı ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kuruldu.

Cumhuriyet, emperyalizme karşı bağımsızlıktı.

Cumhuriyet, egemenliğin Osmanlı hanedanından alınıp Türk halkına verilmesiydi.

Cumhuriyet, şeriata karşı laiklikti.

Cumhuriyet, tutuculuğa karşı devrimcilikti.

Cumhuriyet, ümmetçiliğe karşı ulusçuluktu.

Türkiye’nin yönetimi şeriata değil, akla dayanacaktı.

Bilim, en büyük yol gösterici olacaktı.

Eleştiriye, sorgulamaya ve ortak akıl yaratmaya önem verilecekti.

“Aydınlanma dönemi” bu ilkelerle başlatılmıştı.

Atatürk’ün hedefi sadece vatanı yabancı işgalcilerden kurtarmak değil, Türk toplumunu “çağdaş uygarlık düzeyine” taşımaktı.

Evrensel demokrasi değerlerini, topluma benimsetmekti.

Atatürk’ün Cumhuriyet’le birlikte geçirdiği 15 yıl, “toplumsal değişim” için yeterli olmadı.

Çok şey yaptı, insan yaşamını iyileştirmede, tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta büyük atılımlar başlattı; bütün bunları dışarıya avuç açmadan hatta Osmanlı’dan kalan borçları da ödeyerek gerçekleştirdi.

Türkiye, kısa zamanda dünyanın saygın ülkeleri arasına girmeyi başarmıştı.

Ancak ölümünden sonra Türkiye, artık “Atatürk döneminin Türkiye’si” değildi.

Bunda 2.Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntıların etkisi de vardı, kısa zamanda “Aydınlanma Devrimi”nin ilkelerinden sapmalar başladı.

1950 yılında çok partili sisteme geçtiğimiz günden buyana, yani tam 73 yıldır, Türkiye karşı devrimci sağ iktidarlar tarafından yönetiliyor.

Atatürk bize “bağımsızlığı”, “demokrasiyi”, “laikliği”, “ulusa ait egemenliği”, “çağdaş eğitimi”, “köyden başlayan kalkınmayı”, “milli sanayiyi”, “onurlu dış siyaseti” miras bırakmıştı, şimdi dönüp bakıyoruz, bu değerlerimizin hiç biri ortada yok.

Oyun artık açık oynanıyor.

Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve aydınlanma devrimlerine karşı çıkıyorlar.

Laik Cumhuriyet’i yıkıp, yerine “din devleti” kurmak istiyorlar.

Bunun için de bütün “gerici unsurlar” işbirliği içinde.

Tarikatlar, dernekler, vakıflar, dinci partiler…

Tabii bunlara en büyük destek de 100 yıl önce olduğu gibi bugün de Türkiye’yi haritadan silmek isteyen emperyalist devletlerden geliyor.

Tam bu noktada vatanını ve milletini sevenlere, yurdunun sorunlarını kendine dert edinmiş olanlara düşen bir görev var.

Laik Cumhuriyet ve onun devrimlerine sahip çıkmalıyız.

Atatürk’ün Türkiye için çizdiği yol, hâlâ tek geçerli yoldur.

73 yıldır Atatürk’ün yaptıklarını yıkmaya uğraşanlara, ülkemizi akıl ve bilim ekseninden din eksenine yönlendirmeye çalışanlara, insanlarımızı cehaletin tutsağı haline getirmek isteyenlere, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan laikliği çiğneyenlere, özetle “Cumhuriyet’in kazanımlarını yok etmek isteyenlere”, kesinlikle fırsat vermemeliyiz.

“Cumhuriyet’i yaşatma” sorumluluğuna hazır olmalıyız.

Atatürk’ün 29 Ekim 1933 günü, yani Cumhuriyet’in 10.yıldönümünde söylediği şu sözleri unutmayalım!

“İdeal ele geçince ideal olmaktan çıkar, yaşanır bir şey olur. Bazı şeyler, kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler. Adam fesi atar, şapkayı giyer ama alnında fesin izi vardır.

Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanlardaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar zihniyetin içindedir. Zihniyet binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, onunla boğuşursunuz.

Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda başarılı olursunuz. Önemli olan boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler böyle ilerler. Yorulan, umutsuzluğa kapılan yenilir.

Biz biliyoruz ki inandığımız şeyler doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse; eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü ilerlemenin başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu, budur.”

                                             *****

Evet, sevgili okurlarım…

Atatürk’ün bu sözleri hepimizin kulağına küpe olmalı.

Tamam, ülkemiz 100 yıl sonra bugün de ne yazık ki yine “kurtarılmayı bekleyen” noktada, ama yılmak, köşeye çekilmek, umutsuzluğa kapılmak yok.

Daha çok çalışacağız, gericilerle ve Türkiye düşmanlarıyla mücadele edip aydınlanmanın, çağdaşlaşmanın yolunu bir kez daha açacağız.

Atatürk, “yaşamak kanunu”nda bunu emrediyor.

Cumhuriyet’in 100.yıldönümünü bu duygu ve düşüncelerle kutlamalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

12345 - Emperyalist ülkelerin birşey yaptığı yok.

Herkes kendi ülkesini ve milletini düşünüyor.avrupa birliğine ne üye ülkeler bile kendi içinde menfaatleri ne göre hareket etmiyor mu.600 yıl padişaha kul olmuş bir millet,hala onu üzerinden atamıyor.kula kul olmayı,güçlüye biat etmeyi seviyor.genlerinde kalmış bitmemiş.tek sorun bu bence.yanlisa yanlış diyemeyen ,fikrini söylemekten korkan bir toplum olduk.çok yazık oldu,çok yazık oluyor güzelim ülkeye.cocuklarimiz için gençler için üzülmemek elde değil .son 20 yılda maddi ve manevi kayıplarımızi bir düşünsenize.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Ekim 10:17
02

Dünya Liderisin Reis - @12345 01 nolu yoruma cevabı: 20 yıldır maddi manevi kayıp olmadı kazanç oldu T. C nin başında büyük dünya LİDERİ R.T.E var bir dünya arkasında daha çok REİSLİ seneler yaşayacak bu ülke

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 28 Ekim 12:57


Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler